1. 1.
    bazen birlikte yaşadığınız insanla güzel anlar tıkanır, hayat rutinleşir, tutku eksikliği damarlarınıza eziyet etmeye başlar, huzur, sevecenlik, şevkat ve güvenin yetmediği anlar gelir. anlayamazsınız bu yaşadığınız şeyin ne olduğunu. herşey mükemmeldir ama birşey eksiktir aynı zamanda. didişmeye başlarsınız yok yere. her şey batmaya başlar..bazen uzatırsınız hiç bir ehemmiyeti olmayan şeyleri bile. "seni seviyorum" yetmemeye başlar. daha fazlasını istersiniz, ama bunu ifade etmez yerine saçmalar ve kavga konusu olmayacak şeylerle kırarsınız sevdiğinizi. ve daha bunu yaparken bile bir pişmanlık duyarsınız derinlerinizde bir yerde..ama durduramazsınız kendinizi..saçmalamanın dozajını arttırır ve gecenin bir yarısında bitti herşey diyerek kapıyı vurup sokaklara dalarsınız..sevdiğiniz içeride çaresiz, kırgın ve üzgün tek başına kalır.siz kapının öte yanında ondan dah üzgün ve pişmansınızdır. ama aşkın en büyük düşmanlarından birine, kibire yenilir ve kapıyı çalamazsınız geri dönmek için..
    sokaklara vurusunuz kendinizi, yalnızlığın acısını test edersiniz.. kaldırımlar anlayış göstermez acınıza..ve ışıklar söner birbir yüreğinizde.birkaç anlamsız turdan sonra ayaklarınız ve sönen kibiriniz sizi evin kapısına geri getirir.. en samimi pişmanlık cümlelerini cebinizden anahtarla birlikte çıkarırsınız..kapıdan adımınızı attığınız da hayat size bir oyun oynamış olur.. sevdiğiniz yoktur. saat sabahın dördüdür ve pişmanlık artık sizin yaşadığınızı ifade etmede yetersiz kalır.korkarsınız, acıyı en derininizde duyarsınız. sevdiğiniz, kadınınız nerededir.. neden gitmiştir, ve başına birşey gelmiş midir? bütün o korku dolu sorular beyninizi kemirir.. sokağa fırlarsınız. çaresizce ve korkunuzu bastırmak için dualar ederek bütün o ara sokaklara dalarsınız. hayat oyunlarına hız verir ve yağmur başlar.. rüzgara eşlik eder yağmur ve sevgilinizin başına birşey gelmesi ihtimalinin korkunçluğuyla birlikte yüzünüze çarpar.. deli gibi koşarak, adını haykırarak çaresiz arayışınıza devam edersiniz. tam ümidinizi kesip aptalca çözümler düşünmeye başlayacağınız bir anda, sevgilinizi en tatlı ve çarpıcı haliyle; bir kerevetin altında ağlarken görürsünüz. ıslanmıştır, üşüyordur ve yağmurdan daha fazla ağlıyordur.
    birbirinizi gördüğünüz anda herşeyi unutursunuz, içinizdeki pişmanlığın ve yaşadığınız paniğin verdiği eziklik buhar olur uçar. koşarak birbirinize sarılsınız.. ikinizinde ağzından aynı sözcükler dökülür aynı anda;
    sana birşey olmasından çok korktum ...
    siz de gözyaşlarınızı tutamazsınız, birbirinizin gözyaşlarını içerek öpüşürsünüz, ve birbirinize hiç sarılmadığınız kadar sarılıp evin yolunu tutarsınız.. söyleyecek çok şey yoktur.. yaptığınız bir budalalık aşkınızı tazeleme ve birbirinize duyduğunuz bağlılığı tazelemiştir ve bu eşsiz anı birer fincan kahveden ve ağlayarak sevişip, huzur içinde uyumaktan başka bir yolla kutlamak çok anlamsız olacaktır.
    (bkz: #15630401)
    4 ... gurur
  2. 2.
    "bir adam tanıdım, kafasız bir kadına yaşamının yirmi yılını verdi, her şeyi feda etti ona, dostlarını, emeğini, dürüstlüğünü bile, ama bir akşam, kadını hiç sevmemiş olduğunu anladı. canı sıkılıyordu, hepsi bu, insanlarin çoğu gibi canı sıkılıyordu. böylece karmaşa ve dram dolu bir yaşam yaratmıştı kendine.bir olayın olması gerek, insan bağlantılarından çoğunun açıklaması işte bu. bir olayın olması gerek, hatta aşksız bir köleliğin, hatta savaşın ya da ölümün bile."

    albert camus
    3 ... gurur