bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. .
    ramazanda cezaevindeyiz...
    istanbul sokaklarına asılan afişlerde yazıyor bu yazı. boşaltılan bayrampaşa cezaevine iftar çadırı ve lünopark kurulmuş ondan bahsediyor.

    "diri diri yaktılar"... Duyulsa da duyulmasa da Bayrampaşa'nın semalarında o sesler vardı... Bayrampaşa lunapark alanı değil, vahşetin anıt müzesi olabilir ancak.

    " Volta atılan bahçede artık mutlu çocuk sesleri var " diye yazdı zulmün tarihini unutturmak isteyen AKP yalakası bir gazete.

    Doğruydu bir yanı; iftar için kurulmuş onlarca masa arasında koşuşturuyordu çocuklar, koştukları yerin neresi olduğunu bilmeden. Dönme dolap dönüyordu ağır ve gıcırtılı seslerle, orada başka hangi seslerin yankılandığından habersiz.

    Ama biraz olan bitenden haberli ve biraz vicdan sahibi olanlar, çocuk seslerinin arasına karışan "diri diri yaktılar" çığlıklarını duyabiliyordu. Biraz dikkat kesilenler, çocuk kahkahalarının arasında, onlarla hiç ama hiç ilgisi olmayan vahşilikte, soğuklukta bir kahkaha daha duyabilirlerdi; ki o sesler, karşılarındaki kadınlar diri diri yanarken vahşilerin çıkardıkları seslerdi...

    Duyulsa da duyulmasa da Bayrampaşa'nın semalarında o sesler vardı. Dönme dolabın göğe yükselen dolaplarına bakanlar, Bayrampaşa'nın üstünü kaplamış kara bulutları hatırlıyorlardı hayal meyal.

    Bilenler ve vicdanı olanlar, şimdi karavanadan yükselen yemek kokularının arasında insan etinin yanarken çıkardığı o kokuyu bile duyabilirlerdi birazdan... Bayrampaşa'nın havasında, havalandırmasında, koğuşlarında, maltalarında hala o koku var, hala o sesler yankılanıyor her yerinde...

    Ne havalandırmaya kurulan masalar, ne masaların arasında koşuşturan çocuklar, ne dönüp duran dönme dolap, ne çalan davullar zurnalar, hiçbiri, o kokuyu, o sesleri silip atamıyor...
    Çok istiyorlar unutulmasını.
    Unutulsun ve düzenin suç dosyasından kapkara bir sayfa eksilsin istiyorlar belki...
    Belki pervasızca alay ediyorlar bizle... diri diri yakar ve yaktığımız yerde, iftar çadırı kurarız...

    akp'li bayrampaşa belediyesi, cola turka'nın sponsorluğuyla, bayrampaşa hapishanesi'nin içine iftar çadırları ve lunapark kurdu.

    türkiye'nin dört bir yanında kurulan iftar çadırlarının içinde hiç şüphe yok ki, "en orjinal" olanıydı. burjuva basın yayın da öyle düşündüğü için, hemen hepsi haberini yaptı bayrampaşa'daki iftar çadırının...

    insanların diri diri yakıldığı bir hapishaneye, lunapark eğlenceli iftar çadırları kurmak tam da AKP'li belediyeye uygun olandır.

    insanların bombalarla katledildiği bir yerde iftar çadırları ve lunapark kurulmasını sorgulamaksızın, eleştirmeksizin sanki dünyanın en normal şeyiymiş gibi haberini yapmak da, tam burjuva islamcı medyaya uygun olandır.

    çünkü onlar, onlarca insanımızın diri diri yakıldığı sivas'taki madımak oteli'nin altına kebapçı dükkanı yapanlardır. çünkü onlar, sayısız tutsağı her gün işkencelerden geçirdikleri sultanahmet hapishanesi'ni lüks otele dönüştürenlerdir.

    onlar, alışmışlardır böyle yapmaya. onlar, halkın acılarına saygısız, halka zulmü meşru görenlerdir.

    o hapishanede katlettikleri devrimcilerin ailelerinin, yakınlarının eğlence görüntüleriyle bir kez daha acılarının tazelenmesini önemsemezler. bayrampaşa hapishanesi'nde yıllarını geçirenlerin acılarını da düşünmezler.

    orada, o lanetli duvarların arkasında diri diri yakılmıştı 6 kadın tutsak. tarih 19 aralık 2000'di. devletin, o gün koca bir orduyla kuşattığı hapishanelerden biri de bayrampaşa hapishanesi'ydi. yaktılar, bombaladılar, kurşunladılar. tam 12 tutsak öldürüldü o gün bayrampaşa'da.

    19 aralık 2000'de o hapishanenin kapısından, tutsakların yanmaktan kömürleşmiş, kurşunlarla parçalanmış bedenleri çıkarılmıştı. hastaneye kaldırılan tutsakların yüzlerinin yarısı yanmaktan yok olmuştu, vücutlarından erimiş derileri sarkıyordu. şimdi o gün kömürleşmiş bedenlerin çıktığı kapının önünde, zevzek muhabirler, saçma sapan sorular soruyorlardı iftar yemeğine gelenlere...

    muhabirlerin yemekleri beğendiniz mi?.. hapishanenin avlusunda yemek yemek nasıl bir duygu?.. burda olmaktan memnun musunuz?.. soruları, yaralı arkadaşlarına sarılan kadın tutsakların, katiller sürüsünün arasından geçerken resmedilmiş görüntülerini, "diri diri yaktılar" diye haykıran seslerini silebilir mi hafızalardan?

    o gün anaların ağıtları kaplamıştı Bayrampaşa duvarlarının önünü. O gün o duvarların hem önü hem arkası, en ağır acıların yaşandığı bir gündü. Bayrampaşa'nın kapılarına asıl o gün vurulmuştu kilit.

    Kimse, düzen cephesinden kimse artık o kapıları açıp, arkasındaki gerçeklerle yüzleşme cesaretini gösteremeyecekti. Şimdi yapabilecekleri tek ve en iyi şey, o kapıyı bir daha açılmamak üzere kapatmaktı. Türkiye hapishaneler tarihinin en vahşi sayfası, ancak öyle unutturulabilirdi belki...

    Bunlar hiç olmamış gibi, o hapishanenin bahçesine çadırlar, dönme dolaplar kurup eğlenceler düzenlemeleri de, kendi katliamcı gerçeklerinden kaçışlarından başka bir şey değildir.

    Katliamcılıklarını, vahşetlerini Bayrampaşa Hapishanesi'ne kurdukları çadırların, lunapark eğlencelerinin arkasına gizlemek istiyorlar.

    Halktan, bunları yok saymalarını isteyenler, bunlar olmamış gibi o hapishanenin bahçesinde iftara ve eğlenmeye çağıranlar, halkı kendi acılarına karşı duyarsızlaştırmak istemektedirler. Fakat, o hapishanenin bahçesindeki insanlara tutulan mikrofonlar da göstermektedir ki, bunu başaramıyorlar. Halk, o duvarların arasında yaşanan acıları unutmayacaktır.

    Bunca acının yaşatıldığı bir alanda, eğlenceler düzenleyenlerin vicdanı yoktur; bunun ne kadar insanlık dışı olduğunu görmek bilmek için büyük erdemlere gerek yok, sadece katliamcı olmamak, halka halkın duygularına bir nebze değer vermek yeterlidir. Fakat, AKP'lilerde bu kadarı da yoktur.

    Bayrampaşa lunapark alanı değil, vahşetin anıt müzesi olabilir ancak...

    Bayrampaşa Hapishanesi'nin bulunduğu alanı ne yapacaklarını tartışıyorlar bu arada. Otel mi yapılmalı? Alışveriş merkezi mi? En çok rantı hangisi sağlar?.. Dertleri büyük. Aymazlıkları daha büyük.

    Bayrampaşa, bu ülkeyi yönetenlerin nasıl bir vahşetle yönettiklerini herkesin görebilmesi, anlayabilmesi için müze yapılmalıdır.

    Halkın acılarına asgari anlamda saygı göstermek, tarihe saygı göstermek, bunu gerektirir.

    Yakılmış, kurşunlarla delik deşik edilmiş koğuşlar müze haline getirilerek, halka açılmalıdır. Bir koğuşun dört duvarı arasındaki kadın tutsakların, tavan delinerek nasıl yakıldığı tüm halka gösterilmelidir. Gösterilmeli ki, askere, polise bol keseden dağıtılan "kahramanlık" payelerinin, nasıl kazanıldığını görsün herkes.

    Elbette, bunu yapabilmek için o katliamcılığın sürdürücüsü değil, karşısında olmak gerekir. Bunu yapabilmek için, düzenin katliamcılığıyla, katliam politikasıyla hesaplaşmak gerekir.

    Oysa, AKP iktidarı için, bir yandan kontrgerilla politikalarının sürdürücüsü olurken, diğer yandan bu sistemi bozmadan Ergenekon operasyonları yapmak, demokratlık payesi kazanmak için en ucuz yoldur.

    Bayrampaşa'nın C-1 koğuşunu "zulüm anıtı" yapabilir mi AKP? Yapamaz. Çünkü o diri diri yakılanlardan değil, yakanlardan yanadır.

    Öyle oldukları içindir ki, katledildiğimiz alanların üzerinde eğlence mekanları kuruyorlar.

    Katledenlerin iktidar ortakları, elbette Bayrampaşa'yı zulmün, vahşetin müzesi haline getirmeyi akıllarının ucundan bile geçirmezler. Çünkü bu bir anlamda, kendi suçlarını belgelemek gibi olacaktır. Ama şu veya bu biçimde, şurada veya burada, belgelenecek bu suçlar. Hiçbir suç, tarihten kaçırılamayacak.

    Bayrampaşa da belgelenecek; üstelik şimdi, "katlettiler, diri diri yaktılar ve yaktıkları yere iftar çadırları kurdular" diye geçecek kayıtlara.
    2 ... huznun isyan olsun