1. 1.
    Sümerliler, Asurlular, Eski Ahit, Yeni Ahit ve Türbanın Ortaya Çıkışı

    Sümerolog Muazzez Ilmiye Çığ, Türbanın ilk kez Sümerlerde ortaya çıktığını söylüyor. ''Çoktanrılı olan Sümer dininde, özellikle büyük tanrıların mabetlerindeki isteyen kadınların kutsal görevlerinden biri de tanrının gelini olarak 'genel kadın'lık yapmak. Diğer rahibelerden ayrılması için de başlarını örtmeleri gerekirdi...'' "Daha çok sonra i.Ö. 1600 yıllarında bir Asur kralının yaptığı kanunla evli ve dul kadınların da başlarını örtmesi şart koşulmuş. Böylece bu kadınlar da yasal seks yapan mabet fahişeleri gibi kabul edilmiş oluyor. Bu gelenek önce Yahudi kadınlarına geçmiş daha sonra da islam kadınlarına uygulanmış." (M. i. Çığ, Vatandaşlık Tepkilerim, s.163) . Bu konuda birçok yapıtı olan ÇIĞ, özetle, Sümerlerde doğan Musevilikten veya Yahudilikten, Arap töresine girmiştir türban, oradan da islam'a geçmiştir, yani türban, bir Sümer geleneğinin kutsallık ve Tanrısallık kazanmasından ibarettir, diyor.

    Sayın ÇIĞ ile yapılan bir görüşmeden alıntılarla;

    O zaman şimdi dava konusu da olan şu malum örtünme bölümüne gelelim: Sümerlerde kimler, neden örtünüyormuş? ( Devrim Sevimay - Vatan Gazetesi )
    Her tanrının bir evi var, onlara mabet diyorlar. Bu evlerde tanrılar için çeşitli şeyler yapılıyor. Neler yapılacağını tanrılar insanlara söylemiyor, insanlar kendileri tanrıları için ne yapmaları gerektiğini anlayıp, yapıyor.

    * Yani "vicdan evi" gibi bir şey mi?
    Evet, vicdanlarıyla baş başa kaldıkları yer oluyor. Bugünkü kilise, cami ve havralardaki ibadet şekillerinden daha özgürler. Tanrıları hoş tutabilmek için orada danslar yapıyorlar, şarkılar söylüyorlar. işte bu mabetlerde rahibeler var. Bu rahibelerin bazıları da genel kadınlık yapıyor.

    * "Genel kadın" tam olarak ne demek?
    Görevi seks yapmak olan kadınlara deniyor. Onlar fahişe değil, bunu para karşılığı yapmıyorlar. Mabetlerde aşk odaları var ve anladığım kadarıyla o odalarda gençlere cinselliği öğretiyorlar. Bunu nereden çıkartıyorum; çünkü Gılgamış Destanı'nda da ormanda, hayvanlarla büyümüş olan adamı insanlaştırmak için bir mabetten rahibe getiriliyor ve ona cinselliği, yemeyi, konuşmayı rahibe öğretiyor. O genel kadın dediğimiz rahibeler Sümerlerde her şeyi öğreten bir varlık olarak görülüyor. Bunu yaparken kendilerini tamamen tanrıya vakfetmiş sayıyorlar. Çünkü Sümerlerde aslında bekaret var. Bekarete önem verilmesine rağmen genel kadınların mabetlerde ilişkiye girebilmesi, bu hizmete verilen kutsal değeri gösteriyor.

    * Bekarete önem verildiğini nasıl biliyorsunuz?
    Tabletlere göre evlenmeden önce bakire olmadığını söylemeyen kadın boşanırken yarı tazminat alabiliyor.

    * Peki bu genel kadınlar başörtüsünü niye takıyorlar?
    Onları diğer rahibelerden ayırmak için böyle başörtüsü kuralı konmuş. Sokaktaki fahişeler de başörtüsü takamıyor. Bu sadece mabetlerdeki görevli kadınlara özel bir durum. Tarihteki ilk başörtüsü böyle çıkmış oluyor.

    * Sonradan bu iş nasıl tersine dönüyor?
    Sümerlerden uzun yıllar sonra, M.Ö. 16'ncı yüzyılda, Asurlular birden bire kanun çıkarıyorlar. Diyorlar ki, bundan sonra evli ve dul kadınların da hepsi başını örtecek. Aslında burada, evli ve dul kadınların yasal bir şekilde cinsel ilişkiye girdiklerini düşünerek genel kadınlar gibi örtünmelerini ve kendilerini belli etmelerini istiyorlar.

    * Asurlarda başörtüsü takan kadın, cinsel ilişkiye girmiş, bekareti olmayan kadın anlamına geliyor?
    Evet aynen öyle. Ama bunu bazı dinciler yanlış anlayıp "Tarihte ilk başörtüsünü fahişeler taktı" diyorum sanıyor. Oysa ne Sümerlerdeki rahibeler fahişe, ne de Asurlardaki evli ve dul kadınlar.

    * Yani örtünme, islamiyet'ten binlerce yıl önce, kadının toplumdaki statüsünü belirlemek için bulunmuş bir çare?
    Benim anlatmak istediğim de bu! Bunu da ben söylemiyorum, tarih söylüyor. Kendimden bir şey eklemiyorum, yorum yapmıyorum, bilimsel tarihi anlatıyorum.

    * O zaman Asurlulardan islamiyet'in doğduğu döneme gelelim. Orada başörtüsü karşımıza nasıl çıkıyor?
    Kızım, ben islam uzmanı değilim, ama tarih yönünden baktığımızda orada da şöyle oluyor: Hz. Muhammed peygamber olduktan sonra ailesindeki kadınlarla birlikte Mekke'de oturuyor. insanlar hangisi Hz. Muhammed'in karısı, hangisi kızı, hangisi cariyesi biliyorlarmış. O yüzden de orada bu kadınlara sataşma katiyen yokmuş. Ama Medine'ye hicret ettikten sonra durum değişiyor. Çünkü Medine çok kalabalık; Hıristiyan'ı, Yahudi'si her milletten insan var. insanlar Peygamber'in ailesini tanımıyorlar. işte bu dönemde Peygamber'e bir vahiy geliyor. Bir ayete göre "Peygamber karıları, peygamber kızları ve mümin kadınlar sokağa çıkarken tanınmayacak şekilde örtünsünler" deniyor. Oysa bir başka yorumda da deniyor ki, "tanınacak şekilde" örtünecekler.

    * Bu anlattığınız mantığa göre "tanınmaları" daha doğru değil mi ?
    Evet, o daha doğru. Bence "mümin kadınlar" lafı da sonradan eklenmiş bir laf. Çünkü biliyorsunuz, Kuran Peygamber zamanında oluşturulmadı. Ebu Bekir döneminde tanıklardan alınan ayetlerin birleştirilmesiyle yazıldı.

    ASSUR kaynakları ile devam edelim;

    Assur yasaları

    (Kadriye YALVAÇ-Mebrure TOSUN. Sümer, Babil, Assur Kanunları. TDK. Ankara)

    40) - ister evli kadınlar, ister dul kadınlar, veya Assur'lu kadınlar olsun sokağa çıkarlarken başlarını açmayacaklardır. Adamın kızları… ya bir şal, ya bir ... veya bir gulinu ile örtüneceklerdir.

    Sahibi ile sokağa giden Esirtu 'lar (cariye, esire) örtülüdürler. Kocaya varan Kadiştu'lar, (bir 'kutsal fahişe' kategorisi) sokakta örtünmelidirler. Kocaya varmamış Kadiştu'ların sokakta başları açıktır, örtünmemelidir. Fahişe örtülü değildir, başı açıktır. Örtülü bir fahişeyi gören olursa, onu tutuklayacak, şahitler bulacak; onu saray mahkemesine götürecek, ziynetlerini almayacaklar, onu yakalayan (sadece) elbisesini alacaktır. (Örtülü fahişeye) elli sopa vuracaklar, başına zift dökecekler.

    Eğer bir adam örtülü bir fahişeyi görür, onu serbest bırakır (yakalamaz) ve saray mahkemesine götürmezse o adama elli sopa atılacaktır. (Adamı) ihbar eden elbisesini alacak, (Adamın) kulaklarını delecekler, iplik geçirecekler, arkasına bağlıyacaklar. Bir ay süreyle kıralın hizmetini yapacaktır.

    Esire'ler örtünmeyecekler, örtülü esireyi gören yakalayacak ve onu saray mahkemesine götürecektir. Kulaklarını kesecekler. Onu yakalayan elbisesini alacaktır.

    Eğer bir adam, örtülü bir esire görür ve onu serbest bırakır (da) o, yakalanmaz ve saray mahkemesine götürülmezse, onu (adamı) suçlayıp, ispat ettikten sonra, ona(adama) elli sopa atacaklar. Kulaklarını kesecekler, iplik geçirecekler, ensesine bağlayacaklar. Onu ihbar eden elbisesini alacak, o adam bir ay süreyle kralın hizmetini yapacaktır.

    41)- Eğer bir adam esiresini (esirtu) örtmek isterse, beş veya altı arkadaşını oturtup, onların önünde onu örtecek ''0 benim karımdır'' diyecek, 0, onun karısı olacaktır. (Başka) adamların önünde örtülmeyen ve kocası ''bu karımdır'' denmiyen esire, eş değildir. Esirtu'dur.

    Eğer adam ölürse, örtülü karısının evlatları yoksa esirelerin evlatları, (öz) evlattırlar ve (mirastan) hisselerini alacaklardır."

    Asur yasaları böyle ve yıl 2007, yaklaşık 4000 yıl geçmiş, yer Türkiye, bu ülkenin bazı yerlerinde başı açık kadına hala fahişe gözüyle bakanlar vardır. Öyle ya tesettürlü birini iffetli ve namuslu olarak tanımlıyorsanız tesettürsüz olanın da kendiliğinden iffeti ve namusu sorgulanır olur.

    Dikkat edildiyse örtünme, özellikle de türban benzeri baş örtülmesi erkeklerin kendi kadınlarını "ortalık" kadınlarından ayırmak için bir tür damgalama, işaretleme geleneği olarak yaygınlaşıyor ve bir tür sınıfsal özerklik kazanma arayışının sonucu olarak ibrahimi dinler boyunca ilerliyor. Aynı şeyi daha sonra Hz. Muhammed de kendi haremi hatta sahabesi için nüfusu değişik dinlerden ve ırklardan oluşan kozmopolit Medine'ye Mekke'de artan baskılar üzerine hicret ettikten sonra uygulamaya başlayacaktır. Bir de konumuzla pek de ilgili olmasa da cezalandırma yöntemlerindeki sayısallaştırılmış fiziksel şiddet uygulama yöntemlerinin sürekliliğine dikkatinizi çekmek isterim. Bunlar islamiyet'te de devam eder. Yüz sopa vur, ellerini ve ayaklarını çapraz kes vesaire (işin ilginci bu el ve ayakların çapraz kesilmesi uygulaması yine Kuran'a göre kendine karşı gelenlere Firavun tarafından yapılan bir cezalandırma yöntemidir. Araf 124, Taha 71, Şuara 49.) Günümüzde evrensel hukuk ve ceza uygulamalarının içinde bu tür fiziksel şiddet uygulamaları çoktan terkedilmiştir. Türbanı Tanrısal bir emir olarak algılayıp uygulamakta ısrar edenlerin bu tür şiddet uygulamalarını, özellikle kadına özgü olanları kabul edip etmeyeceklerini sorup onları bir samimiyet testine sokmak isterdim. Sıralamak gerekirse Maide 33, 38, Nur 2 nin uygulanmasını isterler miydi? Örneğin kendi çocuklarına… Şeriatın kestiği parmak acır mı acımaz mı yaşayarak öğrenmek
    isterler miydi?
    4 ... nicke lan jello
  2. 2.
    manas destanı yazmış,google sesli okumaya verdim.1 hafta sonra yazı bitecek miş.
    2 ... bu nick bi harika dostum
  3. 3.
    -ki ekini ayrı yazamayan adamın yazdığını okuyacak kadar da işsiz değiliz. Açıkçası saçmaladığından eminim.
    1 -4 ... 7 milyon oldu enes abim