bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    içinde aşkın ve sevginin bir çok halini yaşatan; tutkusunun, ihtilalci başkaldırısının, coşkusunun yanında derin felsefi tespitler yapan, bittabi kendisi aşk ama tutkunun en yoğun yaşandığı anlamda aşk olan; tüm bir hayatın duygu ve ruh geçidi, attila ilhan; kaptan şiiri.

    sırf bu bölüm üstüne koca bir kitap yazılır; ama yine de böylesi güzel ve etkili anlatılamaz. nasıl çeviri yaparken orjinal dildeki kelimeyi tam karşılayacak sözcüğü bulmak ne kadar zor ise bu bölüm de, attila ilhan ruhundan açılan kapı ile kelimelerin anlamlarının içine girilerek unutulamaz bir mey tadında yaşanabilir ancak. derin iz bırakır, her sonda hatırlanır, her başlangıçta inceden sezilir; bir yandan ıstırapla ağırlaştırır, diğer yandan hiçliğe teslimiyetle hafifletir insanı. aşk ve bilgelik ama hep döngüsel bir yol... tarifi imkansız bir anlatım, zihne dokunup, ruhu kavrayış mısraları:

    --spoiler--
    dünden bugüne çektiklerin eksilmedi dedi yağmur bana
    eksilmeyecek dedi bugünden yarına
    bir hiçliğin koynunda istifham gibi büyüyeceksin
    sual sorduğun her şey senden sual soracak
    bitirdim sandığın vakit başladığını göreceksın
    --spoiler--

    --spoiler--
    sen olmadığın vakit

    sen olmadığın vakit büyük yalnızlığım var
    dalgaların kendilerini taştan taşa vurmaları
    sonbahar yıldızlarının sessiz sedasız çırpınmaları
    ve büyük yalnızlığım var
    biliyorsun hani o
    rüzgârın gözüne karanlık bir yelken gibi açtığım
    içimsıra vahşi bir kadın gibi taşıdığım
    yalnızlığım
    --spoiler--

    --spoiler--
    değil mi ki...

    şehrin üstünde tozlu bir ay silkinmektedir
    mevsim yaz olmuş sonbahar olmuş ne umurum
    değil mi ki o büyük istifham üzerindeyiz
    birbirimizi seviyoruz ve sevgimizden şüphe ediyoruz

    --spoiler--

    yıllar sonra gelen düzeltme: hayatım boyunca tanıdığım en güzel insanlardan birinin; ortak aşkımız kaptan olan derin su arkadaşımın emsalsiz güzellikteki hediyesi; t.c. kültür ve turizm bakanlığı'nın anma ve armağan kitaplar dizisinin ilk kitabı olan; 2006 baskılı; Attila ilhan armağanı Kaptan'a saygı çok özel ATTiLA iLHAN kitabı sayesinde; bu özel şiirin ruhuna; kaptan'ın ruhuna karışıp bambaşka giriyorum. devam eden girilerde bu özel kitaptan alıntılarla; kaptan'ın ruhuyla titreşim çoğalacak...
    1 ... inanna salome
  2. 2.
    attila ilhan'ın üçüncü şiir kitabı yağmur kaçağı'nın ikinci bölümüdür. kaçış, arayış, gerilim, aşkla çerçevelenmiş ''ben''; büyük istifham üzerinde şiirlerinde ilk bölüm olan yağmur kaçağı'ndan daha net bir şekilde belirir. bu şiirlerde, çeşitli duygularla şekllenmiş ''ben''in aşkıyla beraber, varlık problemi de irdelenir.

    1.şimdi sen olsan...

    ilk sonbahar yağmuruyla oturduk hayli dertleştik
    ben camın önündeydim o arkasındaydı
    sen izmir taraflarında uzakça bir yerdeydin

    dünden bugüne çektiklerin eksilmedi dedi yağmur bana
    eksilmeyecek dedi bugünden yarına
    bir hiçliğin koynunda istifham gibi büyüyeceksin
    sual sorduğun her şey senden sual soracak
    bitirdim sandığın vakit başladığını göreceksin

    yağmurun altında insanlar biçimsizdiler
    şimdi sen olsan ortalık şenlenecekti
    sanki birdenbire ışıklar yanacaktı
    oysa ben içimdeki kandili söndürecektim

    2. gözlerimi kapasam

    gözlerimi kapasam
    akşam
    bir karanlığın dibinden gözlerin ağzıma bakıyorlar
    ellerimi yüzümü yıldızlarla yıkıyorum
    saçların boynuma sarılıyorlar

    gözlerimi kapasam
    sen boylu boyunca yanıbaşımdasın
    dişlerinin arasında bembeyaz bir nilüfer
    alevleri bile öpebilirmiş gibi
    güçlü ve gururlu ağzın
    beni öptüğün zaman erkek seni öptüğüm zaman kadın
    yanıbaşımdasın

    gözlerimi kapasam
    senin için bir mısra tasarlasam
    bir renk düşünsem
    başımı senin dizine koyduğumu uyuduğumu düşünsem
    çocuğunmuşum gibi saçlarımı okşadığını
    kocanmışım gibi yakama çiçek taktığını
    bir yağmur şehrin bütün seslerini öldürse
    sen ve ben günün yirmi dört saatini öldürsek
    boğazlasak
    ellerin göğsüme girse avuçlayıp kalbimi koparsa
    sımsıcak ben senin kanına girsem
    kalbine kurulup otursam

    gözlerimi kapasam
    rüzgârın kapıları derhal açılacak
    dağbaşlarının temkinli sessizliğiyle sonsuzluğu dinleyeceğiz
    kendimizi inkâr edeceğiz
    hele inkârımızı büsbütün inkâr edeceğiz
    bütün münkirler günde beş vakit bizi inkâr edecekler
    bir kibrit aydınlığında çatılmış kaşlarını göreceğim
    jiletle çizilmiş gibi keskin
    ince
    içimde kanlı bir ihtilâl kopacak
    dudakların bir akşam üstü dudaklarıma değince
    kadehim kırılacak
    münkirlere müminlere küfredeceğim

    3. iki elin kızıl kanda

    sökülüp
    salkım salkım leylekler gelirse ilkbahar olur
    kül mavinin yanına kirli sarı gelirse
    sonbahar
    sen benim yanıma gelirsen
    kıyamet olur
    bir damla gözyaşı okyanus boşluklarını doldurur
    senin gözyaşların beş kıtayı eritirler
    hünerli ellerin yeni bir dünya yaratırlar
    gözlerimden milyonlarca yıldız çoğaltırsın
    milyonlarca defa bakabilmem için
    geceleri sana bir saniyede
    parmaklarımdan istifhamlar çoğaltırsın
    her ağacın dalına bir istifham asarsın
    ölüme mahkûm eder beni asarsın
    ben tutar seni asarım
    karanlıkta kalmış çocuklara döneriz
    artık ben diye bir şey kalmamıştır
    sen diye bir şey yoktur
    hiç gelmemişe döneriz
    korkarız

    gözlerine baktığım zaman
    sonsuzluğu görebilmeliyim
    parmaklarım dudaklarında dolaşırken
    sonsuzluğa dokunmalı
    konuştuğun zaman
    sonsuzluğun sesini dinlemeliyim
    bir istifham gibi eğilip
    seni bir istifham gibi öpmeliyim
    elimden ne gelirse yapmalıyım
    bir tevrat bir incil bırakmalıyım
    beni bir dağ başına koymalılar
    başıma bir dağ koymalılar
    anama avradıma sövmeliler
    sen duymalısın
    iki elin kızıl kanda olsa
    gelmelisin

    4. sen olmadığın vakit

    sen olmadığın vakit büyük yalnızlığım var
    dalgaların kendilerini taştan taşa vurmaları
    sonbahar yıldızlarının sessiz sedasız çırpınmaları
    ve büyük yalnızlığım var
    biliyorsun hani o
    rüzgârın gözüne karanlık bir yelken gibi açtığım
    içimsıra vahşi bir kadın gibi taşıdığım yalnızlığım

    sen olmadığın vakit o denizde
    şarabım tuzlu bir lezzet kazanıyor
    avuçlarımda bir ateş yanıyor
    bir çift insan gözü
    hırsızı iti uğursuzu
    köpek gözü toz ve toprak
    bir kadeh quantro bir kadeh rom bir kadeh yağmur
    avuçlarımda ve çırılçıplak
    sen olmadığın vakit ben de olmuyorum

    o denizde gördüğüm sen
    benim için bir şarkı söyleyecektin
    hazırdın gitarını bir çocuk gibi dizlerine yatırdın
    kanada'lı üç tayfa tezgâhın içine girdiler
    karanlık kıllı kollarıyla şarkının içine girdiler
    kavga çıktı birbirinin çenesini kırdılar
    o denizde gördüğüm sen
    benim için bir şarkı söyleyecektin
    ağlayacaktın
    görecektim
    sıradan bir şarkı söyleyecektin
    kanada'lı tayfalar kahrolup öleceklerdi
    ben de ölecektim

    5. değil mi ki...

    şehrin üstünde tozlu bir ay silkinmektedir
    mevsim yaz olmuş sonbahar olmuş ne umurum
    değil mi ki o büyük istifham üzerindeyiz
    birbirimizi seviyoruz
    ve sevgimizden şüphe ediyoruz
    1 ... inanna salome
kapat