1. 1.
    Bir ülkeye ait, sınırları yasal olarak kabül edilmiş toprakların, bir kısmını veya tamamını devletin idaresinden kopararak, ayrılan topraklar üzerinde başka bir devlet kurmayı veya ayrılan toprakları başka bir devletin hakimiyetine bırakmayı amaçmalamak bölücülük, bu ideolojiye dayalı şiddet eylemi uygulama ise bölücü terör'dür
    2 ... efesim
  2. 2.
    günümüzde türkiye de yaşayan diğer etnik grupların değil de türklerin yaptığı eylem. efendim meşgulüz bugünlerde. başta genelkurmay başkanımız olmak üzere dışlama politikası diye bir şey icat ettik onun uygulanması üzerinde çalışıyoruz.
    ... sempatik hayvan
  3. 3.
    MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE'nin bugün tarihli yazısı.
    Bölücülük

    DTP lideri Ahmet Türk'ün Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelttiği suçlama oldukça ağır. Türk, 30 Ağustos resepsiyonuna DTP milletvekillerini davet etmeyen Genelkurmay'ı "bölücülük"le itham ediyor.
    Ordu'nun DTP'yi, PKK'nın legal-siyasî uzantısı olarak gördüğü açık. PKK terörü ile mücadele ederken çok sayıda şehit veren Silahlı Kuvvetler'in kendi mensuplarının ruhuna ve duygularına tercüman olduğu da ortada. Askerler, terör ve siyaset arasında kurdukları sebep sonuç ilişkisine göre DTP üzerinden PKK'ya karşı tavır koymuş oluyorlar. Yüksek komuta kademesinin, sıcak çatışma içindeki personelinin moralini yüksek tutmak, motivasyonunu artırmak için böyle bir tutum içine girmesi, askerlik mesleğinin gereklerine uygun görünüyor.

    Yine de ortada sonuçları itibarıyla açıklanması zor bir durum var. Anayasal nizam içinde halkın oyunu alarak, devlet içindeki egemenliği kullanan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üyesi sıfatı kazanan DTP'li milletvekillerinin, diğerlerinden farklı bir muameleye tabi tutulması "normal" bir durum değil. Çünkü bu ayrımcılığın muhatabı, o milletvekillerinin şahsında onlara oy veren vatandaşların tamamı. O zaman Ahmet Türk'ün "bölücülük" ithamını ciddiye almak zorundayız.

    Gerçekte sorun nerede?

    Sorun askerin siyasetin içinde olmasında. Çözemediğimiz sorunların, lüzumsuz gerginliklerin arkasında hep bu gerçek duruyor. Silahlı güç ile siyaset arasındaki geçişkenlik sorun çözme yeteneğimizi azaltıyor. Askerin terörle mücadeleyi azim ve kararlılıkla sürdürebilmesi için, PKK'ya karşı sert bir tavır koyması mantıklı. Aynı şekilde demokratik siyasetin de DTP'nin Meclis'teki mevcudiyetinden istifade ederek Türkiye'nin etnik sorununa çözümler bulması, bunun için çareyi Ankara'da arayan DTP'lilere en azından "normal" davranması gerekiyor. Birincisinin disiplin ve hiyerarşiyi; ikincisinin de özgür bir ortamı ve çoğulculuğu koruması gerekiyor. Sorun, disiplinli ve hiyerarşik bir yapıda olması gereken silahlı gücün, özgürlükçü ve çoğulcu demokratik siyasete kural getirmeye kalkmasından kaynaklanıyor.

    Sapla samanı birbirinden ayırmamız lâzım. Siyaset üzerinde hak ve yetki iddiası olan bir ordunun ne kendine ne de ülkeye hayrı olmaz. Askerin siyasete müdahalesi demek, yaşadığımız tecrübelerin gösterdiği üzere ülkeye korkuların, güvensizliklerin egemen olması demek. Çünkü asker için elzem olan disiplin ve hiyerarşi, üreten, rekabet eden ve gelişen bir toplum için diri diri mezara girmek demek. Toplumda var olan çoğulculuğun uyumunu aramak yerine tekdüzeliğin zoraki hakimiyeti o mezarın içinde yaşamaktan farksız.

    Meclis Başkanı, DTP'lileri Meclis'in 1 Ekim ve 29 Ekim resepsiyonlarına davet edeceklerini açıkladı. O zaman şu sorunun cevabını aramalıyız. Türkiye'nin yakıcı etnik sorununun çözümüne TSK'nın DTP'lilere karşı ayrımcı tutumu herhangi bir katkı sağlayacak mı?

    Tekrarlıyorum: Sorun TSK'nın DTP'lilere yaklaşımı değil. Sorun askerin siyasî alandaki ağırlığından kaynaklanıyor. Bir gerçeği artık öğrenmeliyiz. Devlet içindeki egemenliği ve bu egemenliğe dayanan görev ve sorumlulukları yerine getiren kurumlar birbiriyle rekabet etmek için değil, işbölümü içinde birbirini tamamlamak için vardır. Biri diğerinin yetkilerine göz dikerse veya onu engellemeye ve iş yapamaz hale getirmeye çalışırsa sonuçta ortada devlet diye bir şey kalmaz.

    Türkiye'nin etnik sorununun üniter yapı içinde çözülmesi ve toplumsal entegrasyonun sağlanması gerekiyor. Bu sonuca birilerini dışlayarak değil, herkesin rıza göstereceği hukuk çerçevesinde mümkün olan en büyük ortak paydayı oluşturarak ulaşabilirsiniz. Demek ki demokrasi, artık millî birlik ve bütünlüğün de tek çaresi.

    Hepimiz farklı çözümler üreten, kendi içinde rekabet ederek en iyiye ulaşmaya çalışan ve toplumun her rengini temsil eden siyaseti takip etmeliyiz.


    31 Ağustos 2007, Cuma *
    ... enemyof
  4. 4.
    çarpık görüşlü arkadaşların yapılmasına karşıyım derken yaptıkları hedeymiş. ben ciddi ciddi bunu gördüm lan bugün. neler oluyor?

    bildiğin ülkenin yüzde bilmemkaçını bir kaç tane denyonun hareketleri yüzünden kovmaya çalışıyorsunuz lan. noluyor .mına koyayim?

    kimi kimin ülkesinden kovuyorsun? oeh.
    -1 ... balon
  5. 5.
    nazım hikmet ran bir şiirinde ne de güzel söylemiş. hem de bölücülük konusunda hiç bir olayın olmadığı, olmayacağı düşünülen bir zamanda. işte bu da demek oluyor ki şiirlerimize sahip çıkmıyoruz. ama zararın neresinden dönülse kardır hesabı;

    --spoiler--
    dört nala gelip uzak asya'dan
    akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
    bu memleket bizim
    bilekler kan içinde
    dişler kenetli
    ayaklar çıplak
    ve bir ipek halıya benzeyen toprak
    bu cehennem bu cennet bizim...

    yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
    ve bir orman gibi kardeşçesine
    bu hasret bizim
    --spoiler--
    2 ... markasiz
  6. 6.
    türkiye'de çok türlüsü yapılan faaliyettir. insanlar siyasi görüşlerine göre bölünür, ekonomik durumlarına göre bölünür, giyim tarzlarına göre bölünür ama herkes vatanını en çok sevendir, herkes laiktir, hiç kimsenin kendinden farklısına tahammülü yoktur. bunun tezahürü mecliste bile hissediliyor, insanlar birbirlerini dinlemiyor, sadece karalıyor, meclis koltuklarında oturanlar kendilerinden farklı herkesin her yaptığına körü körüne karşı çıkıyor; çünkü herkes en doğrusunu biliyor. namaz kılanlara "gerici", başka coğrafyalardaki ırkdaşlarımızdan bahsedenlere "ırkçı", başka coğrafyalarda ırkdaşlarımızın sahip olduğu topraklardan bahsedenlere "Turancı" yaftası hiç düşünülmeden yapıştırılıyor. "Vatan bir bütündür, bölünemez" ancak millet bölünüyor, hem de gün geçtikçe daha çok bölünüyor.
    -1 ... kemalturna
  7. 7.
    suç değildir. şiddet ve kini özendirmediği sürece suç teşkil etmez.
    -1 ... pipboy
  8. 8.
    anayasal suçtur. zanlıları ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılanırlar.
    1 ... david addison
  9. 9.
    (bkz: bölücülüğü savunanları 7 parçaya bölmek)
    1 ... pipboy
  10. 10.
    aihm'e göre demokratikse suç değildir. bizim anayasamızda suç olduğu için çelişmekteyiz ve aihm bizi tazminat ödemeye mecbur etmekte.
    ... rush