1. 1.
    aydınlanma
    aydınlanmanın fransada doruğa ulaşmış olması sınıf-burjuvazi ilişkisi ile açıklanabilecek ken bize bu açıklama düşünsel mirasını vermeyeceğinden bu eksen üzerinde fazla durulmayacaktır sadece şu denebilir ki ingiltere de cronwell diktatörlüğü döneminde burjuvazinin gücünü kanıtlaması ve 1688 "şanlı(!) devrim(?)"ile asalak sınıfların işbirliği sağlandığından halka inmesine gerek kalmamış-ki bu halk da 19.yüzyıldaki uzlaşımlarla diğer ülkelerin sömürüsünden pay almaya başlamış ve 20.yüzyılda marksın kendilerinden beklediği devrimden ziyade bu "uzlaşı kültürü"-burjuva demokrasisi-ile bütünleşip emperyalizmin asli unsuru olmuştur almanya da ise cılız burjuvazi-ki üretim düzeyi bloch a göre feodal bile değildir-nedeniyle devlet tarafında yürütülmüştür-kant ın adını anmadan "herşeyi düşünün ama itaat edin" dediğini belirttiği büyük fredrich tarafından.. fransada ise ne bir sınıf uzlaşısı gerçekleşmiş ne de bunu devlet üstlenmiştir ki sonuçta geleceğin büyük asalakları halkla bütünleşmek gereği duymuştur

    aydınlanma halkın aydınlatılarak boş inançlardan sıyrılması ve kendi kaderini eline almasını talep etmiştir.yine bu akım dönemin dini-geleneksel kültürüne meydan okuyarak ussallık çağrısında bulunmuş toplumun bilim ve eğitim sayesinde ilerleyip topluma refahın hakim olacağını insanların uslarını kullanarak "bireysel" kararlarını vereceğin ve özgürleşeceğini ileri sürmüştür. gerçekte aydınlanma içerisinde yönetimde halk egemenliği çok da önemsemeyip hatta bir "aydın despotizminni" savunanlar nicel olarak belki de daha güçlülerse de ussal lığı ve bireysel-gelenek ve dinden- özgürlüğü temel alma konusunlda birlik olduğu söylenebilir bilimin ve usun özgürleştiriciliği özellikle ansiklopedistler için temel dayanak olmuştur ve diderot ve (özellikle)voltaire in yönetimle pek bi sorunu olmamasına karşın ciddi kültürel hakimiyeti nedeniyle bu çevre bir tehdit olarak görülmüş ve ansiklopedinin yayını devlet tarafından durdurulmuştur bireyselcilik ve ussallık çağrıları fransız devrimi ve jakobenlerin ilham kaynağını oluştursada bu orta düzey filozofların katkısı bu düzeyde kalmış aydınlanmanın ve devrimin radikal fikirleri montesque roussaeu ve sonradan kant gibi daha çevresel filozoflarda belirmiştir(diğer disiplinlerde örneğin concordet esinlendiği ingiliz deneyciliğini duyumculuk denen yani insanın bilgisini duyumların aritmetiği olarak açıklayan uç aşamaya getirmiş ve bu faydacı/pratik/uzlaşımcı düşüncenin nasıl bir saçmalığa varacağını göstermiştir adeta kendine reductio absurdum u uygularak ingiliz asalaklarının tutuarlı olmasının ancak adeta saçmalıkla olanaklı olduğunun ilginç bir örneğidir)

    montesque:aslen bir aristokrat olan ve aristokratlarden bir rahatsızlığı olmayan montesque demokrasi ve cumhuriyet çözümlemesi ile öne çıkmıştır. rejimlerin bilgisini bize yasaların ruhunun-yani yasanın koruduğu ve emrettiklerinin-verdiğini belirten montesque aristokrasiyi bir cumhuriyet biçimi sayarak demokrasinin bundan farkının yönetimin tüm halkta olması diye belirtmiştir. demokratik bir anayasanın ruhunun özgürlük-özgürlüğü savunması-olduğunu demokrasinin özünün eşitlik ve ilkesinin erdem olduğunu belirtmiştir-ki pek çok türkün cumhuriyetin ilkesi fazilettir diye atatürke ait olduğunu düşündüğü fikir kaynağını buradan alır...-onun eşitlik,özgürlük,ve yönetimde halk egemenliği fikirleri devrimcileri ve roussaeu yu derinden etkilemiştir. ayrıca montesque demokratik bir rejimde erkler ayrılığının gereğini savunmuş aksinin bir despotizm olacağını öngörerek modern demokrasi düşüncesini locke dan daha çok etkilemiştir ve onu aşmıştır
    roussaeu: ansiklopedi de makaleler yazmasına karşın ünlü bilimler üzerine söylevinde mevcut(haliyle)uygarlığın-feodalizm ve gelişmekte olan kapitalizm-insanlar üzerinde yıkıcı etkileri bulunduğunu savunmuştur yine uygarlığın eşitsizlikle doğduğunu ve insanları ahlaki çöküntüye götürenin eşitsizlik olduğunu belirtmiştir insan duygularına yaptığı vurgu onu romantizmin babası yapmıştır tüm bunlara karşın roussaeu olanın yanında olması gerekeni de inceleyerek aydınlanma ile bağını ve onu nasıl aştığını da göstermiştir emile adlı eserinde bir yandan mevcut eğitimi reddetmiş öte yandan bireysel eğitimi ve kişinin özgür eğitimini savunmuştur.çoçuğun eğitiminde kendini yönlendirmesi gerektiğini mevcut gelenekten uzak tutularak özünü korumasını savunmuştur ki onun eğitim kuramı hem bir aydınlanma eleştirisi hem de radikalleşip gelenek ve toplumun üzerine düşünebilen bireyin savunusudur yine en önemli eseri "sözleşme"de halk egemenliğini radikal düzeyde savunmuş temsilcileri sadece bir araç olarak görmüştür.genel irade kavramı ile demokrasinin ancak tüm toplumun çıkarını savunabileceğini bireysel çıkarları ve hatta üzerinde çoğunluğun uzlaştığı çıkarların(herkesin çıkarı) demokratik olamayacağını ileri sürmüştür radikal demokrasi genel çıkar-irade ve eşitlik düşünceleri jakobenlere ve devrime en büyük katkısı olmuştur gelenek eleştirisi ise onun neden aydınlanma ile anıldığını gösterirken uygarlık eleştirisi belki de kantın onu kendi atası olarak görmesini haklı çıkarır sonuçta çetrefil bir filozof olan roussaeu aydınlanma geleneği içerisinde yer alan fakat onu aşmış bir filozoftur!
    kant:aslında bir 19. yüzyıl filozofu olan-temel eserlerini yüzyıl sonunda yazmıştır-kant düşünceleri ile aydınlanmaya ve moderniteye bağlı olmasının yanında bir anlamda modernite ve aydınlanmanın da doğruğudur ayrıca kendinden sonraki bütün felsefe yine kendisine bağlıdır felsefesi genel hatlarıyla bile bu makalenin boyunu aşacaktır ki zaten kuşatıcılığı ve etkisi ile platondan sonraki en büyük filozof kabul edilmektedir-heidegger hariç o modern çağdaki "tek" filozoftur(!)- yine de özetin özeti olarak:kant bilgi felsefesinde duyumlar olmadan bir bilgi olasılığını reddetse de kurucu rolü usa vererek ussalcı safta yer almıştır ona göre ne bilgi sadece duyumların toplamıdır ne de us kavramları tek başına üretmez her iki durumda da bir tekabuliyet yoktur.biz duyumlarımızı işleyerek kavramları kurarız ve bilgiyi bu kavramları ilişkilendirerek elde ederiz.yani ona göre dünyayı olduğu gibi alımlamaz öznel bir şekilde inşa ederiz ki bu öznelcilik kartezyen yaklaşımın aşırılaştırılmış bir yorumu ve modernist toplum inşasının da kökenidir.toplum ve dünya bizden bağımsız değil öznenin inşası ile oluşmaktadır yine aydınlanma nedir makalesinde kant aydınlanmayı usun üzerinde ki baskının kalkarak insanın kendi hayatına aklını kullanarak egemen olmasıdır onu aydınlanmaya doğrudan bağlayan da bu yaklaşımı olmuştur ahlak üzerine iki temel eserinde kant ahlaklılığın tek ölçütünün aklın buyurduğu emirler olarak almıştır ve geleneksel ve deneysel önermelerin ancak bu aklın koşullanmasıdır bir ahlaklı eylem ancak bu koşullanmaların dışında mevcuttur evlilik hakkındaki görüşü-hiç evlenmedi-ise ilginç bir anektod olabilir:evlenmek iki kişinin cinsel organlarını kullanmak üzerine yaptığı bir sözleşmedir.yani öyle pek bir yüce anlamı yok! sonuçta kant geleneksel yaşamın ahlaklı önermeler üretemeyeceğini ve dünyayı biz öznelerin inşa ettiğini belirterek aydınlanma ve moderniteye bağlanır
    buraya kadar ki filozofların dışında voltaire sınırsız bir düşünce özgürlüğü ve hoşgörü savunusuyla öne çıkmıştır onun sözleşme ye verdiği cevap bu yaklaşımının adeta özetidir:"düşündüklerinize katılmıyorum ancak düşündüklerinizi söyleme hakkınızı sonuna kadar savunacağım" yine ansiklopedinin yazarı olarak diderot bilimsel düşüncenin önemini savunmuş ve anarşist yazına göre kişi özgürlüğünü devlete karşı savunmuş bir anarşizan dır(marshall;imge) sonuç olarak aydınlanma kişi ve düşünce özgürlüğünün sonuna kadar savunulduğu ve bireylerin gelenek karşısında özgürlüğünün bilimin din karşısındaki özgürlüğünün öne çıktığı ve roussaeu ile aydın bir despotun bunları garanti altına alamayacağının tek özgürlüğün bir halk egemenliği sisteminde bulunduğunun açığa çıktığı dönemdir ve belki de rasyonel bir toplum inşasının en fazla bu dönemde öne çıkmıştır.
    4 ... bazarov01
  2. 2.
    newton ve kopernik in dünya-insan-evren-tanrı gibi olgularla ilgili yaptıkları düşünce ve form dönüşümleri 17. yy da rönesans hareketlerinin de etkisiyle 18. yy da insanın ideal kavramını kendine hedef alması ve aklı temel unsur olarak ele aldığı bir sürece tanık olmaktayız.
    bilim-teknik alanındaki gelişme ve değişimler kant-rousseau-hobbes-descartes gibi isimlerin etkinliği ile aydınlanma felsefe si adı verilen bir düşünce sistemi gelişti.
    aydınlanma insanlara özgür irade-özgür düşünce gibi bir sürü vaadde bulunmuştur. hedef zaten insanın düşüncesinin hiç bir irade altında ezilmeden özgür bir şekilde ifade edilmesi olarak da değerlendirilebilir.
    süreç içerisinde aydınlanma düşüncesi modernizmi ve peşinden emperyalizmi doğurarak kendi sonunu hazırlamıştır.
    aydınlanma çok güzel ve büyük umutlarla başladığı aydınlık yolu, kısa bir süre içinde kararmış ve vaadlerini yerine getirememekle beraber büyük bir fiyaskoya da imza atmıştır.
    (XII.Sosyoloji öğrencileri kongresinin afişinde de tam anlamıyla bu ifade edilmekteydi.)
    bizim aydınlanma olarak değerlendirdiğimiz her ifade ciddi bir yanılsamadır. aydınlanma aydınlık değil aksine tüm dünyanın yeni bir ortaçağ avrupası formuna bürünmesine neden olmuş, sonsuz bir karanlık ifşa etmiştir.
    ... hebeletulbe
  3. 3.
    iDEALiZM,materyalizmin etkisiyle yarı yolda kalmış bu eksiklikle kendi içinde atomlar halinde parçalanmış aklın en küçük düşünce parçaçağı.Hangi parçasıyla başlarsan başla bütünü toplayınca kendisinin aklın aydınlanması- olacağı.Hakikat ayarışı olan ve oraya giden yoldur.
    ROMANTiK TEPKi,bir kaç ''Robin Hood'' düşünürü.iki gönül bir olunca samanlık,seyran olur diyenler.Neolitik devrimi unutmuş,Sanki aydınlanmayla başlamış romantizmin,doğayı yeni keşfiyle pastoral edebi akıncılarının,akıldan yoksun içgüsel tepkilerinin romantik sanatı.Gerçi hakkını yemeyelim sanatın kendisi buradan gelir.
    MATERYALiZM,bilinçten uzak aklın yolu,akıl ne hacet evrenin yolu.Evrenin varolduğu yer.Sartre'ın özü gibi.Ama saf,yabancılaşmamış aklın,aydınlanmış materyalist hali.Değişim ve koşullar için burada olmak gerekli,bilmek inanmak gerekli.
    NiHiLiZM,burjuva çocuklarının yalnızlığından doğan,ebeveynlerinin arpasının fazlalığından,rahatın batmasından doğan bir kaç sahte entellektüelin görüşü.ör.Friedrich Nietzsche gibi ki kendileride bu yorumu '' ideal'' yitimiyle kabuletmiştir
    FAYDACILIK,Türk Dil Kurumunun yorumuyla:yararcılık.Akıl eleştirsinin yorumu ile ampirik (deneycilik) insanın akılla yürüyen tarihinde işine gelmeyeni satması gibi.Benim,seni işten attırmam için patrona yalanmam gibi.Günümüz dünyası gibi.
    Sen,insan oğlu nankördür gibi retorik yaparak havanı atarken adamlar yıllar önce çözmüş meseleyi.Ya da çözülmüş,çözülenler gibi.
    OLGUCULUK,pozivitizm içinde ne dinleri taşıayan nede metafiziği ele alan içinde edebi sanat niteliği taşıyan bilimin disiplini.insan-lık aklının gelişimi için iyi bir nokta ama şu anda gelinen son nokta Elif Şafak.
    MANTIK,yapı taşları çok eskilere dayanır ama dünyada şu an yok olmakta.
    FENOMOLOJi,yorumsuz.
    VAROLUŞÇULUK,aklın arayışı ama yine akıl olmayınca eksik kalan.Tek akılla mimarı olan Sartre'nin özü.insanlığın hakikat arayışı.Özü olmayanın din ve tanrı arayışı gibi.Buarada -ÖZ- tarihle,bilinçle oluşur.
    METAFiZiK,ölmeden önceki ölünün tanrısal inançı.Hani bir ışık gördüm gibi.Faturaların en kabarık hali...
    yaşayan ölü,ölmüş ama bir haber ölü inancı.
    YAPISALCILIK, somut olan son hali Dubai.Ne saçma değilmi bütüne dahil olmayan yapının (akıl) yapısalcılığı.Sanırım yapısalcılık petrolle ilişkili.BP son durumu açıklar.
    MODERNiZM,içinde diyalektik materyalizmin olmadığı işe yaramayacak mutsuzluk,yıkım,savaş getirecek dünya biçimi.Evren bir şeklide,dünya,akıl bir şekilde evrilecek herhengi bir şekilde devam edecek önemli olan belli bir kesimin elinde değil bütünün elinde evrilmesi.Dolayısıyla bütün bir modern çağ yaşanmıyorsa halen belli köşelerde açlık ve savaç varsa:modernizm belli kesimin evrilmesi,gelişmesi değilmidir.bu belli kesimin elinde olan hakim olduğu şeylerin niteliği gibi...buna akıl,koşul,araçlar,barınak,ekmek,su.... ne dersen de.
    POSTMODERNiZM,modernzimde benlik patladı ego çok yüksek hat safaya ulaştı öyle ki ego,güneşten daha çok insanı yakar hale geldi.Küresel boyutta dünya ego'yla ısınarak büyük patlamayı yarattı patlamayla yaratılan benlik bütün yerküreye saçıldı.Artık benlik savaşı var.Bilinç olsun,olmasın her hangi bir akılda benlik egosunun diğer benlik egosuyla savaşı var. Bu savaştan doğan ötekiyle somut olan dünya nüfusunun iki katı soyut nüfus var.Lakin bu belli sınıfın düşüncesi seni alaka etmez.Çünkü onların hastalık meselesi.Önemli olan bütünün hasta olmaması ve bu yüzden seni alaka etmez. Onun için önemli olan benliğini (ego) değil bilinçini (aklını) yükseltmen.
    MARKSiZM,benim üfliyerek içeceğim çorba olmuş,sahte marksistlerin,komik devrimcilerin oyuncağı.ona sarılarak farklı,farklı yorumlanacak dünya görüşü.O olmadan olmayacak dünya ekonomisi.Çağını yorumlayarak eksiği tamalanacak onunla yeni dünya kurulacak dünya görüşü.
    ... homosapien
  4. 4.
    modern bir dindir. Müminleri ise her ülkede vardır. Diğer dinlerin aksine, insanlara zulmetmekten sınırlayan bir kuralı yoktur. Bu dini Kabul etmeyenler asılır, kesilir. Türkiye'de 1930'larda en çok kan dökmüş olan dindir.
    -1 ... dilci
  5. 5.
    aydınlanma, kant'ın tarifiyle şöyledir: ''aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. işte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır."

    ortaçağ'ın din merkezli ve kilise tarafından yönlendirilen düşünce sistemini eleştirmişlerdir.
    aydınlanmacı filozoflara göre akıl, din'in boyunduruluğundan kurtarılmalıdır. akıl özgürleştirilmeli, bu özgürlük de aklın dini ve geleneksel tüm bağlarından koparılmasıyla sağlanmalıdır.
    2 ... polyglotte