1. 1.
    sandalyesinde oturup çekirdek çitleyen değil de, daha öncesinde agnostik ve ateist bir hayat görüşüne sahipken, yaptıkları araştırmaların sonucunda Fiziksel sâbitelerin uyum derecesindeki hassasiyetlerin arkasında “doğaüstü bir plan” veya “aracının” olduğu sonucuna varan bilim insanlarının değişen görüşleridir.

    Fred Hoyle (ingiliz Astrofizikçi) : “Gerçeklerin mantıklı bir yorumu üstün bir entelektüelin fizik, kimya ve biyoloji ile oynadığı ve doğada kör hiçbir güçten bahsetmeye değer olmadığı sonucunu gösterir. Gerçekten hesaplanan rakamlar o kadar şaşırtıcı ki bu sonuç artık soru ötesidir.”

    George Ellis (ingiliz Astrofizikçi) : “Bu kompleksliği mümkün kılmak için kanunlarda muhteşem bir hassas ayar vardır. Başarılarının komplekslik derecesinin fark edilmesi ‘mucize’ kelimesini bu kelimenin ontolojik durumu konusunda bir taraf olmadan kullanmayı gerekli kılıyor.”

    Paul Davies (ingiliz Astrofizikçi) : “Bana göre bütün bunların arkasında çok güçlü bir delil var. Öyle görünüyor ki biri doğanın rakamlarını, evreni yaratmak için hassas bir ayara oturtmuş.” [167] “ Fizik kanunları son derece saf bir tasarım ürünü görünüyor. Evrenin bir amacı olmalı.”
    “ Tanrı bu tasarımı ne maksatla üretmiştir sorusuna cevap ararken insancı ilke ve biyolojik organizmaların gerekleriyle ilgili oluşumların göz önünde bulundurulması gerekir. Evrende bilinçli yaşamın oluşması için gerekli doğa kanunlarının hassas ayarı açıkça Tanrı’nın evreni böyle bir hayat ve bilincin gelişmesi için tasarladığı sonucunu çıkarır. Bu demek oluyor ki evrendeki varlığımız Tanrı’nın planının merkezi bir parçasıdır.”

    Alan Sandage (Astronomi alanında Crawford ödülü sahibi) : “Ben böyle bir düzenin bir kaostan çıktığını oldukça ihtimalsiz buluyorum. Düzenleyici bir prensip olmalı. Tanrı bana göre, esrarengiz fakat varlık mucizesinin neden hiçbir şey yerine bir şeyler var olduğunun açıklamasıdır.”

    John O’Keefe (NASA’da astronom) : “Bizler astronomik standartlarda şımartılmış ve şefkat ile muamele edilmiş yaratıklarız. Eğer evren büyük bir hassasiyetle yaratılmış olmasaydı biz hiçbir şekilde var olmazdık. Benim görüşüm bu koşulların evrenin, insanların içinde yaşaması için yaratıldığıdır.”

    George Greenstein (Astronom) : “Biz bütün delilleri araştırdıkça bir doğa ötesi aracının varlığı düşüncesi ortaya çıkıyor. Mümkün müdür ki biz beklemediğimiz bir şekilde birden bire yüce bir varlığın bulunduğunun bilimsel kanıtını bulduk. Tanrı ilahi bir şekilde Kozmosu bizim faydamız için mi yarattı?”

    Arthur Eddington (Astrofizikçi) : “Bilimsel teorinin bugünkü durumundan evrensel bir akıl ya da bilginin düşüncesi sonucu çıkarılabilir diye düşünüyorum.”

    Arno Penzias (Nobel fizik ödülü sahibi) : “Astronomi bizi benzersiz bir olaya ulaştırır; hiçlikten yaratılmış olan, hayatın oluşabilmesi için sağlanması gereken koşullara uygun, hassas bir dengeye ve kendisine temel oluşturan bir plana (buna “doğaüstü” de denebilir) sahip olan bir evren. Bu yüzden, modern bilimin gözlemleri yüzyıllar öncesinin sezgileriyle aynı sonuca ulaşmış gözüküyor.”[174] “Bugünün dogması ise maddenin ebedi ve ezeli olduğu yönündedir. Bu dogma, evrenin yaratılmış olduğuna işaret eden gözleme dayalı kanıtlar ve astronominin bugüne kadar ürettiği gözlemlenebilir verilerin hepsinin evrenin yaratıldığı iddiasını desteklediği gerçeğine rağmen bunu kabul etmek istemeyen insanların (bunlara fizikçilerin çoğunluğu da dahildir) içgüdüsel inançlarına dayanmaktadır. Sonuç olarak, verileri reddeden insanlar maddenin ebedi ve ezeli olması gerektiğine dair “dini” bir inanç taşıyan insanlar olarak tanımlanabilirler… Eğer evren her zaman varolmadıysa bilim, evrenin mevcudiyetine dair bir izahat yapılması ihtiyacı ile yüz yüze kalacaktır.”

    Tony Rothman (Fizikçi) : “Evrenin düzeni ve güzelliği ve doğanın şaşırtıcı rastlantıları ile karşı karşıya kaldığınızda bilimden dine doğru bir adım atmaya teşvik olursunuz. Eminim pek çok fizikçi bunu yapmak ister, bunu itiraf edebilmelerini dilerim.”

    Stephen Hawking (ingiliz Astrofizikçi) : “Bilim yasaları, şimdi bildiğimiz biçimiyle, elektronun elektrik yükünün niceliği ve proton ve elektronun kütlelerinin oranı gibi pek çok temel sayı içerir… Şaşılası gerçek ise bu sayıların değerlerinin yaşamın gelişimini olanaklı kılmak için çok ince ayar edilmiş gibi gözükmesidir.”

    Arthur L. Schawlow (Stanford Üniversitesi Fizik Profesörü, 1981 Nobel fizik ödülü sahibi) : “ Bana öyle geliyor ki hayatın ve evrenin mucizeleriyle yüz yüze kalındığında sadece “nasıl?” diye değil ayrıca “neden?” diye sormalı. Olası cevaplar ancak dinsel olabilir… Evrende ve kendi hayatımda Tanrı’nın varlığına dair bir ihtiyaç hissediyorum.”

    Frank Tipler (Matematik Fiziği Profesörü) : “20 yıl önce kozmolojist olarak kariyerime başladığımda bir ateisttim. Bir gün Yahudi-Hıristiyan teolojisinin temel iddiasının doğru olduğunu ve bunun bizim anladığımız fizik kanunlarının bir sonucu olduğunu gösteren bir kitap yazacağımı en vahşi rüyalarımda bile hayal edemezdim. Ben bu sonuçlara benim özel fizik branşımın merhametsiz mantığını kullanarak ulaştım.”

    Henry “Fritz” Schaefer ( Kimya Profesörü ve Georgia Üniversitesi Kuantum Kimya Bilgi işlem Merkezi yöneticisi) : “ Benim bilimimin anlamı ve heyecanı nadir olarak bir şey keşfedip kendime ‘Demek Tanrı bunu böyle yaptı’ diyebilmektir. Benim hedefim Tanrı’nın planının küçük bir kısmını da olsa anlayabilmektir.”

    Vera Kistiakowsky (MIT fizikçisi) : “Fiziksel dünyamız ile ilgili bilimsel anlayışımızın gösterdiği muhteşem düzen Tanrısal bir anlayışı gerektiriyor.”

    Roger Penrose (Matematikçi ve yazar) : “Ben derim ki evrenin bir amacı vardır şans eseri bir şekilde var olmamıştır.” [182]

    Alexander Polyakov (Sovyet Matematikçi) : “Biliyoruz ki doğa mümkün olan matematiğin en üstünü ile açıklanır. Çünkü onu Tanrı yaratmıştır.”

    Edward Milne (ingiliz Kozmolojist) : “Evrenin sebebini okuyuculara boşlukları doldurmak üzere bırakıyoruz. Fakat bizim resmimiz Tanrısız eksik kalmaktadır.”

    Barry Parker (Kozmolojist) : “Bu kanunları kim yarattı? Hiç şüphe götürmez ki Tanrı’ya her zaman ihtiyaç olacaktır.”

    Carl Woese (Illinois Üniversitesi mikrobiyolojisti) : “Evrendeki yaşam az bulunur türden midir yoksa tek midir? Ben bunun iki yönde de görüyorum. Bazı günler galaksimizdeki yüz milyarlarca yıldız ve yüz milyarlarca başka galaksinin bulunduğunu düşünerek mutlaka bizim dünyamız gibi en azından mikrobial hayatı içeren bir başka gezegenin bulunabileceğini düşünüyorum. Diğer günler ise bizim evrenimizi sayısız rakamda evren arasında özel yapaninsancı ilke’nin sadece doğanın fiziksel özelliklerine değil kimya ve biyolojiye de uzanabileceğini düşünüyorum. Bu durumda dünyamızdaki hayat gerçekten eşsiz olabilir.”

    Anthony Flew (Felsefeci) : “Hep söylendiği üzere, itiraf ruhu arındırır. Bu yüzden yazıma şunu itiraf ederek başlamak istiyorum; ateistler çağdaş kozmolojik konsensuslar karşısında utanmalıdırlar. Çünkü öyle gözüküyor ki, kozmologlar St. Thomas Aquinas’ın, felsefi olarak ispat edilemeyeceğini iddia ettiği şeye, yani evrenin bir başlangıcı olduğuna dair bilimsel kanıt sunmaktadırlar. Şu ana kadar evrenin sadece sonsuz değil ama ayrıca başlangıçsız olduğu düşüncesi rahatlıkla savunulabilirdi, evrenin hiçbir anlam taşımayan mevcudiyetinin ve en temel öğelerinin nihai izahatlar gerektirdiğini ise hala rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak hala bunların doğruluğuna inanıyor olsam da, Big Bang karşısında bu duruşu korumanın artık rahat ya da kolay bir şey olmadığı çok açıktır.”

    Wernher von Braun ( Pioneer füze mühendisi) : “Evrenin varlığının arkasında üstün bir mantığın bulunduğunu kabul etmeyen bir bilim adamını anlamak bilimin gelişmelerini inkar eden bir ilahiyatçıyı anlamak kadar zordur.”
    1 ... yusuf reis