1. 1.
    Bu söz aslında nihal atsız'ın Gözlem dergisi'nde(23 ocak 1969, sayı:9)yayınladığı "açık yürekli olmak" başlıklı uzunca bir makalesinde geçer. Atatürk'e ve ismet inönü'ye diktatör der, özellikle inönü'yü çok eleştirmiştir. Buyurun o yazı:

    --spoiler--

    Bütün, dinler ve ahlâk sistemleri açık yürekliliği ahlakî bir davranış olarak tanır. Çünkü açık yüreklilikte karşısındakini aldatmamak gibi bütün tarih çağlarında beğenilip kutlanmış bir asalet vardır. Aldatmak, her zaman, her yerde kötü bir iş olarak görülmüştür. Türkçe’de “aldatmak”, bunun eski şekli olan “aldamak”, “hiyle” demek olan “al” kökünden gelir “Şeytan” anlamına gelen “albız”, bunun sonraki bir varyantı olan “albastı” hep aynı kelimeden türemiştir.

    Açık yüreklilik o kadar güzel bir insan hasletidir ki, siyasete kadar girmiş birçok siyaset adamı doğru özlü olmayı şiar edinmişlerdir. Savaşın buhranlı günlerinde Churchill’in, ingiliz milletine “size kan ve göz yaşından başka bir şey vaat etmiyorum” sözleri bu bakımdan şahane bir siyaset edebiyatıdır ve Churchill, komünistlere inanmak suretiyle Avrupa’yı, Batı medeniyetini Roosevelt’le beraber çöküntüye götüren iki büyük ve unutulmaz budaladan biri olduğu halde bu sözüyle yine de büyük lider vasfına hak kazanmıştır.

    Siyasetin bir aldatmaca demek olmayıp, Türk fikriyatında “milleti bahtiyar etme bilgisi” demek olduğunu daha önceki bir yazımızda açıklamıştık

    Siyaset şüphesiz bir takım taktik davranışları icap ettirir. Siyasette birçok şeyin başkalarından saklanması zaruridir. Siyasette düşmanı aldatmak için yalan söylemek bile caizdir. Fakat politikacılar kendi milletlerine karşı ne kadar açık yürekli yani samimî olurlarsa “iyi” ve “büyük” olma sıfatlarına o kadar hak kazanmış olurlar.

    Açık yürekli ve doğru olmak, güven kazanmak bakımından da akıllıca bir harekettir. insanları bir iki defa aldatmak mümkün ve kolaydır. Fakat bir defa güven kayboldu mu, ondan sonra o adam için her şey bitmiştir. Tarihimiz bu tip politikacıların acıklı örneklerini vermiştir. ‘Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” sözü bu bakımdan çok yerindedir.

    Atatürk’ten sonra Türkiye’de huzur diye bir şey kalmadı. Atatürk diktatördü diyeceksiniz. Öyleydi. Ama ismet inönü de diktatördü. Fakat çözülmeler onun zamanında başladı.

    ismet inönü küçük işleri büyük başarı şeklinde törenlerle kutlamak âdetini bu memlekete sokan adamdır. Yaptığı işleri en çok kendisi hayran olduğu için “feyizli” kelimesini bu türlü işler hakkında çok kullanmıştır. Demir yolunun bir şehre ulaşması, bir başka şehirde bir fabrika açılması daima bayram gibi kutlanır, zorla halk toplanır, yoksul devlet bütçesinden lüzumsuz masraflar (*) Bakınız: Millî Siyaset (Gözlem, 5. Sayı 26 Aralık 1968) yapılırdı. Ufak başarıları zafer şeklinde görmeye başlamak bir millet için övünülecek veya istenecek şey değildir. Bunlar, bilâkis küçüklük duygusunun görünüşlerinden ibarettir.

    Her küçük iş için büyük bir tören yapmak, kendine ve yarınına, milletinin kendisine karşı bakışına güveni olmayan siyaset adamlarının harcıdır. Boş kap çok öter. Büyük işler sessizlik içinde yapılır.

    Birkaç yüz kilometrelik demiryolu yapmak, yahut büyük bir fabrika kurmak şüphesiz birer başarıdır. Fakat millî bir düşmanı yenmek, büyük bir keşifte bulunmak, yahut Türkiye’de topraksız çiftçi bırakmamak gibi büyük çaptaki işlerin yanında bunlar pek ehemmiyetsiz kalır. Bu sebepledir ki “küçük işe büyük tören” âdetiyle milletin gözü daima boyanmış ve açık yüreklilik yürürlükten kaldırılmıştır.

    Siz şimdiye kadar ismet inönü’nün bir hatâsını itiraf ettiğini işittiniz mi? Demek ki kusursuz, yanlış yapmaz bir insan rolündedir. iş hayatında da, aile hayatında da, devlet hayatında da kusursuz olduklarını sanan insanlar daima batırıcı tesir yapmışlardır.

    Geçen yıl Ulus gazetesinde yapılan röportajlara bakarsanız Kurtuluş Savaşını ismet inönü yapmıştır. Atatürk ancak Millet Meclisindeki bozguncu muhalefetle uğraşmış, kalanı ismet inönü’nün eseri olmuştur.

    Bu yazımızın asıl maksadı ismet inönü’nün açık yürekli olup olmadığını incelemek değildir. Bu gerçeği artık Türk milleti bütünüyle bilmektedir...

    --spoiler--

    Yazının devamı var, devamında metin feyzioğlu'nun dedesi Turhan feyzioğlu'nu eleştiriyor. Link:

    https://www.nihalatsiz.net/acik-yurekli-olmak/
    3 -10 ... imperium turcicum
  2. 1.
    3 Kasım 2002 den sonra huzur gelmeye başladı.
    2 -3 ... haylaz sirin
  3. 2.
    atatürk ''ben gidersem devlet yıkılır'' demediği için bu bütün göt kalkıklığınız.
    1 -1 ... munir bey
  4. 3.
    Mustafa Kemal kafanın yalnız dışını değil içini de tanzime kalkıştı.
    Batı şapkaydı.
    Şapka ve itaat.
    Kalabalığın yerine şef düşünecekti. Kur’an rafa kalktı.
    “Nutuk” çıktı ortaya.
    Bir nutuk ve bir fırka.
    Bir lokma ve bir hırka.
    Önder önüne gelenin kellesini vurdurdu.
    Fırka hiçbir zaman ağzını açmaya cesaret edemeyen kalabalıkların ağzına vurulan kilide bir yenisini daha ekledi. Sonra yenildi içildi. Ve hazret sirozdan kıvrandığı yataktan bir tanrı olarak kaldırıldı.
    Bir tanrı veya bir şeytan. Atatürkçüyüz. Atatürkçülük asil cumhuriyetin resmi dinidir.
    Mitosu olmayan sığ, dalsız budaksız bir din. Tam robot dini. Bu gidişle bütün dünyanın Atatürkçü olması gerekecek. Yaşasın Atatürk, ulan biz Atatürkçüyüz. ibadet ve iman bu üç beş hecede başlayıp bitiyor.

    cemil meriç
    1 -1 ... kazangap