1. 1.
    dedem dediğim, babaannemin erkek kardeşi. dedem sayılır yani.

    babaannem anlatıyor:

    erkek kardeşi 1939 öss'de, adnan kahveci'den de evvel bütün soruları doğru cevaplamak suretiyle türkiye birincisi sıfatına nail olarak türkiye'nin istediği üniversitesinin, istediği bölümüne kayıt yaptırmaya hak kazanıyor.

    haliyle o dönem tüm türkiye'nin gözü bu yetenekli gencin üzerindeymiş. tabii ki devlet erkanının da. babannemin küçük kardeşi cevat dedem; bu üstün başarısını, boğaziçi üniversitesi endüstri mühendisliği bölümüne kayıt yaptırarak taçlandırmak niyetindeymiş. o zamanlar tercih yapılmıyor. girebileceğin üniversiteye bizzat başvuruyormuşsun.

    büyük dedemle (babaları) birlikte boğaziçi üniversitesinin yolunu tutmuşlar. giriş kapısına doğru yaklaştıklarında silahlı kuvvetler mensupları pusuya yatmış, adeta okul girişi önünde barikat kurmuşlar. büyük dedem ve cevat dedem okula yaklaştıkça, okulun yüksek kısımlarına mevzilenen keskin nişancı takviye inzibat ekiplerinden birkaçı da olay yerine doğru hareket etmişler ve büyük dedem ile cevat dedemi apar topar gözaltına almışlar.

    sözü uzatmadan sadede geliyorum, üstün başarısı ile dikkat çeken bu genci atatürk ve kurmayları da dahil olmak üzere derin bir incelemeye tabi tutmuşlar ve üniversite sınavına fem dersanelerinde hazırlandığı bilgisini edinerek bu gencin o okula kayıt yaptırmaması için devletin tüm imkanlarını seferber etmişler. düşünebiliyor musunuz? üniversite sınavında tüm soruları doğru cevaplıyorsunuz ama sırf bu sınava tek vazifesi allah yolunda ilim irfan alışverişine vesile olman kurumlarınbirinde hazırlandığınız için istediğiniz okula kayıt yaptıramıyorsunuz.

    akşam olmuş, ailenin büyükleri toplanmış, yeni bir yol haritası çizmeye karar vermişler. saatler süren fikir teatileri yapmışlar. büyük dedem; cevat dedemin, bir vakıf üniversitesi olan sabancı üniversitesine kayıt yaptırabileceği fikrini ileri sürmüş, o dönem sakıp ağa, halkçı tavırda, fakir fukara babası imajı çizen, dini diyaneti yerinde, itikatı kuvvetli parlak bir işadamı tabii ki. bu adam bizim elimizden tutar diyorlar. çünkü burslu şekilde oraya girme imkanı da var.

    sabah oluyor, tutuyorlar sabancı üniversitesinin yolunu. bir de bakıyorlar, manzara aynı. yine kolluk kuvvetleri kapıda, yine eli silahlı tipler okulun dört bir yanına konuşlanmış, tabir'i caizse vur emrini bekliyorlar. cevat dedem yine hüsrana uğramanın verdiği asabiyetle "yeteeeer" diye bir çığlık atıyor. bunun üzerine çullanıyorlar tabii çocuğun üstüne. "ben okumak istiyorum, ben ülkeme hizmet etmek istiyorum." diye bağırıyor cevat dedem, ama nafile. okuldan içeri adım dahi atamıyor, bu seferki gerekçe cevat dedemin türbanlı olması. büyük dedem ısrar ediyor, "oğlum aç başını, kaydını yaptıralım, günahı veballeri bunların üzerine olsun." diye. ama cevat dedem inançlarından asla taviz vermeyen güçlü duruşuyla, iman dolu göğsüyle cihad ediyor adeta emniyet güçlerine. feryad'i figan ediyor. o sırada askerlerden biri cevat dedemin türbanına el uzatıyor, büyük dedem bu manzara karşısında çileden çıkıp, gayriihtiyari bir tokat atıyor; oğlunun türbanına, namusuna el uzatan askere. cevat dedem ise adeta yeri göğü yararcasına haykırıyor, "ben okumak istiyoruuuum, başım kapalı diye benim okumaya hakkım yok muuuu?" o dönem bülent ecevit yök başkanı, o da o esnada okuldaymış, gürültüye iniyor ve kapıya yaklaşıyor, emniyet güçlerine: "lütfen bu beye haddini bildiriniz, burası devlete meydan okunacak yer değildir." minvalinde direktifler veriyor. velhasıl kelam, o okuldan da binbir cebir ile uzaklaştırılıyor büyük dedem ile cevat dedem.

    o gün okumaktan da, ilimden de soğuyor cevat dedem. çok geçmeden afganistan barış gücü askerlerine katılıyor zaten, oradan çeçenistan'a geçip 1939'da çıkan bir halk isyanını bastırmak için gittiği caharkalada intihar bombacılığı görevini ifa ederken şehadet şerbetini içiyor. şimdi sorarım size arkadaşlar, yitip giden bir ömrün, heba olan bir ailenin vebali kimin omuzlarına yüklenecek ?
    ... kokan corap