1. 1.
    Not. Bu entryi okumadan önce uyaralim, suanki tarihin yazmadığı gerçekleri yazacağım. Bunları teyit etmek için resmi kaynaklara bakabilirsiniz.

    Bazı hatıratlardan ve tarihi belgelerden yararlanılarak yazılmıştır.

    Kaynak isimlerini yakında başlık altında paylaşacağım.

    Bazılarınızın ön yargılı tutumuna maruz kalacaksa da rica ediyorum, tarihi objektif yani tarafsız olarak okuyun ve eleştirin.

    Atatürk aslında eceliyle ölmedi, 1933 te onun cb olması için etrafındaki hain güruh özel çaba harcadı ve atatürk 'ün devlet işlerinden eli çektirildi.

    Atatürk aslında cb olunca olaylara mesafeli kalmak istemedi. Bu yüzden hükümeti sevdiği adamı atayarak cb oldu. Yani iyi ve temiz adam hukumetteydi. Derken bu inönü 'nun işine gelmemiş olacak ki hükümete karşı darbe yaptı, tarih çok üstünde durmaz ama türkiye tarihinde ilk darbeyi inönü yapmıştır. Koltuk sevdası olan biridir. Neyse atatürk ise cb oldu yetkili biri yine diye düsünmeyin bu dönemde cb gerçekten sembolik ve hicbir kayda değer yetkisi yok. Neden cb olması için hain ekip çabaladı bu yüzden.. yine de atatürk 'ün yaptığı bir konuşma onun suikastini hızlandıran olay oldu.

    Ne demisti; andolsun bir gün doğduğum şehir olan selanik ı, 12 adayı, musul ve kerkük u türk topraklarına katacağım.

    Bunu dediğinde etrafında doktorları vardı..

    Doktorlar evet şu hastalığını gizlemiş turp gibisin paşam diyen adamlar..

    Fransız doktor gelene kadar gerçeklerden bi haber bırakan doktorlar.. ingilizlere çalışan bu doktorlar.

    Atatürk 'ün rutin kontrollerini yapardı 1933 de reis ı cumhur olunca da atatürk 'ün ıçki alışkanlığını değiştirmek için değişik etkinlikler yaptilar. Atatürk 'ün içeceklerine ilaç katarak zihinsel aktivite ve beynini krize sokup, atatürk u daha da alkolik olmasına neden oldular.

    Hatırlatmakta fayda var, bu her bir kadeh içki ile atatürk 'ün karaciğer fonksiyonları yipratildi ve karaciğer yetersiz hale geldi.

    Burada biraz ara vercem irak in kralı kral gazi ingilizcidir ve ölmüş mumüydü tam hatırlamıyorum ama oğlu kral faysal çok türkiye sevdalısı bir veliahtir. Kral faysal basa geçince atatürk ile bir konuşma ayarlamak için atatürk u davet eder.

    Konu türkiye ile irak in birleşmesi idi ki bu konu atatürk 'ün yemini olan musul ve kerkük meselesinin çözümü olacaktı. Kral faysal görüşmenin olacağı gün makam aracında ölü bulunur, ne kadar tuhaf değil mi efendim. Aynı gün türkiye'de de seyh sait isyani çıkar, tesadüfün bu kadarı.

    Hani siz diyorsunuz ya düşmanın bir sey yapmasına gerek yok.. düşman boş durmuyor abdülhamid döneminde de durmadı, atatürk döneminde de. Hatta abdülhamid şu kararı aldı, taviz vermekten koca imparatorluğu sindirdiler, daha da devlet basında bulunmam bu devlete zarar getirecektir.

    Uluslara hitap eden bir devlete değil bir ulusa hitap eden bir devlet olmali. Yani imparatorluk bitmeli ulus devlet kurulmalı. Bu yüzden kendisine muhalif gözüken bir ekip ve kadro yarattı ve 31 mart vakası nda kardeş kanı akmasın diye veda etti. Zeki bir adamdı ama taviz vermekten elde bir sey kalmayacaktı.

    O 31 mart darbesinde görevli kişi de abdülhamid e ne hakaret ve küfürler etmiş ve bir sonraki padişah tarafından da yargılanmamıştır. Abdülhamid e muhalif gözüken adamlara bakın zaten iyi adamsa onlar vali olmuş iyi hayat yaşamıştır kötüler ise kötü şartlarda yaşamıştır yalnız abdülhamid in merhametli olması da yanlıştır. Öldürmediği her ajan ve suçlu türkiye yi ve milli mücadeleyi de zora sokmuştur.

    Mesela namık kemal sürgün edildiği bir gerçektir ki kendisi sakız adasında vali olmuştur, insanlara gazetesinde daha kolay ve güvenli bir ortamda seslenmeye devam etmiştir.

    Şimdi atatürk e gelelim dedik ya düşman boş durmuyor ne olmuştu en son ülkemizde isyan çıkmıştı..

    Yanlış hatırlamıyorsam, devlet bu isyanı bastırmış ve bu şeyi isyanını bahane ederek medrese ve tekke zaviye gibi abd ingiliz ve rus ajanlarının din adamı olup, şeyh-ül islam olana kadar ajanlık faaliyeti en üst noktaya yani şeyh-ül islam olunca da padişaha fetva vererek kararlarını almasında vesvese ve şüpheye düşmesinde ve kararlarını etkilemesinde etkili olabiliyordu.

    Padişah en üst nokta yani istese fetvaya uymayabilir ama o adamın hain olduğunu bilmezse ve saf biri olsa ha dine ders düşüyor demek ki diye de düşünmez değil. Ki bu sorun 1700 lü yıllardan beri var.

    Atatürk diyaneti açıp bu kurumları kapatarak bu sorunu da bitirmiş oldu.

    Düşman durur mu kudurdu tabi, mason ocaklarını ve rum patrikhanelerini kapatan atatürk, devletin dini islamdir ile problemi yoktu ama eğer şeriat olacaksa bu kurumları acın biz de kendi şeriatımızı istiyoruz diyen insanlara karşılık laikliği ecmel zorunda kaldi.

    Bakin gördünüz.. mason locaları hainlik yapıyor rum patriği de öyle.. ama müslümanların şeriat ile yönetilmesi atatürk için sorun değil ancak mason ve patriğin müslümanlara özel hak tanıyorsanız ki cumhuriyet eşitlik demek biz de özel hak ve ilgi yasaları isteriz dediler. Atatürk bu noktadan sonra laikliği seçiyor hani dedim ya düşman boş durmuyor. Atatürk 'ün yeni anayasa ile ilgili 2. Bir seçeneği vardı, kazım karabekir islam hukuku üzerine anayasa olsun demişti, inönü hristiyanlık üzerine. Müslüman toplumu hristiyan kurallarıyla yönetmek atatürk için mantıklı değildi zaten akla yatkın bir yani da yok. Ismet bey ingilizlerle arası iyi onların maşası gibiydi bu fikri sunmasına şaşırmamak lazim. Atatürk 2 fikirden birini de kabul etmis olsa mason localarini geri acmak zorunda kalacaktı. Yani demek o ki düşman atatürk e bu konuda da seçenek bırakmadı ve bir inkılaba mecbur kaldi.

    Böylesi daha zekice bir hareketti düşman durur mu yine kudurdu ve neler oluyordu hatırlayalım atatürk gün be gün içkisiyle zehirleniyir ve her geçen gün daha da müptelası oluyordu. Bu bağımlılık gün gün karaciğerini bitirip, işlevlerini kaybettiriyordu ve ağrı ve sızılarını basına sızdırmadan özel olarak doktorla paylaşıp, turp gibisin cevabını alıyordu. Yorgunluktan olduğuna inanması mantıklı gelmiş olacak ki hasta olup, ayağa kalkamayacak dönem gelene kadar türk doktorlara inandı ve güvendi. Sonra da zaten iş işten geçmişti...

    Atatürk günde 2,5 litre alkol tüketen biriydi, bir insanın siroz olup, ölmesi için günlük en az 4 litre tüketmesi gerekiyordu. Yani anlayacağınız üzere atatürk sirozdan ölmedi ya aslında o yuzden öldü ama karaciğer fonksiyonları bitirildiği için 2,5 litre bile siroz etmeye yeterli oldu.

    Fatih sultan mehmet, atatürk ve turgut özal 'ın ortak yani nedir biliyor musunuz?

    Türk davasını yani kızıl elmayı uygulamak için harekete geçmiş olmaları ve bu davada çalışmaları.

    Ps not: atatürk osmanlı muhaliflerinin ingilizlere çalışan gruptaydi. Bu dönemde savaşı kazanan ingiltere olduğu için onların desteğini almayan lider olamazdı, atatürk türk devletinin sectigi bir liderdi ama neden almancilar degil de ingilizciler cunku 1.dunya savasini ingilizler kazandı, diğer türlü olsaydı almancı ekip yeni devleti kuracaktı, osmanlı savaşta başarılı olsa bile türkiye kurulmalıydı, hatta sanayi devriminde o devrimi yapmalıydık biz biraz geç kaldık.

    Atatürk ingilizci gözüküp basa geldi ama ingilizlerin ataturku anlayıp onlara çalışmadığını anlamaları çok da uzun sürmedi ve onu ortadan kaldırmak için atatürk 'ün etrafını kuşatan her türlü hainle çalıştılar. Doktorlar da bunlardan biriydi.. Atatürk 'ün ölüm sahnesini ellerini ovuşturup hevesle ve heyecanla bekleyen bir orospu çocuğu bir grup vardı.

    Atatürk öldükten sonra mi?
    Etrafında kimse yoktu öyle modern tarihte anlatıldığı gibi.. yapayalnız ölüme terkedilmiş ve ölüm için saatleri sayıp el ovusturan o doktorlar da o an odada değildi atatürk tek başına ölüp, gitmişti.
    1 -3 ... sigaraicmeyencarsitaraftari