1. .
    "Türk basını ağlıyor: Oyakbank, yabancıya satılmış. Aslında umurunda değil ama, Türk basını orduya yağ çekmek için ağlar gibi yapıyor."

    Öte yandan, sivil toplumun temsilcileri(!) olan emekli paşalar da kızıyorlar tabii: Bu bankada ordu personelinin gizli bilgileri varmış, şimdi bunları yabancılar öğreneceklermiş.

    Ben de Google Earth programına baktım, uzaydan, bilmemkaç kilometre yüksekten, bizim evin önündeki çiçek saksıları görünüyor, içinde sardunya olduğunu anlamak bile mümkün... Bunları izleyebilen yabancılar (üstelik bankayı alanlar Amerikalı bile değil, Hollandalı), çavuş maaşını çeken arkadaşın doğum yerini ve tarihini öğrenmiş olacaklar, devlet yıkılacak.

    Elbette Oyakbank sermaye arttırımına gidemedi, büyüyemedi, halka açılamadı, iyi yönetilemedi, ulusalcılık gayretiyle Erdemiri alması da sırtına büyük bir kambur ekledi, şimdi satılmak zorunda kaldı, fakat hiç olmazsa iyi bir paraya gitti, daha da sıkışsaydı daha başka yabancılar (italyanlar) onu ölü eşek fiyatına da kapatabilirlerdi, falan filan...

    Fakat bu memlekette hiçkimse işin başını tartışamadı, çünkü "tabu" konulardan biriydi.

    Ordunun bankası olur muydu?

    ORKO gibi kuruluşlarla, sanki Sınırlı Sorumlu Çörtüklüpörtük Kasabası Yapı Kooperatifi misali bir tüketici kooperatifi kuran ve üyelerine piyasa değerlerinin çok çok altında mal ve hizmet sağlayan, maaşların düşüklüğünü bununla dengeleyen ordu, bununla da yetinmiyor, OYAK ile doğrudan finanskapitale giriyor, sermayedar oluyordu... Üstelik Erdemir'i almakla "temel sanayi üretimine" de el atıyordu...

    Renaultla ortak yatırım yapması, yani yabancı sermayeyle bütünleşmesi de cabası... Otomobil üretince küresel, demir çelik üretince ulusal!

    Adı da Ordu Yardımlaşma Kurumuydu ha! Keşke Ordu Yatırım Kurumu olsaydı.

    Vallahi tarım sektörü, sanayi sektörü, hizmet sektörü gibi bir de bu alanların hepsiyle kesişen bir "ordu sektörü" oluşmuştu.

    Acaba değerli arkadaşlar meseleye "çok şükür bürokrasi tüketici olmaktan çıktı, üretime katıldı" gözüyle mi bakıyorlardı? Hani erlere boş zamanlarında ağaç diktirmek gibilerden bir şey...

    Böyle bir şey ne Adam Smithin kitabında yazıyordu, ne de Karl Marxın...

    Fakat bazı salak solcular da, finanskapital sahibinden yıllarca sol darbe beklemekten geri kalmadılar!

    Hem gülünecek, hem ağlanacak bir beklentiydi bu. Bu da Türkiye'ye özgüydü.

    Peki şimdi ne oluyor? Banka gidiyor ama OYAK kalıyor.

    Salaklar da sol darbe beklemekte berdevam...

    Basında erkek adam oturur bunları tartışır. iş işten geçtikten sonra ulusalcılık oynamaya kalkmaz.

    Her türlü silah alımları gene OYAK kanalıyla yürütülecek... Batı'dan kopup Çin ve Rusya'ya ittifak yaparsak, bütün uçaklarımızı, bütün tanklarımızı, bütün hafif silahlarımızı çöpe atacağız, F-16'yı hurdaya çıkarıp MiG alacağız örneğin, ve bu müthiş dönüşüm için gerekli olan milyarlarca ve milyarlarca dolar bir şekilde OYAK tarafından yeni müttefiklerimizden sağlanacak herhalde... (Batının buna izin verdiğini varsaydık, hep felaket senaryosu yazılacak değil ya, aha bu da komedi senaryosu olsun...)

    Bir taraftan da yeni adı her ne karın ağrısı olacaksa bu Oyakbank, yani Hollanda, yani Avrupa sermayesi gene ordu mensuplarına kredi kartı, konut kredisi, taşıt kredisi verecek, maaş ödeyecek ha? Fakat şimdiye kadar uygulanan "havale masrafı almamak, düşük faiz uygulamak" gibi birtakım "özel kıyaklar" da ortadan kalkacak herhalde...

    Bu böyle yürümeyeceğine göre, ordu yeni bir bankayla, "ulusal" bir bankayla anlaşacak: iş ya da Ziraat falan...

    Peki onlar da satılınca?

    Gel de bu memleketin sağını da solunu da ciddiye al.

    engin ardıç
    Akşam
    21/06/2007
    -4 ... eşşağan ala gazuğu
  2. .
    sonumuz hayır ola...
    ... menthol