1. 1.
    Bir dayınn tweeti ;

    "En çokta bura da herkezin yazım yalnış'ını arıyan kişiler den hazetmiyorum.Herşey doğru'da bitek yazı mızmı kaldı? "

    Sizi sinir sisteminiz ile yalnız bırakıyorum, saygılar.
    4 -1 ... innocence
  2. 2.
    Allah yeter.
    1 -1 ... ay ve gece
  3. 3.
    Adı dahi yeten bir şahısın yazılarıdır. Merhum oğuz atay'ın tutunamayanlar kitabında yer alan yazılar, anektodlar ve tespitlerdir.

    Oğuz Atay'ın kıymeti, zekası ve kaleminin gücü ancak öldükten sonra anlaşılmıştır.

    antidepresan etkisi yaratan yazılar

    "Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada?"

    --------------

    "Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana? Birdenbire: "Buraya kadar!" dediler. Oysa, bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencereden görünen hiçbir ağacı, hiçbir gökyüzü parçasını kaçırmazdın. Bütün sularda gölgeni seyrederdin. Üstelik, "daha önce haber vermiştik" derler. "Her şeyin bir sonu olduğunu genel olarak belirtmiştik. Yaşarken eskidiğini ve eskittiğini söylemiştik."

    Diye uzar gider dediğim yazılardır.
    5 -1 ... fokus
  4. 4.
    (bkz: yüzde bir için)

    insanlığa olan inancımı yitirdiğim zamanlarda hep okurum. Çok seviyorum.
    2 ... ngark
  5. 5.
    bir film repliğini kapsayan yazıdır;

    ''biliyorum hiçbir şey güzel olmayacak, ama yaşıyorum be! bundan güzel şey var mı..''
    1 ... napesend
  6. 6.
    ''hayat ve zaman senin üstüne doğru kararıp köpürerek akar, seni taş bir duvara sıkıştırır.

    biz gençken, bir sorun karşısında yeterli direnci gösteremediğimizde, mücadele edemediğimizde, kırılganlaştığımızda babam öfkeyle sedeflenmiş bir enerjiyle "boğayı" derdi, "boynuzlarından tutup devireceksin."

    "boğa" hayattı.

    seni bir hücreye kapattıklarında o daracık odanın içinde o geniş omuzlu, iri kaslı "boğanın" da karşısında durduğunu, keskin ve sivri boynuzlarını karnına dayadığını hissedersin.

    hareket edecek, kımıldayacak bir yer yoktur.

    boğayı nasıl boynuzlarından tutup devireceksin?

    yenilecek misin?

    tam da seni oraya kapatanların istediği gibi boğanın seni paramparça etmesine izin mi vereceksin?

    bu sorular karşına çıktığında bir gerçeği keşfedersin:

    hareket etmen gerekir.

    ama nasıl?

    insanların güçsüz, çaresiz, yetenekleri sınırlı, açgözlü ve arsız bir bedeni vardır.

    o bedeni alıp bir hücreye kapattıklarında karşısındaki engelleri aşamaz, kilitli kapıları açamaz, parmaklıkların arasından geçemez, duvarların üstünden uçamaz.

    benim zamanımı "nerede" geçireceğime karar verecek birileri hep vardır, peki benim zamanımı "nasıl" geçireceğime karar verebilecek herhangi bir insan, bir irade, bir güç var mıdır?

    bunun cevabı beni hapishanede bile gülümsetir.

    öyle bir güç yoktur.

    "gerçeklik" sadece bedenimizle ilgili olsaydı bir roman okurken, bir film seyrederken hiçbir duygu hissetmememiz gerekirdi.

    ama hissediyoruz.

    hayalgücümüz başka bir hayalin içine sızıyor, o hayalin parçası haline geliyor, üstelik sadece hayalgücümüz hayalin parçası olmuyor, bedenini de peşinden sürüklüyor. beden kendisiyle hiç ilgisi olmayan bir olaya "gerçek" tepkiler veriyor.

    ben iki yıldır, bir hücrede sivri ve keskin boynuzları olan, gözleri kanlı iri bir boğayla yaşıyorum.

    iki yıldır her gün o boğayı boynuzlarından tutup devirmek zorundayım.

    bunun için size o boğadan daha hızlı hareket edebilen bir şey lazım: tek bir an içinde bütün dünyayı gezebilen bir hayalgücü.

    hayalgücü her kapıdan geçer.

    her yere gider.

    ve, zamanınızı "nasıl" geçireceğinizi belirleyecek yeryüzünde hiçbir gücün olmadığını, dokunulmaz bir iktidara sahip olduğunuzu bilmenin muazzam hazzını tadarsınız.

    hapishane, bedeninizi köleleştirirken zihninizi tanrısal bir güce ulaştırır.

    ahmet altan
    2 ... memosh usta
  7. 7.
    "people move on. they just move on. and we will move on. we will get past this. because that is what human beings do. we survive. we survive and we overcome."
    -Walt
    ... azizpancar2