bugün

%100 katılımlı bir anket olmadıkça hiçbir anketin gerçeği yansıtmayacağını bilmeyen cahil insan modelidir.
günümüzde araştırma şirketlerinin amacı toplumları yönlendirmektir.
Don Martin miydi, yok yok, Al Jaffee galiba, ünlü Mad dergisinde çizmişti bundan yıllar önce, "snappy answers to stupid questions"... Aptal sorulara hınzır yanıtlar...

Adam soruyor, "May I smoke?"... Öteki de ona soruyor: "Why? Are you on fire?"... Yanıyor musun?

ingilizce'de "to smoke" fiilinin hem "sigara içmek" hem de "dumanı tütmek" anlamına gelmesi üzerine kurulmuş nefis bir kelime oyunu.

Adam elinde oltası ve kocaman bir balıkla gidiyor... Soruyorlar: Bu balığı sen mi tuttun? Yanıt: Hayır, teslim olması için ikna ettim!

Adam kadına soruyor: Bu dansı bana lütfeder misiniz? Kadının yanıtı: Elbette, alabilirsiniz, ben kullanmıyorum!

bendeniz her türlü aptallığa bayılırım. Ülkemiz çok şükür aptal darlığı çekilen bir yer olmadığından, ben de gülüp eğlenmekte hiç sıkıntı çekmem

Kapıyı çalarsın, "geldin mi" diye sorarlar... Verilecek yanıt şu olmalıdır: Hayır, daha gelmedim, yoldayım, şu anda hayal görmektesin!

başlığın konusuna gelecek olursak aptal anketleri daha da çok severim.

"Sizce bu maç kaç kaç biter" sorusu, içimde soranı dövme isteği uyandıran özel bir aptallık örneğidir.

internet'te bir anket düzenlemişlerdi vakti zamanında, yok, Türk değildi bunu yapanlar, batılı aptallar... Soru şu: Tanrı'nın dünyaya kimi yeniden göndermesini isterdiniz?

Lenin'den Gandhi'ye, Bruce Lee'den Elvis Presley'e, Shakespeare'den Beethoven'e birçok "ünlü ölü" yarıştırılıyordu...

Düzenleyenler yabancıydı ama Türk aptalları da konuyu sevmişlerdi herhalde, iki yüz bin kadar kişinin katıldığı yarışmada Atatürk "açık ara" kazanmıştı.

elbette basın bunu "bütün dünyanın Atatürk'e hayran olması ve onu çok özlemesi" şeklinde yorumlamışlardı; oysa, Türkiye'de toplam bin sekiz yüz adet satan TIME dergisinin "yüzyılın adamı" anketine Türkiye'den yetmiş bin kadar oy gönderilmesi gibi bir durum söz konusuydu... Oylarını yağdırmışlardı gene bizimkiler, keban barajı gibi boşalmışlardı batılıların suratlarına!

bu tür işleri yapan siteler esas itibarıyla "çoluk çocuk mekanları" olduğundan, rezil olma tehlikemiz yoktu.

Atatürk yüzde 90 oy toplamıştı, Albert Einstein, sıkı durun, toplaya toplaya yüzde 4...

Atatürk geri gelsin, Einstein gelmesindi.

Gelip de, ortaya çıkarmaya ömrünün yetmediği "birleşik alan teorisi" üzerinde çalışmaya, bıraktığı yerden devam etmesindi.

Buna karşılık memleket habire batsın ama Atatürk gelip kurtarsındı. neyse...

Sanırım öbür dünyada böyle bir "masa" kurulmuş, bu dünyadan gelen talepleri değerlendiriyorlar, gazino şarkıcılarının "istek parçası" söylemeleri gibi, isteğe bağlı olarak birilerini geri gönderiyorlar. Yeter ki oy toplasın.

o zamanlar beni en çok eğlendiren de, haberi veren siteye "blog" yazan genç bir Türk budalasının "Lenin'i istemesi" olmuştu! Gelip devrim yapacakmış. yani talep bu yönde...

Arkadaş komünist ve ateist, fakat Tanrı'nın Lenin'i göndermesini bekliyordu.

Merak ederim, hadi diyelim ki oldu dünyaya Atatürk'ü geri getirdiler. ya "ben bu size böyle mi emanet ettim ülkeyi, kurtarmıyorum, ne haliniz varsa görün" dese ne yapardınız?
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.