1. 1.
    amerika filmleriyle,ürünleriyle,reklamlarıyla,markalarıyla gözümüzü gözümüze sokulan amerika'nın insanların gözünde "dünyadaki cennet" ilan edilmesi ve kişilerin kapağı oraya atma isteğidir.
    1 ... asiti kaçmış kola
  2. 2.
    günümüz gençliğinin yavaş yavaş kurtulmaya başladığı anlamsız hayranlık.
    -1 ... fth
  3. 3.
    benzer konunun eleştirildiği bir roman

    (bkz: araba sevdasi)
    ... city walk
  4. 4.
    Dünyanın en zengin ülkesi olması, kendi vatandaşına gayet iyi bakması, türkiyeden kesinlikle çok daha iyi hizmetler sunması, güçlü olması dolayısıyla makul görülebilecek sevda. Amerikanın olumsuz yönleri yok mudur? Tabii ki vardır hem de çoktur fakat bu olumlu yönlerini yok etmez, 3 yanlış 1 doğruyu götürmüyor.

    (bkz: kadınlarda güce tapma)
    1 -1 ... baybars
  5. 5.
    zihniyetin değişmesiyle,kendi ayaklarının üstünde durmayı öğrenince vaz geçilecek boş anlamsız sevda.
    ... ben hakimim masum bey0
  6. 6.
    (bkz: amerikan rüyası)
    ... dalton ana
  7. 7.
    bu sevda hiç bitmez.*
    ... hodan
  8. 8.
    Takma saç ve üniforma paltolardan önce
    vardı ırmaklar, candamarları gibi ırmaklar,
    aşınmış dalgalarının tepelerinde kondor’un ve kar’ın
    kımıltısızca durduğu sıradağlar vardı:
    nem ve yabanıl orman da bulunurdu, henüz
    adı olmayan şimşek, gezegenimsi bozkırlar.

    insan topraktı, kaptı, titreyen bataklığın
    gözkapağı, bir çeşit balçıktı,
    Karaib maşrapası, Chibcha taşıydı,
    sultan kupası ya da Arauco çakmaktaşıydı.
    Genç ve acımasızdı, gene de kanlı kristalden
    yapılma silahının kabzasında basılıydı
    dünyanın başharfleri.
    Onları
    ansıyamadı sonraları hiçkimse: rüzgâr
    unuttu onları, toprağa gömüldü
    suyun dili, yitirildi anahtarlar
    ya da boğuldu sessizlik ve kanda.

    Yaşam yitirilmedi, çoban kardeşlerim.
    Ama yabanıl bir gül gibi
    düştü kızıl bir damla ormana,
    ve bir yerlambası söndü.

    Öykünün akışını anlatmak için buradayım.
    Yaban öküzünün barışından
    dünyanın bir ucunda kırbaçlanan
    sahillere dek, Antartik ışığıyla toparlanmış
    köpük yığınlarında ve bunaltan
    karanlıklarda, Venezuella sakinliğinin
    dikkaya oyuklarında aradım
    seni, babam benim,
    karanlığın ve bakırın genç savaşçısı,
    ya da seni, gelinlik bitki, yatırılmaz saçörgüsü,
    ana-timsah, metalik güvercin seni.

    Ben, dipçamurun gururlu inkası
    dokundum taşa ve dedim ki:
    Kim
    bekler beni? Ve ezdim bir avuç
    sırçayı parmaklarım arasında.
    Gene de dolandım durdum
    zapoteka-çiçekleri arasında,
    ve ışık bir geyik kadar yumuşaktı
    ve gölge yeşilce bir gözkapağı.

    Sen memleketim benim, adsız, Amerikasız,
    gündönümünün taçyaprağı, erguvan mızrak,
    köklerimden sürünür kokun tepeme dek,
    boşalan kadehime dek, en taze söze dek,
    henüz ağzımdan doğmamış olana dek.

    (bkz: Pablo Neruda)
    ... yordam
  9. 8.
    ülkesinde ki sikten insanlardan, sikten demokrasiden ve sikten vergilerden sıkılmış insanın sevdasıdır.
    ... donald draper
  10. 9.
    amerika sevdam sadece fıstık ezmesine hayranlıktan ibaret. onun dışında amerikan bayraklı t-shirt giymeyi moda sanmayın sevdadır o.
    ... yesil limon