1. 1.
    şu an gerçekleşmekte olan olayların yönünün amaçlanan belirli (milyar yılları kapsayan ) sonuçlar dizisi doğrultusunda değiştirilebilmesi dahi fizik sabitleriyle birlikte bugüne dek keşfettiğimiz denklemlerin öngördüğü sonucun yanlışlanmasını gerekli kılar.

    o da belirli parçacıklara evrende olmayan bir enformasyon parçasının dahil edilmesiyle mümkün olabilir.

    doğal süreçte sonsuza dek geriye gitseniz de karşılaştığınız her bir olay ancak ve ancak başka bir doğal sebebin belirleyebileceği türde bir sonuç olacaktır.

    bu, doğruluğu kağıt üstünde varsayılan ama doğal türde bir neden de olmayan allah'la onun uzayzamanı; fizik sabitleriyle başlayan denklemlerin model aldığı yapıyı "nasıl " değiştirebileceği konusunun açıklanamaz bir kurgu olduğunu gösterir.

    doğal türde olmayan sebepleri konu alan fantastik kurgu eserlerine iman etmekle, kuran'ı kerim'deki her bir cümlenin doğru olduğuna inanmak özdeştir.
    #36980275 :)
  2. 2.
    Daha insanlık olarak son yüzyılda iki üç parçacık bulduk diye allah yok mu diyorsun? Sana uzayı 6. Yyda anlatan kitabı reddetmek aptallıktır.
    Size gidin illa imana gelin demiyorum ama islama pislik atmayın. Zararlı çıkarsınız.
    #36980318 :)
  3. 3.
    Etkileyemedği tezi Sonuna kadar doğru.
    Elbette Uzayzamanı kendinden menkul bir uzam olarak ele alırsak.

    Oysa ki; yaratma tasavvurunda bu uzam kendi başına bir süreç değildir. Yaratılış tasavvuruna göre tanrı olmuş ve olacak herşeyi var edendir.

    Aslında Evrenin var oluş sürecinin açıklanma dönemi bizatihi bir fantastik kurgudur. Zira ilk anın ardından geçen süre ve sürece ilişkin bilgilerimiz halen sınırlı.

    Özetle. Tanrı; uzayzamana bağıl bir madde değildir. Bunun içinde de değildir. Onun bir etkisinin varoluştan bile önce planlanmış olması da mümkündür; bir etkinin vereceği tepkimenin yaratılması da. Yani biz ben yani yaratma tasavvuruna inanan ben; bilimsel realitenin de madde ile alakalı olup etki-tepki prensibine göre yaratıldığına inanabilirim.
    Zaten; tam tersi tez ile anlaşamadığım konu onların bilimsel sürecin bağımsızlığına inanıp benim bizatihi o tekilliğinde yaratılışla mümkün olduğuna inanmamdır.

    Yoruldum...
    #36980401 :)
  4. 4.
    allah karanlık madde ve karanlık enerjinin miktarı, kütle çekim kuvveti, elektromanyetizma kuvveti, fotonun hızı, elektronun kütlesi vb. fizik sabitlerinin değiştirebilen bir sebep varsayılırsa, teoride onların değerlerini değiştirerek evreni defalarca kez başa sarıp tekrar var edebildiği de kurgulanabilir.

    ama allah'ın evreni etkileyebildiğini gösterebilmekten dahi acizsiniz. çünkü allah'ı içeren hiçbir teorem üretemezsiniz.

    gözlemsel olgularla tutarlı, sadeleştirme yapınca fizik denklemlerini veren bir teorem üretemezseniz, allah'ın evreni etkileyebildiğini sınayabileceğiniz bir hipoteze nasıl ulaşabilirsiniz ki?

    "allah, eşi, benzeri, ortağı olmayandır " gibi dogmalar, deney ve gözlemle sınanamaz, yanlışlanamaz ve doğrulanamaz türde önermelerdir.

    kuran'daki ayetlerin allah'ı var demek, evren hakkında yeni bir bilgi vermez.

    kuran'daki ayetlerin allah'ı var demek, evren hakkında yeni bir açıklama sunmaz.

    allah'ın doğal olmayan türde bir sebep olduğunu doğrulamak, fizik konusu olmadığını onaylamaktır.

    bir müslüman kuran ayetlerini kullanarak tümevarımsal çıkarım yapabilir mi?

    hayır.

    o halde, endüktif akıl yürütmeyle ulaştığınız bir genellemeye sahip değilseniz, onu dedüktif akıl yürütme yaparken de kullanamazsınız.
    #36980668 :)
  5. 5.
    ilk patlamanın ardından saniyenin milyarda biri kadae geçen sürede ki bu halen kesin olarak hesaplanamıyor; bilinen ve bilinmeyen tüm evren var olmaya başlıyor. Bilimsel olarak bu kadar hızlı hareket edebilen bir madde halen bulunamadı.

    Yaratılışı ret edenler nedense ürkerler bu konudan. Zira o patlamının ardından zaman uzamının tepkilerini ölçemezler. Bilinmezdir.
    #36980729 :)
  6. 6.
    arkadaşlar, büyük patlama ismi bir metafordur. evrenin başlangıcında kulaklarınızı sağır edecek bir tnt patlaması olmadı.

    saniyeyi milyarlarca dilime bölersek, var olan bugün gördüğünüz evren değildir.

    saniyenin trilyonlarca diliminden bir tanesinde var olabilen şey, çıplak gözle gördüğümüz büyüklükteki fiziksel nesnelerin kütle çekim ve elektromanyatizma kuvveti ile etkileşebilme davranışına sebep olan atom altı parçacıklardır.

    saniyenin trilyonlarca diliminden bir tanesinde var olabilen şey, ışıkla yalnızca belirli dalga boyu aralığındaki nesneleri algılayabilen gözümüzle bilemeyeceğimiz, mikroskobik bir boyutta var olabilecek ölçüde küçük olan proton ve nötronla bileşenlerinin bir arada durabilmesine neden olan güçlü ve zayıf nükleer kuvvetten sorumlu parçacıklardır.

    sizden gözlerinizi kapamanızı istiyorum. elinizde bir bardak dolusu buz olduğunu ve onu sonsuz zamanda mutlak sıcaklık değerine dek ısıtabileceğinizi farz edin. buza verdiğiniz ısı ve basıncın büyüklüğünü artırın ve h2o molekülleri arasındaki fiziksel bağın koptuğunu hayal edin. daha sonra 2 hidrojenin 1 oksijenle kurduğu ilişkinin bozulduğunu ve bu elementleri daha düzensiz hale geldiğini düşünün. yüklediğiniz enerji miktarı arttıkça, fiziki varlıklar daha alt bileşenlere bölünüp dört bir tarafa saçılmakta ve kararsız bir forma dönüşmektedir. bunu günlerce devam ettirseydiniz nasıl bir parçacıkla karşılaşırdınız?

    şu an çevrenize baktığınızda görebildiğiniz her nesne, cehennem sıcaklığının hakim olduğu kuantum çorbasında karmakarışık yönlere saçılan, aşırı kararsız parçacıkların uzayın genişlemesi ve ısının düzensiz bir şekilde dağılması sonucunda birbiri ile etkileşime geçip bağlanıp daha az enerji yüklenen, daha küçük hızlarda hareket eden parçacıklara dönüşmesi sebebiyle var olabildi.

    gökyüzünde gördüğünüz yıldızları, galaksileri, gezegenleri, kara delikleri var eden elementler ancak ve ancak evrenin soğumasıyla, bilinen başlangıçtan yaklaşık 300-400 bin yıl sonra oluşma imkanı bulabildi; uzayın 300-400 yıl süresince genişlemesi ısının rastgele noktalara dağılmasını ve birikmesini sağladı.

    peki, atomun bileşenleri (nötron, proton ) bir şekilde üretilip gözlemlenirse ne olur?

    erken dönem evren koşulları kısmen taklit edilir.

    erken dönem evren, bugünkü evren değildir.

    erken dönem evren, çok büyük enerji miktarını kararlı bir formda taşıyabilen veya onu mikroskobik bir boyuta sıkıştırabilen parçacıkların var olduğu fizik boyutudur.

    o halde, evrenimizin bilinen başlangıç koşulları doğal bir sebebin sonucudur.

    21.yy'ın ilk çeyreğinde fizik sabitleri için açıklama sunacak teoremlerin bebeklik aşamasında olması, onların binlerce uzmanın katkısıyla daha tutarlı hale geleceği ve eninde sonunda içlerinden birinin doğrulanacağı hakikatini göz ardı etmede kullanılamaz.

    çünkü kozmoloji ile alakalı çoğu teoremin öngördüğü sonuç, gözlemlenen sonuçlarla uyuşmamaktadır.

    bu da, elektromanyetizma vb. teorilerdeki denklemleri verebilen, klasik mekanik veya genel görelilikle tutarlı teoremlerin öngördüğü sonuçlardan herhangi birinin gelecekte bir gün kesinlikle gözlemleneceği anlamına gelir.

    çünkü bu problemi çözen teorem, henüz gözlemle keşfedilmemiş bilimsel olgulara da yaklaşan veya uzanan bir bilgi verir.
    #36981355 :)

6