1. 1.
    Mladiç, askerleriyle birlikte Srebrenitsa’ya girdiginde yakilmis evler, yikilmis camiler ve okullarla karsilasti. Sokaklarda tek bir insan bile yoktu. Büyük bir keyifle gezindigi caddelerde “Nihayet Türklerden intikamimizi aliyoruz, artik onlari Avrupa’dan tamamen kovmanin zamani geldi.” diye konusuyor, askerlerini tebrik ediyordu.

    Bugün Almanya’ya gitseniz, sokaklarda karsilastiginiz herhangi bir Alman vatandasinin yüzüne baksaniz, Yahudi soykirimi sirasinda yasanan insanlik disi olaylari bu insanlarin yaptigina inanir misiniz? Ben inanamiyorum. Tipki sokakta karsilastigim bir Sirp’in o gün Srebrenitsa’da yasananlari yapacagina inanamadigim gibi. Fakat yaptilar.

    Size söylemistim, bize yapilan herseyi affedebiliriz ama kadinlarimiza ve çocuklarimiza yapilanlari asla affetmeyecegiz.
    Dokuz yasinda henüz ergenlige girmemis bir erkek çocugunu düsünün. Yaninda annesi var. Sirp askerler, çocugun kafasina silah dayiyorlar ve ondan çirilçiplak soyduklari kadina yani annesine tecavüz etmesini istiyorlar. Sonunda askerlerin istedigini yapamayinca kafasina yedigi tek kursunla ölüyor. Bu sirada Hollandali Baris Gücü askerleri kulaklarina takili kulaklikla müzik dinliyorlar.
    Bir kadin, kucaginda bes yasinda kiz çocugu. Iki asker, kizi annesinin kucagindan indirmeden kadinin ellerini ve bacaklarini iki yana açip üçüncü bir askerin tecavüzüne yardim ediyor.

    Bu sirada Birlesmis Milletler komutani, askerlerin önderi Mladiç’le ayni masada bira içiyor.
    Bir bebek. Kampin etrafindaki binlerce insan gibi agliyor. Sesi, askerleri rahatsiz etmis. Annesine “Kes sunun sesini!” diye bagiriyorlar. Kadin bebegini sarip sarmaliyor, susturmaya çalisiyor ama basaramiyor. Asker “Sen susturamazsan ben sustururum.” deyip elindeki çakiyla bebegin dilini kesip yere atiyor.

    Türk’ün evladi…
    Ben Aliya,
    Aliya Izzetbegoviç.
    Unutma, Türk’ün evladi!
    Sömürgeciler, bütün ilkeleri kendi menfaatleri için koyuyorlar ve kendi çikarlarini korumak için denklem kuruyorlar. Onlarin demokrasi dedikleri, hürriyet dedikleri, aidiyet dedikleri, baris ve hosgörü dedikleri ilkeler, Saraybosna’da, Srebrenitsa’da, Mostar’da topragin altina gömüldü. Hem de çok aci hatiralarla… Biz, kendi çocuklarimiz en azindan tebessüm edebilsinler diye yasadiklarimizi yeni nesillere anlatmiyoruz, anlatmayacagiz.

    Ama sen bizim yasadiklarimizi sakin unutma!
    Onlar askerleriyle, basin ve medyasiyla, kurumlariyla çok güçlüler. Onlarin güçlerinden degil, ikiyüzlü olmalarindan kork.
    Biz, senin kardesin oldugumuz için öldürüldük, bogazlandik, tecavüze ugradik.
    Senin hafizana sahip oldugumuz için toplu mezarlara gömüldük, yok edildik.
    Türk’ün Evladi,
    Bizim korumaya çalistigimiz sancak, Yemen’de, Çanakkale’de, Filistin’de, Kirim’da, Açe’de, Türkistan’da korunmak istenen sancakti. O, ne bir dinin, ne bir irkin, ne bir dilin, ne bir mezhebin sancagiydi. insanligin, tek basina insan olmanin temsiliydi.

    Sömürgecilerin karsisinda sakin yere düsme.

    Biz, Çanakkale’den sonra direnisi devam ettiren nesiliz. Sen, direnisin degil, dirilisin nesli olacaksin. Korumak için degil, düzen kurmak için çalisacaksin. Sen varsan biz olacagiz. Sen ayaktaysan biz yasayacagiz.
    Ama unutma!
    Sömürgeciler, seni tamamen Asya’ya sürmek için planlarini adim adim isletecekler. Bir gün sira sana da gelecek. Seni yok etmek için bin yildir hazirlananlar, bir gün bile durmadan çalisiyorlar.
    Sen Türk’sün. Bir irk, bir din, bir mezhep degilsin, olamazsin.
    Bati, Haçli Seferlerini düzenlerken Araplara Arap demiyordu, Türk diyordu. Çanakkale’de Kürtleri bogazlarken onlara Kürt demiyordu, Türk diyordu. Ne zaman ki onlarin çikari için yeni devletlere ihtiyaç duydu, Arap’a Arap demeye basladi. Seni ondan, onu senden ayirdi. Bugün de Kürt’ü senden, seni Kürt’ten ayirmak için gece ve gündüz çalisiyor.

    Türk’ün Evladi,
    Biz Bosnak’iz ama Türk’üz de. Sen de kalbimde tasidigim aciyi tasidigin kadar Bosnak’sin. Utanacak tarihimiz, saklayacak hafizamiz yok. Sirp’a karsi sorumlu oldugumuz için degil, yasayla zorunlu kilindigi için degil, kimimiz dinimiz, kimimiz milletimiz, kimimiz Kitabimiz, kimimiz ahlakimiz sebebiyle vicdan sahibi olduk. Birileri öyle istedigi için degil, vicdan bunu tarif ettigi için hiçbir milletin diline, dinine, mezhebine karismadik. Mezarlarini çignemedik, ibadethanelerini yikmadik, kadinlarina tecavüz etmedik, bebeklerini bogazIamadik.
    Sen var olmak zorundasin.
    Bu yüzden bir ve beraber olmak zorundasin.
    Sömürgecilerin tezgahlyla saflara ayrismamalisin.
    Türk’ün Evladi,
    Bizi, onlarin bize yaptiklarini ve sorumlulugunu sakin unutma.”

    ***

    bunlar mektubun sadece bazı kısımları

    uzun bir mektup lütfen okuyun... bakın o insanlara yapılan zulüm bu.. ya biz onların eline geçsek bize ne yaparlar düşün sadece... onlara neden türk dediler anlayın...

    https://www.youtube.com/watch?v=52oUp4Zqxss+

    şu linkten dinleyin lütfen..
    kim türktür dinleyin ve anlayın... bize olan nefretlerini anlayın.. medeni avrupa bunu 20 yıl önce yaptı... unutma onlar bizi asla sevmeyecek.. sen dininden, dilinden de vazgeçsen sevmeyecek..
    1 ... makara muko