1. 1.
    Deniz Kurmay Albay , sualtında dijital veri oluşturmakta(!) mahir eski bir SAT Komandosu.
    aynı zamanda kendisi bir hasdal esiri.
    kendisi erdoğan a bir mektup yazmış.

    --spoiler--
    Yerken kıtır kıtır, bekçi gelince meee..

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın televizyon ekranında görünmesiyle, kanalı değiştirmek arasında geçen, insanlık için küçük, benim içinse çok büyük zaman diliminde şu birkaç cümleyi işitmek zorunda kaldım birkaç gece önce Hasdal da: " Oslo yla ilgili (CHP nin açıkladığı Oslo görüşmeleri belgesini kastediyor,) yalan ve yanlış haberler terör örgütü kaynaklı. O aslında bir belge değil. Onların hazırlamış olduğu, kendilerine göre bir uydurma kaleme aldıkları 9–10 maddelik bir yazı. Ama bunu belge olarak sundular. Bu oradaki görüşmelerden de onun içinde yok mudur, vardır tabii. Ama bir evrakın belge olabilmesi için tarafların onun altında imzalarının olması lazım. Böyle bir imza var mı? Yok.

    Sağır olaydım da duymayaydım, kör olaydım da görmeyeydim, dedim kendi kendime ama ne çare. Kulaklarıma inanamadığım aynı kelimeleri ertesi gün gazetelerde de okuyunca, anladım ki duyduklarım gerçekmiş.
    Yaşlı kulaklarım bana ihanet etmemiş yani. Daha birkaç gün önce Silivri nin, mahkeme adı altında görülen iftira davası nedeniyle 16 yıl hapse mahkûm olmadım mı ben?

    Hem o davada savcılar, bırakın imzalı imzasız bir belgeyi, sorularını çıktısı bile olmayan dijital yalanlar üzerinden, bilgisayar ekranından sormamışlar mıydı bize?

    Bir bahriye subayı olarak, adını bile yıllar sonra öğrendiğim bir plan seminerinin uydurma dijital verileri yüzünden almadım mı ben 16 yıl cezayı?

    insan haliyle sormadan edemiyor tabii.

    Sizin hükümetiniz yönetiminde neyin belge olduğunu nasıl bileceğiz biz Başbakan Erdoğan?

    Partinizin halen görevde olan Kayseri Belediye Başkanının el yazısı notlarını da belge saymamıştınız siz.

    E o zaman bu sahte dijital veriler yüzünden, biz bu cezayı niye aldık?
    Size olunca olmuyor da bize gelince mi belge olası tutuveriyor bu dijital verilerin, yoksa bir başka deyişle, Siz yerken kıtır kıtır, bekçi gelince mee mi diyorsunuz Başbakan Erdoğan?

    Aslında kabahat bende. Sanki belge tanımlaması üzerine ikiyüzlü sözleriniz yetmemiş gibi, dayanamadım,

    iki gün sonra Balyoz Davası hakkındaki beyanlarınızı da okudum gazetelerden.

    Duydum ki Balyoz CD lerini dinleyip dinleyip şok oluyormuşsunuz.

    Duyan da sanır ki Balyoz Davasında suçun konusu plan seminerindeki konuşmalardı.

    Siz böyle hayretten ağzınız açık, şoka girerek konuştukça, milletin binlerce hatayı, sahte dijital verileri, sanıkların yapmadıkları bir suçu yapmadıklarını döndüre döndüre kaç kere ispatladıklarını unutuverecek sanıyorsunuz.

    Balyoz CD lerini dinledikçe bir yandan şok oluyor, öte yandan şöyle diyormuşsunuz Başbakan Erdoğan: CD leri dinliyorum şok oluyorum.

    YAŞ toplantılarında beraber olduğumuz arkadaş. Yolculuklarımızın olduğu arkadaş.

    inanın dinlemesem inanmayacağım.

    Nasıl olur böyle bir şey diyorum. (Hürriyet Gazetesinin 28 Eylül 2012 tarihli sayısı, sayfa 24. Balyoz CD lerini dinliyorum şok oluyorum.)

    Ama tüm bu senaryo, siz eski mesai arkadaşlarınızdan, sizi ayakta karşılamayan, hak ettiğinizi düşündüğünüz hürmeti göstermeyenlerden intikamınızı alasınız, kininizin takipçisi olasınız diye kurgulanmadı mı Başbakan Erdoğan?

    Siz bir yandan eski mesai arkadaşlarınızdan intikamınızı alırken, ABD de kendine köstek olan Türk Subaylarını cezalandırsın, bizden boşalan yerlere de Fethullah ın yıllardır kabuklarını kırmak için sabırla bekleyen bebeleri yerleşsin diye kurulmadı mı bu düzen, neden bu kadar şoka girdiniz vallahi ben anlayamadım Başbakan Erdoğan!

    Başbakan Erdoğan, sakın şoka gireyim demeyin. Sizin tombul yanaklı, genizden konuşmalı yardımcınız Hüseyin Çelik, AKP nin son kongresine alınmayan gazete ve televizyonlar için, " Sıkılmış yumrukla el sıkılmaz. Bakın Hazreti isa nın öğretisinde, suratına tokat vuruluyorsa, diğer tarafı göstereceksin. Bizde öyle değil. Yani suratımıza tokat vurana diğer tarafımızı göstermeyiz. Kısasa kısas vardır " demedi mi?

    (Cumhuriyet Gazetesinin 1 Ekim 2012 tarihli sayısı, sayfa 8. Çelik: Bizde kısasa kısas vardır.)

    Daha alamadınız mı intikamınızı Türk medyasından, subayından ve daha kim varsa sırada onlardan, bu hayret, şoka girmeler niye, sizden habersiz kuş mu uçuyor memlekette Başbakan Erdoğan?

    Çilem bitecek gibi değil.

    Tam sizin belge konulu açıklamalarınız ve Balyoz şokunuzun üzerimde yarattığı şoku üzerimden atmaya çalışırken bir de mahkûmlara vermeyi planladığınız 24 saat ailelerle görüşme izni düştü gündeme.

    Allah razı olsun, tuttuğunuz altın olsun mu diyeyim bilemedim, özgürlüğümüzün elimizden alındığı yetmedi de şimdi sıra o işe mi geldi Başbakan Erdoğan?

    Bütün kuşları yakaladık da bir leylek mi kaldı tutamadığımız?

    Hadi sizin sevdiğiniz deyimle tekrar ifade edelim: Bütün boyalara boyandık da bir fıstık yeşili mi kaldı boyanmadığımız Başbakan Erdoğan?

    Türkiye de adil yargılama sorunu bitmiş, Balyoz iftirası kapsamında mahkeme bilirkişi raporlarını kabul etmiş, şahitleri dinlemiş, avukatlarımızla birlikte savunmalarımızı almış, delil değerlendirme safhasını da hiç ihmal etmemiş gibi, her şeyimiz tamam da bir o iş mi kaldı halledemediğimiz Başbakan Erdoğan?

    Sahi daha dün çıkan kararla babalıktan ve kocalıktan men edilmedik mi biz, şimdi fikrinizi değiştirdiniz de, Ne yapın edin üç çocuğu hapiste de olsa tamamlayın mı diyorsunuz Başbakan Erdoğan?

    Önce neyin delil neyin delil olmadığına bir karar verirseniz, Türkiye de gerçek deliller üzerinden adil yargılamayı sağlayabilirseniz, neden Balyoz Davasında hüküm giyen 325 masumun neredeyse yarısının (152), sizi şoka sokan CD lerin kaydedildiği seminere katılmayan ve tamamı dijital sahtekârlıklar üzerinden cezalandırılan Türk Deniz Kuvvetleri personeli olduğunu öğrenirseniz hem şoka girmekten hem de milletin özel hayatıyla uğraşmaktan kurtulursunuz.

    Sahi hiç mi merak etmiyorsunuz, bu kadar denizciyle balıklara mı darbe yapılacaktı Başbakan Erdoğan?

    Başbakan Erdoğan.

    Hasdal, yiğit, mert, yalansız, bir suçu varsa da bunu reddetmeyecek Türk subaylarıyla dolu.

    Politikacı değiliz ki biz, ne dediğimizi reddedelim ne de yaptığımızı.

    Altında imzamız olmasa dahi söylediğimizi ve yaptığımızı inkâr etmeyecek şekilde yetiştirildik biz. Yüreğiniz yetecekse eğer, Hasdal insanı şoktan şoka sokacak onlarca hikâyeyle dolu.

    Buyurun gelin.

    Sizin döneminizde Türkiye de girilmedik kurum mu kaldı ki, Hasdal size ırak olsun Başbakan Erdoğan.

    Gelirken yanınızda Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu Başkanı Nimet Baş ı da getirin de ona da iki çift laf etmek kısmet olsun.

    Asılsız dijital verilerle yıllarca hüküm yediğimiz yetmemiş olacak ki, " Darbeciler, darbe yaptıklarını asla kabul etmiyor. En büyük problem bu. Oysa biz meselelerle yüzleşirken her şeyden önce bir pişmanlık duygusunu, bir nedameti de algılamak istiyoruz " buyurmuş.

    Hoş, biz başvurduğumuz halde başında olduğu komisyon sözde Balyoz Darbe Planını araştırmayı reddetti ama belki bizi dinlerse neyin darbe olduğunu neyin de darbe olmadığını anlatmak kısmet olur kendisine.

    Demem o ki Başbakan Erdoğan, şoka girecek bir şey yok ortada.

    Aslında siz de biliyorsunuz bunu ya, belki de böyle söylemek daha işinize geliyordur.

    Son söz olarak, Türkiye nin bağımsız yargıçları her ne sebeple Balyoz Davasında bu kadar haksız yargılamayı yaptı ve bu kadar ağır cezayı verdiyse, umarım hiçbiri yarın öbür gün büyük bir takasın karşılığı olmak için değildir Başbakan Erdoğan.

    Eğer öyleyse haberiniz olsun, bu millet sizi % 50 oyla iktidara taşıdığı gibi unutulmaya mahkûm etmeyi de bilir Başbakan Erdoğan.
    --spoiler--
    6 -1 ... djnre
  2. 2.
    Kitap da yazmış:
    Kardak kahramanıymış.
    Kitabının adı:
    Kardak'ta kahraman Hasdal'da esir.
    -------
    Kitabında TSK'ya sözde komplo kuran şebekenin resmini şöyle çizmiş:
    http://galeri.uludagsozlu...t%C3%BCrk%C5%9Fen-434471/
    2 -5 ... nevzatb
  3. 3.
    takas edilmek üzere içeride tutulduklarını söyleyen vatansever.

    (bkz: kardak ta kahraman hasdal da esir)

    ben sadece şunu merak ediyorum, siz sat komandosusunuz. olayların ardından konuşmak tabi ki kolay ama gerçekten anlayamıyorum.

    şimdi, her yerden bir şeyler çıkıyor, topraktan silah, mühimmat çıkıyor, görev arkadaşlarınızın evlerinden, ofislerinden dijital dalgalar çıkıyor. birileri bunları yerleştiriyor değil mi?

    içeride olan yüzlerce insan hala herhangi bir itirafta bulunmadığına göre bunun başka bir ihtimali yok.

    siz, sat komandosu olan adamlar, kaç tane gizli göreve gitmiş, kim bilir neler yapmış adamlar. 1 taneniz de demedi mi pusuya yatalım, evleri dışarıdan izleyelim, güvenlik kamerası koyalım, böcek yerleştirelim. sat komandosusun yani, bunu sen yapmazsan kimse yapmaz. belki operasyonel timi yine yakalayamazdınız ama en azından denemiş olurdunuz. neden bunu yapmadılar çok merak ediyorum..
    2 ... kurt baltasi
  4. 4.
    Dik duruşlu, kahraman vatan evladı. Senin gibilere bu ülkenin çok ihtiyacı var.
    2 -1 ... mrtsrky1985
  5. 5.
    Balyozdan yargılanmış, 3 yıl hapis yatmış sonrasında suçsuz bulunmuş ve devletten 800 milyar tazminat kazanmıştır.
    2 ... true
  6. 6.
    darbeye gelen süreci ve sorumlularını yazmış, feto kumpasına kurban gitmiş emekli deniz kurmay albay...

    şu yazıyı gözünü kırpmadan okuyacak bir akp'li var mı acaba, zira şu yazıdaki gerçekleri görme cesareti darbeye karşı çıkma cesaretinden daha zor.

    buyurun ey ampülcüler o yüreğiniz var mı, bak bunlar hep o sizin gözünüzün nuru paşalarınız. hani o türk milletinin 1. genelkurmay başkanı filan dedikleriniz...

    allah için cesaretiniz varsa 1 satırına yalan deyin, sorumluluğumuz yok deyin...

    --spoiler--

    Şimdi üzülüyor musun Hulusi

    Bizi "üzülürseniz büzülür, büzülürseniz düzülürsünüz sonra yine üzülürsünüz" diye uyarıyordun...

    gözyaşları içinde telefon ekranındaki tuşlara basıyorum. Karşı taraftan bir ses gelmeyeceğini bilsem de şansımı deneyeceğim. “Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.” Biliyorum, uzunca bir süre daha aradığım kişiye ulaşamayacağım. Okuyamayacağını bilsem de mesajımı yazıyorum: “Hasanım hüngür hüngür ağlıyorum. inşallah bu kötülüğün içinde değilsindir kardeşim. Eğer öyleyse Allah hepinizi affetsin.”

    Tuğamiral Hasan Kulaç da darp edilmiş fotoğrafları basına yansıyan eski meslektaşlarımdan biri. Ama Hasan sadece eski bir meslektaşım değil. O benim kardeşim bildiğim bir silah arkadaşım. Deniz Harp Okulunu aynı kısımda birlikte okuduk. Deniz Harp Akademisini birlikte kazandık, birlikte mezun olduk. Kurmay yıldızlarımızı takana kadar çocuklarımız birlikte büyüdü. Uzun yıllar birlikteliğimiz sürse de bir gün bizlere cezaevi yolları onlara komuta kademesinin üç şerit asfalt yolları düştü. Kondurmamaya çalışsak da yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Bu kadar tesadüfün bir anda yan yana gelmesi mümkün olamazdı. Ama burası Türkiye’ydi ve yüreksiz-beceriksiz muhterisler ülkesinde en olmaz dedikleriniz bal gibi oluyordu. Ta ki yolun sonunda yüzlerce masuma mermi sıkacak kadar alçaklaşabilecek, bir zamanların “asker-komutan” ünvanlı hainleri kendi kendilerini imha edene kadar.

    ORAMiRAL EMiN MURAT BiLGEL ŞiMDi MUTLU MUSUN?

    Yüreğim de gözlerim de kan ağlıyor. Gördüklerim yüreğimi dağlıyor. Olanların bir anına bile inanmak istemiyorum. Nezaketle yazamam. Kibar, politik ağızlı, kıvırtmalı cümlelerim yok. Dün ne kadar keskin olduysam bugün gelinen vahim tablonun tasvirini de aynı keskinlikte yapmak zorundayım. Son söyleyeceğimi yine başta söyleyeyim: 15 Temmuz hafta sonu darbesinin mimarları, bugüne kadar, yüreksiz-beceriksiz muhterislikleriyle bu kadrolaşmanın oluşumuna olur veren herkestir.

    Bir zamanların burnundan kıl aldırmayan bugünün kaçak Özel Yetkili Savcısı Fikret Seçen’e Donanma Komutanlığı karargahını ne de güzel aradığı için kravat hediye eden dönemin Donanma Komutanı Oramiral Emin Murat Bilgel şimdi mutlu musun? Senin özenle terfi ettirdiğin prenslerin şimdi bir bir ya ABD-CIA’ya kaçıyor ya da ekranlarda boy boy darp edilmiş fotoğraflar veriyor. Allah bin türlü belanı versin Bay Bilgel. Sen bu hainlere ağabeylik yaparken ve sana gelen ihbarları değerlendirmezken ya en hafifinden korkağın tekiydin ya da sen de cemaatin bir üyesiydin. Sen bunlardan hangisisin Bay Bilgel?

    O MASUMLARIN KANI SENiN DE ELiNE BULAŞMADI MI BAY ATAÇ ?

    Bugün ülkesinin masum vatandaşına mermi sıkacak kadar hainleşen kalleşleri bundan 7 sene önce sana rapor ettiğimizde, müze açmaktan ya da kokteyllerde dolaşmaktan bizi duymaya vaktin mi olmadı dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç? Yoksa emeklilik töreninde hükümet üyelerini şirinliklerinle güldürmekten sesimizi mi duyamadın? Senin de Allah bin türlü belanı versin, bugün kaybettiğimiz o masumların kanı senin de eline bulaşmadı mı zannediyorsun Bay Ataç?

    ALLAH BiN TÜRLÜ BELANI VERSiN BAY BOSTANOĞLU

    Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarihine komutasında en fazla hain, kalleş, şerefsiz amiral barındıran komutan olarak geçecek Oramiral Bülent Bostanoğlu, iki sene önce makamında yaptığımız konuşmada bugün her biri kaçacak delik arayan itleri söylediğimde koskoca makamında kendi sesinden ürkerek ve fısıltıyla: “Bana da çok fazla ihbar geliyor ama delil olmadığı için hiçbir şey yapamıyorum,” dediğini hatırladın mı? Elbette senin de Allah bin türlü belanı versin, artık delil ihtiyacın kaldı mı Bay Bostanoğlu?

    ALLAH SENiN DE BiN BiR TÜRLÜ BELANI VERSiN NECDET

    Sevgili özellerin özeli eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet. Bakıyorum telaş içinde ekranlarda sesini duymaya başlayıverdik. Meğer “darbeciler kendini iyi saklamışmış da yoksa sen cicilerin cicisi her şeyi öngörebilen bir paşaymışsın da.” Mişsin de, muşsun da. Gözünde tavuk karası vardı da iyi mi göremedin bu hainleri Necdet? Ama ben sana bunu söyleyivermiştim de sen ne yapmıştın Necdet? FETÖ’cü adli müşavirinin tavsiyesiyle; “Fettullah’ın amiraline selam vermem,” dedim diye mahkemeye vermiş, bu da yetmezmiş gibi bir de üstüne üstlük orduevlerine 3 yıl süreyle girmekten men etmiştin, hatırladın mı Necdet? Şimdi gördün mü, TSK’da Fethullahçı var mıymış yok muymuş Bay Necdet? Değil senin olduğun orduevine, senin gireceğin Cennete girmekten korusun Allah beni, yatacak yerin yok, Allah senin de bin bir türlü belanı versin Necdet.

    ALLAH SENiN DE GANi GANi BELANI VERSiN HULUSi

    Sevgili Hulusi. Senin için “Su uyur, Hulusi Akar,” diyorlardı. Bu sefer akmak kısmet olmadı da sen de mi uyudun Hulusi. Hani bizler cezaevindeyken 3. Kolordu Komutanıydın da ara ara bizi ziyarete gelirdin. Tek derdin FETÖ’cü çete tarafından iftirayla hapse attırılan teğmenlerinin sabah sakal tıraşlarını düzenli olmalarıydı da bize ne de güzel tavsiyeler verirdin engin tecrübenle Hulusi: “Arkadaşlar hapiste ÜBD döngüsüne girmeyin. Nedir ÜBD döngüsü? Üzülmeyin-Büzülmeyin-Düzülmeyin. Üzülürseniz büzülür, büzülürseniz düzülürsünüz. Sonra ne olur? Yine üzülürsünüz.”

    Dibindeki emir subayın tarafından esir alınmak, emrindeki komutan müsvettelerinin halkımın üzerine ateş etmelerine engel olamamak nasıl bir duygu, şimdi sen de üzülüyor musun Hulusi? Aman sakın üzülme. Biliyorsun, üzülürsen, büzülür, büzülürsen ..., Hulusi. Sen milletin saçı-sakalıyla uğraşıp, arkadaşların hapse girdiği için önün açıldığında, bir gün bunların başına geleceğini hiç düşünmüş müydün Hulusi? ister dava et ister sen de orduevlerine sokma, Allah senin de gani gani belanı versin Hulusi. Utanmadan bir de darbeyi o gün haber aldığınızı ve gerekli emirleri verdiğinizi söylüyorsun. Sende hiç ar haya kalmadı mı, bari kabahatini açık etme, vatandaşına kurşun sıkan hain senin emrini mi dinler Hulusi?

    ALLAH BiZiM DE BiN TÜRLÜ BELAMIZI VERSiN

    Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu faciaya sebep olan kadrolaşmaya ulaşmasında emeği geçen, kendilerine yapılan ikazları öyle ya da böyle göz ardı eden askeri ya da siyasi tüm yetkililer kalleş hainlerce şehit edilen vatandaşlarımızın kaybından sorumludur. Yıllarca gerek aşırı söylemlerimizle gerek yazdıklarımızla cezaevlerinden bile bas bas bağırıp yine de kimseyi ikna edemediğimiz için, evet o ölen masumların kanı bizlerin eline de bulaşmıştır. Ne yapıp edip bugün gelinen tabloya engel olabilmeli, vatandaşlarımıza yüreği vatan, millet ve bayrak sevgisiyle atan gerçek Türk askerinin gücünü gösterebilmeliydik. Yapamadık, olmadı. Allah bizim de bin türlü belamızı versin.

    Maalesef Türkiye, yüreksiz-beceriksiz muhterislerin cenneti haline geldikçe, bir avuç çığlık atma yürekliliği gösteren yiğidini ezdikçe, o yangın sönmeyecek ama sizler yangın alarmlarını susturduğunuz için kendinizi mutlu hissedeceksiniz. Çünkü başka türlüsünü bilmiyorsunuz, çünkü o makamlara hak etmeden geldiniz. Biraz yüreği, biraz cesareti olan asker, bu tabloya gelene kadar bir yerde bu rezalete son verirdi. Kimseyi suçlamaya, televizyon ekranlarında kendinizi aklamaya çalışmayın. Memleketçe kaybettik, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak kaybettik. Hangi süslü kurmay cümlesiyle inkar etseniz de bu gerçek değişmeyecek.

    Bizi affedin şehitlerim. Size layık olamadık. Yüreğim de gözlerim de kan ağlıyor. Hepimiz suçluyuz. Görevimizi yerine getiremedik. Ruhlarınız şad olsun...

    E. Deniz Kurmay Albay Ali Türkşen

    --spoiler--
    2 ... hayis zayeb
  7. 7.
    cnntürk'de döktüren eski komutan. amerika ile ilgili sözleri müthişti. https://twitter.com/uluso...status/758036922635804672
    3 ... ekonovich
  8. 8.
    Adam gibi adam. Yiğit, mert ve korkusuz bir türk askeri. Böyle güzel insanlara iftira atarak içeri tıktıran orospu çocuklarının çoğu tutuklandı ve cezaevindeler. Allah belalarını versin.
    8 ... tifobakteri
  9. 9.
    Tam bir vatansever, helal olsun sana, seni yetiştiren aileye, orduya...
    7 ... forevergreencrocodiles
  10. 10.
    Bugün söyledikleri bütün kılcal damarlarıma girmiştir. Özellikle semih çetin ve kendisi duymak istediklerimizi konuştular. Müthiş bir programdı.
    4 ... parasiz