1. 1.
    Topal Osman’ın yardımcısı Mustafa Kaptan’ın itiraf ettiğine göre, Mustafa Kaptan tarafından, yemek bahanesiyle Topal Osman’ın Saman Pazarı’ndaki evine götürülen Ali Şükrü Bey, burada Topal Osman ve sekiz adamı tarafından kementle boğulmuştu. Mustafa Kaptan cesedin nereye gömüldüğünü söylememişti ama öğrenildiğine göre Topal Osman, kendisine Mustafa Kemal tarafından verilen Papazın Bağı denilen yerdeki evde saklanmaktaydı.

    Olayın ortaya çıkması üzerine Topal Osman’ın teslim alınmasına dair harekât planını bizzat Mustafa Kemal hazırladı. Rauf Bey’in anlattığına göre önce Muhafız Taburu Kumandanı ismail Hakkı Bey çağrılmış, Mustafa Kemal sarmalama harekâtının krokisini bizzat hazırlamış, ardından eşi Latife Hanım’la birlikte Çankaya Köşkü’nden ayrılıp, Rauf Bey’in istasyon’daki dairesine çekilmişti. ileriki yıllarda Latife Hanım’ın kız kardeşi Vecihi ilmen’in dediğine göre ise Topal Osman ve adamları Çankaya Köşkü’nü sarıp da silah atmaya başlayınca, Mustafa Kemal çarşafa bürünüp Latife Hanım’la birlikte Köşk’ten gizlice çıkmıştı. Hangi anlatım doğrudur bilinmez ama alınan tedbir yerindeydi, çünkü Topal Osman teslim olmayı kabul etmediği gibi Çankaya Köşkü’ne gidip öfke ile her yeri kırıp dökecekti.

    Bunlar olurken, polis ve jandarma cesedin nereye gömüldüğünü tespit etmeye çalışıyordu. 1 Nisan 1923 günü bir çobanın ihbarıyla Ali Şükrü Bey’in ölüsü Mühye (Mehye) Köyü civarında gömülü olarak bulundu. Ölünün vücudundaki izlerden anlaşıldığına göre Ali Şükrü Bey son nefesine kadar direnmişti. Öyle ki, sıkılmış yumruğunun arasında Topal Osman’ın evindeki sandalyeden kopardığı bir parça bulunmaktaydı.

    Resmî tarihe göre hikâye şöyle gelişmişti: Cesedin bulunmasından sonra, Topal Osman, Papazın Bağı’nda kıstırılmış, 1 Nisan’ı 2 Nisan’a bağlayan gece sabaha kadar süren çatışmada yaralı olarak ele geçirilmiş, hastaneye götürülürken yolda ölmüştü. Ardından da (bazı kaynaklara göre başı kesilerek) alelacele gömülmüştü. Ancak BMM, daha önce Ali Şükrü Bey’in katilinin yakalanarak Ulus Meydanı’nda idam edilmesi kararını oybirliği ile aldığı için, başsız ceset mezardan çıkarılmış ve BMM’nin kapısında ayağından darağacına asılmıştı.
    1 ... hepinizi sevmiyorum
  2. 2.
    Ali Şükrü Bey’in cenaze töreni, hem Birinci ve ikinci Grup arasındaki hem de Enver Paşacıların güçlü olduğu Trabzon ile Mustafa Kemal arasındaki eski husumetlerin tazelenmesine neden oldu.
    Cenazeyi götürmekle görevlendirilen Birinci Grup üyeleri cenazenin Kastamonu üzerinden inebolu’ya oradan da Trabzon’a götürülmesini uygun bulurken, ikinci Grup’tan Lazistan Milletvekili Ziya Hurşid ve arkadaşları ise söz konusu yolun kardan kapalı olmasını bahane ederek önce istanbul’a oradan Trabzon’a götürülmesini istediler. Mustafa Kemal ise, yolun kapalı olduğunu kabul etmekle birlikte protesto gösterilerine neden olur endişesi ile istanbul’a götürülmesine karşı çıktı. Sonuçta cenaze inebolu üzerinden Trabzon’a gönderildi ancak yol boyunca ve Trabzon’da hükümet aleyhine olaylar yaşandı. 4 Nisan 1923’te Barutçuzadelerin istikbâl gazetesinde eski Trabzon Valisi Deli Hamid Bey imzasıyla Mustafa Kemal’i hakarete varan ağır sözlerle eleştiren bir yazı yayımlanınca Mustafa Kemal, Kâzım Karabekir’e “Trabzon’da kaynayan bir kazan var. Sen bunu vaktiyle söndürmedin. Şimdi de yine kaynamaya başladı. Bu sefer kuvvetli bir yumruğu hak ettiler,” diyecekti.

    15 Nisan 1923’te, BmM seçimler için tatile girmeden bir gün önce tadil edilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu sayesinde, Mustafa Kemal’in otoriter tavrını halk nezdinde teşhir etmek için seçimleri fırsat olarak gören ikinci Grup’un, ağzından çıkacak her cümle ‘vatana ihanet’ tanımı içine sokulabilecekti. Yine de Rize ve Gümüşhane livalarını da içine alan Trabzon Vilayeti’nde Mustafa Kemal’in ekibi aleyhine büyük bir çalışma başladı. Bazı Trabzonlular muhalefetin dozunu öyle arttırdılar ki, Mustafa Kemal’in fotoğrafları yırtıldı, Latife Hanım ile Mustafa Kemal birlikte filmlerde göründüğünde ıslık çalındı.

    Ama mayıs ayında ittihatçıların eski Maarif Nazırı Şükrü Bey Trabzon’a vali olarak atanınca durum tamamen kontrol altına alındı. Barutçuzade Faik Bey ve Hamid Bey nedamet getirince affolundular. Lazistan Milletvekili Ziya Hurşid Bey’in adaylığı kabul edilmeyerek Meclis dışında kalması sağlandı, yerine ağabeyi Faik (Günday) Bey seçildi. Böylece Millî Mücadele’nin başından beri Ankara’yı meşgul eden ‘Trabzon Meselesi’ sona erdi. 11 Ağustos 1923’te açılan ikinci Meclis’e muhaliflerden sadece Gümüşhane Milletvekili Zeki Bey bağımsız olarak girebildi. Muhalefetsiz Meclis Lozan Barış Antlaşması’nı imzaladı (yine de 14 kişi ret oyu verecekti), ardından Ankara başkent yapıldı ve Cumhuriyet ilan edildi. Artık yeni bir döneme girilmişti.
    ... hepinizi sevmiyorum
  3. 3.
    yıllar geçsede aşagılık zihniyetin hala degişmediginin kanıtı cinayettir.

    o günde alçaklar öldürüyormuş bugünde öldürüyorlar.

    şimdilik tek fark erdogan gibi insanüstü efsane birine çarpmış olmaları.

    ne kadar aşagılık olurlarsa olsunlar ona kurşun işlemiyor.
    -2 ... ali sukru bey