1. 1.
    Akp seçmeninin alıklığı.

    Biz, fabrikanin patronuna saydıriyoruz, kim olduğunu bilmeden. Adam AKP'li çıkıyor. CHP'li de olabilir di, hdp'li de.

    Ama siz, kim olduğunu öğrendiğiniz için savunuyorsunuz.

    Bırakın AKP'li birini hemen koynunuza almayın da.
    7 -3 ... profesyonel kamikaze pilotu ii
  2. 2.
    O patron 1000 kişinin aksam evde ekmek yemesini sağlıyor. Patronlar olmasa açlıktan ağzınız kokar amk.
    1 -10 ... once upon a time batu
  3. 3.
    Bu milletin evlatlarına, küçücük yavrularına tecavüz eden ensarcı sapıklar savunuldu. Gözümüzün önünde gerçekleşen hırsızlıkları yapan hırsızlar savunuldu. 2 evladının önünde çocuklarım aç diye haykırarak kendini yakan, intihar eden bir insana, babaya cehapeli şovmen diye küfür edildi. Müslüman ve vatanını seven masum, sade vatandaşlara, insanlara kafir, terörist küfürleri ediliyor. Bebekler hapislerde. Bir günlük bebek bile hapiste. Atılan iftiraları hazmedemeyen yiğitler intihar etti. Masum olduğu halde zindanlara atılan yiğit evlatlarını, eşlerini hapishanelerde ziyarete gitmek isteyen aileler yollarda trafik kazaları geçirip yok oldu. Sırf benden diye her türlü namussuzluk savunuldu. Savunuluyor. Sırf a denilene b dedi diye atılan iftira, edilen küfür bitmek bilmiyor. Dilek öğretmeni izledik, gördük ama zerre utanmadık herhalde kendimizden? Oğuz çocuğun dedesinin iki dakikalık haykırışı arşı yardı geçti ama duymak istenmediği için sesi duyulmadı bile. 2 dakikada 34 yaşında birinin darmadığın edileceğini bilmezdim. Oldum. Kendime gelemedim bir süre. Tecavüze uğrayan çocuklar, masum oğuz'lar ortada, sahipsiz duruyorken. Bu milletin evlat sahibi olan ana babaların, torun sahibi dedelerin vicdanları sahiden rahat mı? Dilek öğretmen ve oğuz çocuk. Tanımıyorum. Akrabam, dostum ya da çıkarım olan insanlar değil. insan kendi dertlerini, tasalarını unuttuğu oluyor. Unutmuşluğum var. Bu iki insanı ömrüm boyu unutmam mümkün değil. Biliyorum kendimi. Sebep değilim, yardakçısı değilim, zerre tesirim yok konulara ancak unutacağım kendi tasalarım olacağını biliyorum. Bu iki insanı unutmayacağımı da biliyorum. Haksızlığa haksızlık demem için haksızlığın mutlaka bana, aileme ya da sevdiklerimden birine mi yapılmış olması gerekiyor? Hiç tanımadığım insanlara yapılınca, tanımadığım aielelerin yüreklerine kor ateşler düşünce, ocakları yangın yerine dönünce bana ne demem mi lazım? Saymakla bitmeyecek olan kahırlara, haksızlıklara çanak tutan, destek veren savunanlara kızıyorken biraz durup bu ahlaksızlara kızmaya hakkım var mı diye düşünen var mı acaba? Çok merak ediyorum. Kendi rezil korkularına, endişelerine sebep tüm bu vicdansızlıklara, ahlaksızlıklara gerçekten ses çıkarmayan, direnmeyen reel hayatında insan adına, insanlık namına tek bir adım dahi atmamış insan ile savunan insan arasında ne fark var? Şahsen hiçbir fark görmüyorum. Savunan ve ses çıkarmayanlardan kalabalıklar oluşuyor diye haklının, mazlumun, hakkın sesi duyulmuyor, kahrı görünmüyor. Çok kalabalık ve çok gürültülüler savunan ya da sessiz kalanlar. Bu riyakarlığın, iki yüzlülüğün resmidir. Kimseye bir şey izah etmenin mümkün olmadığından emin olduğum için halimizin tespitine dair cümle kuruyorum sürekli. iyiyi, güzeli, huzuru, mutluluğu, ferah ve rafahı hak etmiyoruz. Bu halde yaşamaya devam ettiğimiz sürece bu ülkede yaşayan bizlerin kahırları, yitip gidişleri, ziyan oluşu bitmeyecek. Kimse kabul etmek istemiyor ama gerçek bu. Dilek, temenni, beddua ve kapanış. O da internet üzerinden. Yıllar geçti kaç bininci haksızlıkla bu yöntemle mücadele ettik? Saymak mümkün değil. Peki ne düzeldi bu mücadele yöntemiyle? Hiçbir şey. Bir gün kendi başına gelmeyeceğinden emin oluşa sebep görmemek için başını çeviren, duymamak için kulaklarını tıkayanlara selam olsun. Bu mış gibi tepki gösterme yanılgısından vazgeçilmesi dileğiyle. Şahıs bazında değil, millet olarak bildigimiz, haberdar olduğumuz şeylerin vebali üzerimizde. Kimse kendini kandırmaya ya da kendine söylediği yalana inanmaya ugraşmasın. Kendime ait gerekçelerim var, önemli, mühim, vahim konulara dair dilim döndüğünce cümleler kurmaya çalışıyorum. Bu yüzden huzursuzluğumun kendime dair olduğu sanılıyor hatta peşin hükme varılıp, yitik, perişan, umutsuz, aciz sanılıyorum( peşin hüküm verme durumu) kaç kez nasihatler verildi? Saymadım. Umursamıyorum zaten. Sade, gariban bir insanım. Popüler, ünlü değilim ki kitlelere ulaşma imkanlarına sahip olayım. Tek tek insanlara bir şeyler anlatma imkanım yok. Burada ve benzeri plotfarmlarda durum farklı ama. Makarayı, eğlenmeyi reel hayatta yaşıyorum. Sözlük ya da başka sosyal mecralarda yani internette eğlenmeye çalışmak saçmalık bence. Hatta saçmalıklar listemde üst sıraları zorlayan bir saçmalık. Huzursuzluğum şahsi değil. Israrla ve sürekli olarak ciddi konulara değinmeye çaba gösteriyorum. Üye olma sebebimin temeli bu. Hepimiz için, bu topraklara ait herkes için, hepimizin yarınları olan evlatları için huzursuzum. Çok şükür bir perişanlığım, kahrım yok. Halk röportajlarında benim durumum iyi, bence bir sorun yok ülkemizde diyen çok fazla insan var. Ben kötü olunca memleket ve millet kötü olacak değil. iyiyim diye herkes iyi olacak değil. Bu vicdansızlık, iki yüzlülük ve kibir hali en hafif tabirle. Bunu anlayamıyorum. 1 yıldır aciz muamelesi görmek umurumda olmadı, olmayacak ancak artık öyle şeyler olmaya başladı ve öyle bir seviyeye geldik ki millet olarak dayanılacak, cümle yumuşatmaktan vazgeçtim. Ziyan oluyoruz arkadaşlar. Ziyan ediyoruz kendi kendimize. Bu davranış haline devam ettiğimiz taktirde birgün gelecek ve bu günlerimizi rahmetle ve hasretle anacağız. Manen nereye gittiğimizi görmüyormuyuz? Ne hale geldiğimizi? Kendi kendimize neler yaptığımızı görmüyormuyuz? Bir lanet gibi çöktü tepemize kahırlar, çileler, dertler. Kendi yağımızda kavrulan gariban, masum, insanlardık. Hayat mücadelesi veren fakir ama mutlu, neşeli insanlardık. Haksızlıklar olurdu, cinayetler, tecavüzler ancak böyle değil. Rutinimiz böyle değildi. Kimse kimsesinin sesine ses olmuyor. Yüküne omuz vermiyor. Neden? Yüzlerce madenci insanımıza çok güzel öldüler nasıl dedirttik? Bu cürreti bizler verdik. iş kazalarına tedbiri abartmak kadere, allah'a karşı gelmek olur gibisinden fetva nasıl verilebildi bu ülkede? %99'u müslüman olan bir millete nasıl böyle fetva verilebildi? Bizim yüzümüzden. Yok yere, nedensiz şekilde ne olduğunu anlamadan ölüyoruz sürekli ya da istismara uğruyoruz. Sebep olanlara ve faillere hiçbir şey olmuyor. Nasıl buna razıyız ya da memnunuz bu durumdan? Hiç mi mesuliyetimiz yok memleketimiz ve insanlarımız için? Soma madeni, çorlu tren kazası. Allah aşkına kaçar yıl geçti diye bir bakalım. Adalet diye haykırıyor insanlar yıllardır. Suçlusu ya da mesuliyet sahibi kimsecikler yok. Yerin altında rızkını aramak mı suç oldu ya da 25 insanın trene binmesi mi kabahatti? Bu patlama peki? 10 yıldır defalarca patlama yaşanmış. Neden? Nasıl? Buna kader mi diyeyim şimdi? Garibanız, sade insanlarız diye canımızın ederi 3 kuruş bile etmiyor mu? Fabrika sahibine moral yemegi verildi. Yahu insanlar öldü. insan öldü insan. Geride bıraktıkları aileleri var! Neyin morali bu? Lanet olsun moralinize. 5 kere patlama yaşanmış bu fabrikada. Sahiplerine ve yöneticilerine ne olmuş peki? Hiç. 6. patlamayı belki de 16. patlamayı mı bekliyoruz? Yeter artık. Bu nedir? Artık yeter diyebilmek için tam olarak neye ihtiyaç duyuyoruz? Bu halde yaşamak istemiyorum. Hiç kimsenin bu halde yaşamasını istemiyorum. Biz böyle küfür, tehdit, kahır ve çile içinde yaşamaya layık insanlar değiliz ya da değildik? Kestiremiyorum. Hak ettiğimiz, potansiyelimiz bu değil. Sabah işe gidip akşam eve dönene kadar yüzü gülen bir kişi bile göremiyorum. Herkes düşünceli. Yüzü asık. Ziyan ediyoruz kendimize. Ziyan oluyoruz. Olmayalım istiyorum. insana yaraşır hayatlar yaşayalım istiyorum hep birlikte. imkansızı mı istiyorum? Suç mu işliyorum istemekle? Umarım tez vakitte silkinip, kendimize gelebiliriz millet olarak. Aksi halde gerçekten ziyan olacağız. Sadece sosyal mecradan tepki verip reelde tırt blablabla. Peki yani peki. Bir gün gelecekte suça iştirakin, mesuliyetlerin kişiye, koşula göresi, olacağını, akla hayale sığmayacak küfürlerin,tehditlerin alenen hatta tv ekranlarından yapılacağını masum, sade insanlar olarak başımıza her an bir bela, kahır düşebileceğini, masumun suçlu, güçlünün haklı olacağını hayal dahi edemezdim. Hale bak. Yazık, günah, ziyan. Bir süre geçer ve unuturuz nasıl olsa. Fabrikasında sürekli patlama yaşanan godomana zeval gelmesin. Yeter ki ona birşey olmasın. Somadaki madenin sahibine birşey olmadığı gibi. Mühim olan o. Mühim olan zengin godomanlar. Milyarlar kazanırlar ama vergi borçlarını biz garibanlar ödeyelim. Yeter ki zengin godomanlara birşey olmasın.
    6 -1 ... huzursuz adam
  4. 4.
    Sen şaşırdın mı ben şaşırmıyorum...
    ... uzay muhtari
  5. 5.
    Artık herkes kılıfı ile dolaşıyor. Güç aldığı yandan destekle. Ama minare kılıf olayındaki kılıfı bazı yandaşlar diğer anlamıyla kullanıyor artık. Ama herkesin üzerinde herşeyin üzerinde bir adalet var. Bi gün gerçekten o adalet tecelli edecek bütün kılıflılar hakkettiği yeri bulacak he belki geç tecelli edecek ama edecek.
    ... trenzalore
  6. 6.
    Patlamadan saatler sonra cumhurbaşkanı “işyeri sahibini aradım görüştüm çalışmalara katılıyor.” Dedi, dün müsiad moral yemeği verdi işyeri sahibine(neyin moraliyse).

    Tabi ki savunacaklar.

    Ayrıca 2014 yılında aynı fabrkada olan patlamada ölen işçinin ailesine “zarara uğradık” diye 1 milyon tl lik dava açtı bu işyeri sahibi.

    Yukarıda da aklıevvelin biri demiş ki patronlar olmasa açlıktan ağzımız kokarmış bak hele bak... patron işçi sayesinde vardır...o 1000 işçi olmasa o adamın ne adı patron olur ne da milyonluk jiplere binebilir...
    1 ... flat head
  7. 7.
    adamın suçu yok ki binlerce insana ekmek veriyor.
    -1 ... chachki