bugün

seçim arifesindeki türkiye de muazzam bir düşüş yaşamakta olan akp'nin elinde kalan son kozlardır. peki bunlar nedir. çok basittir efendim içerde kendi halkına karşı mağdur edebiyatı yapan ama dışarda bir mahalle kabadayı gibi davranan akp'nin artık içerde oynadığı mağdur edebiyatını bu millet yememeye başlamıştır. aslında ezilenin, mağdur olanın akp değil tam tersine bu ülkeyi demir yumrukla yöneten ve kendinden olmayanları sindirme politikası güdenin akp olduğunu bu millet anlamıştır. peki seçim çanlarının çaldığı şu günlerde akp ne yapmalıdır ki tekrar yükselmelidir. bunların elinde 2 yol vardır...

birincisi 20 martta abd de oyalanacak olan ermeni soykırımı tasarısının kabuludür. bu tasarı kabul edilince klasik tayyip reaksyonu gösterilerek abd ye rest çekilecektir ve tekrar halkın gözüne girilmeye çalışılacaktır. gerçi israile çekilen rest sonrası sayın başbakanın abd ziyaretinde ilk olarak yahudi lobilerini ziyaret etmesi hala akıllardadır. bunun yanı sıra mason cemiyetlerinden aldığı plaket ve madalyaları geri vermesini isteyenlere sessiz kalan sayın başbakanın yaptığı bu sahte kabadayılık henüz hafızalardadır...

buna küçük bir not: ermeni soykırımını kabul etseler ne olacak avrupada 20 ülke kabul etti de ne oldu orası ayrı bir muamma tabi

ikincisi akp'nin avrupa birliği ile olan görüşmeleri bir anda askıya alıp bizim size değil sizin bize ihtiyacınız vardır tarzı bir politika güdmesidir. türkiyenin avrupa birliğine giremiyeceğini zaten sayın abdullah gül 1994'te ilk olarak diye dile getirmiştir ama akp avrupa birliğine uyum yasaları çercevesinde diye bu milletinin kanını emen istediği bütün yasaları geçirmiştir. şimdi de sanki bunları yapan onlar değilmiş gibi seçim öncesi avrupa birliğine rest çekerek tekrar halkın gözünde popüler olmaya çalışıcaktır. eğer bu ikiside tutmazsa akp'nin tutunacak dalı kalmıyacak ve tarihin tozlu sayfalarında yerlerini alıcaktır. tabi ki hepsi değil. bir kısım akp'li yüce divanda bu yapılanların hesabını vermek üzere yargı karşısına çıkacaktır...
ak parti'nin elindeki koz halkın kendisidir. bu kozu sürekli muhalefet görmemekte, bu sebeple de bulundukları durumdan çıkamamktadır.

(bkz: oldu mu)
bir gün yolda kalan stalini yoldan geçen bir karpuz satıcısı kurtarır. stalin karpuz satıcısına döner ve senden bunun karşılığında bir karpuz alıcam der. karpuzcu tabi efendim istediğinizi seçebilirsiniz der. stalin kamyonetin arkasına bakar ama sadece 1 karpuz vardır ve döner sorar burda sadece bir tane var nasıl seçicem diye sorar. karpuzcunun yanıtı ilginçtir. biz sizi nasıl seçtiysek sizde öyle seçin efendim...

akp'nin alternatifi olamadığını düşünen ziyniyete bir armağan olsun bu fıkra...

ve evet akp'nin suyu ısınmıştır. ama akp ve yardakçıları için kaçış yolu kolaydır. her zaman kraldan çok kralcı olan bu tayfa mutlaka akp hükümetten düşünce zaten hiç sevmezdim hatta babasını sevmezdim onların nidaları atıcaklardır. hatta ve hatta sizi akp li olarak itham edicekler ve lan ben öylemiydim şekilinde düşünmeye başlıyacaksınız...

tanım: akp'nin artık terli olan yemeyen halka karşı son ayak oyunlarıdır...

edit: (bkz: oldu paşam)
(bkz: darbe paranoyası)
koz maça ise son kozlar değildir. daha as çıkmadı çünkü.
(bkz: kömür)
aşağı mahallede bir yalan söylüyor yukarı mahalleye gidince kendi de inanıyor
giresunda 2 dönümlük fındık bahçem var daha özelleştirilmedi henüz araya kaynadı sanırsam, odamda ayağımı ısıttığım küçük bir tane elektrikli soba var. masamın altında kaldığı için görmemiş olmalı.
bu ülke halkı.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.