1. 1.
    Ordayim artık. Herşeyin başladığı yerdeyim. Muhasebisini tuttuğum iş yerinin merkez ofisi.
    Hayata bir amacım yoktu sevgilimden ayrıldıktan sonra. Kafamı toplamak için tatile çıktım bir süre. Kuşadasında sakin bir sitede kalıyordum yaklaşık 1 ayım geçti orada ama nafile her an aklımdaydı yine o. Ne desem boş, aklında yoktum artık silmişti beni lisedeki aşkım. Yada ben öyle sanıyordum. Sevdiğimi aşık olduğumu sanıyordum. Ama değimişim bunu sonradan anladın ve bunu detaylı bir şekilde konuşucağız. Ben ümidimi kesmiştim artık ondan başkalarını aramaya başladım. Eğer başkası olursa onu unutacağımı düşündüm klasik türk erkeği işte. Birisiyle çık, Eee onunla vakit geçir, sonra;
    işte onunla herşeyi yaşa, sonra ayrıl, başkasını bul onu unut. Yok ya başka bir isteğin falan varmı hemen yapalım. Oğlum bir kere bir kalpte iki kişi olmaz veya senin anlayacağın dil “bir ipte iki cambaz oynamaz.” Nihayetinde bunları düşünürken 1 yıl geçti. Hayatımda kimse olmadan. Kimseyi bulamadığımdan değil. Aslında taliplerim çoktu ama bir ilişkiye yeniden başlamak zor geliyordu gerçekten zor. Saçma ama öyle geliyor insana. Çıkma aşamaları, hoşlanmalar, ufak buluşmalar, kaçınılmaz klasik sorular “nerelisin, kardeşin varmı, hangi takım falan” bune kardeşim değişik şeyler yapın her zaman demişimdir. Bir insanı arkadaş olarak tanıdıktan sonra sevgili olmaz. Çünkü arkadaşken farklı sevgiliyken çok farklı davranır insan. Sonra vay efendim bu böyle değildi şöyleydi yada “seni tanıyamıyorum Berkecan” triplerine gireceksiniz eğer hiç başlamayın o işe. Evlenince insan nasıl değişiyorsa arkadaşlıktan sevgiliye dönüşen yolda da insan öyle değişir cinsiyet ayrımı yapmadan. Tabi ben tatile nasıl gittim bu kadar uzun süre düşünürseniz. işten çıkarılmıştım. Birde onun üzüntüsü birde gönül meselesi derken çöllere düşünen mecnun, balkon altında serenat yapan Romeo’dan daha vahim bir durum görüyorsunuz karşınızda. Ne kadar da insanın yüzü gülsede içi kan ağlar kan.
    -1 ... dediydidersin
  2. 2.
    daha önce hikaye tadın da yazmıştım unutmamak için hiç bir şeyi o yüzden bilgisayardan kopyala yapıştır yapıyorum. birden okuyun diye. başka bir yerden alıntı değildir.*
    ... dediydidersin
  3. 3.
    Bu arkadaş Mehmet. Önceki yazımda da bahsettiğim kişi. (tamam benim işte.) Bu sefer size acı dolu sadece hafif tebessümlerle anlatacağım acımı, kederimi, aşkımı. Mehmet yıkık bir durumda tatili yapıyordu ablasının yanında. Düşünün sosyal bir kişi olan bu insan Kuşadası gibi turistik bir yerde hiç dışarı çıkmıyordu. Gününü telefon ve bilgisayar başında, arada televizyon izlemekte, yemek ve banyo arasında gidip gelmekteydi. Bir iki kere dışarı çıktı bu arkadaş sadece sigara almaya. Dert ortağı, tüm sırlarını ilen cansız, zararlı bir o kadar da tatsız icadı almaya. Çok düşünme fırsatı olmuştu bu durumdayken herşeyi hemde herşeyi. “ Neden böyle oldu,” “ neden unutamıyorum,” gibi düşünceler aklını yerken farkında değildi sadece bir alışkanlık olduğunun. Onu sevmemişti sadece alışmıştı. Eee alışmış kudurmuştan beterdir dimi ama. Mehmet (Mali) bunları düşüne dursun, gelecekteki sevgilisini hiç bilmiyordu. Başına neler geleceğinden bihaber yaşıyordu sadece. Ona sorsan yaşamıyordu. Ama akılsız işte yaşadığının bile farkında değil. Mali bu zamana kadar hiçbir sevgilisinden ayrılmamıştı. Hiç birinden ah almak istememiştide ondan başka ne olacaktı. Hep terkedilendi. Ama giderkende iyi dileklerini küstahça sunmayıda unutmazdı. Hiç kimseye küfüretmedi ( en azından yüzüne karşı çok ayıp olurdu bu.) Gece ayrıldığı zaman sabah “Hayır gidemezsin, izin vermiyorum.” Der fakat hep başarısızlıkla sonuçlanır karşı taraf hep giderdi. Bunu yapma sebebi ise karşındakinin gururunu okşamaktı sadece. Çünkü giden taraf kendisini bir zaman sonra ezilmiş hissetmesin isterdi. Hepte öyle oldu. Onlar hemen başkasını buldu ya neyse.
    ... dediydidersin
  4. 4.
    Herşeyden bihaber beklerken bir sabah telefonu çaldı Mali’nin. Arayan babası. Bir iş bulmuş onu da istanbul’ a çağırıyordu. Sevindi Mali bu duruma. Zira işten çıktığı içinde kendini kötü hissediyordu. Önce iş yerini aradı yeri öğrendi. Cumartesi günü sabahına anlaştı iş yerindekiyle ve Perşembe günü yola çıktı. Cumartesi sabahı işe gidince onu gördü. Başına gelecek en güzel kişi bir o kadarda hayatını karartıcak kişiyi gördü. Adı Aylin. ilk gördüğünde beğenmedi Mali. O zamanlar biraz daha kiloluydu ve Mali’yi stajyer sanınca cevap olarak küstahça “yok normal çalışmak için geldim” diyerek arka tarafa geçti. iş görüşmesi pekte iyi geçmedi. Klasik biz size haber veririz sözünü duyarak ofisten ayrıldı. 1 ay sonra Salı günü telefon çaldı. Arayan iş görüşmesine gittiği yerin finans müdürü idi ve Çarşamba günü işe başlmasını söyledi. Evet bencede hafta ortası işemi başlanır haklısınız. Eski çalıştığı yerden alışkanlık olarak bir gömlek, iyi bir pantolon, kış olduğu için postallarla gitti görüşmeye. Yine onu gördü içeri girdiğinde sanki bir değişik gelmişti Mali’ye. ilk gördüğünde yüzü düşmüştü Mali’nin ama bu seferki öyle değildi. istemsizce tebessüm oluştu Mali’de. Belli etmek istemedi hızlı adımlarla müdürün odasına giderek konuştu. Muhasebeci olarak başvurdu Mali aslında oraya ama muhasebe açığı olmadığı için 5 ay şantiyede iş güvenlik uzmanı olarak çalıştı. Tabi hala aklında lisede ki sevgilisi var ve başka kimse yoktu onun için. Sanki bütün kızları imha etmişler gibi.
    ... dediydidersin
  5. 5.
    5 ay düşe kalka geçti. Gün geldi ki ofise gitme günü. Pek istemiyordu Mali ofise gitmeyi. içine mi doğdu ne anlamadım bende. Şimdi Ayşe, Ezgi ve Esin üçlüsü kesin şunu diyordur “onun kalbi o kadar temiz değil ….” Olsun ben temiz olarak kabul ettim onu buda bir şey. Ofise geçtiği sabah bir sıkılganlık oluştu tabi. Oradakiler biraz daha ağır başlı insanlardı. Ofiste günler yuvarlanıp giderken Ayli’nin nişanlı olduğunu öğrendi. Bunu öğrendiği zaman ona yakınlık hissediyordu. Ama öğrendiğinde vazgeçti bu sevdadan. Kimsenin arasını bozmaya hakkı yoktu. Nişanlı olduğunu öğrenince muhabbetide kesti ufaktan, kafa karıştırmaya gerek yoktu. Günler geçti. Ofiste olalı bir buçuk ay oldu ve o gün geldi. Aylin nişanı atmıştı. Nişanlısı (hala kim merak ediyorum) hayali için Aylin’den vazgeçmişti. Evet evet çok kötü bir durum karşı taraf için. Giden içinde çok saçma tabi. O kadar zaman geçir, iş ciddiye binsin sonra sen git hayalin için nişanlını bırak. Belki onlar nişanlı olsa şuan ben bu durumda olmaz bunları yazmazdım.

    Mali bu ayrılma olayını duyunca hem sevindi hem üzüldü. Aylin için kötü bir durumdu çünkü. Gözünün önünde ağlıyordu. O ağladıkça Mali’nin içi titriyordu. Ama bunu yapabilirdi Mali. O gözyaşlarını dindirebilir, Aylin’i mutlu edebilirdi. O bceri vardı Mali’de. Kendisi mutsuz olsa bile başkasını mutlu etmeyi başarırdı. Severdi bu huyunu. insanları mutlu ettiğini görünce kendisi de mutlu olurdu. Gel gelelim kaynaşma olayına.
    ... dediydidersin
  6. 6.
    Aylin’le muhabbeti biraz daha ilerletmiştim artık. Biraz daha uzun konuşuyoruz. Tabi ofistekiler laf söyleyene kadar. Onlar arkadan konuştuktan sonra sadece ufak masum cümleler kuruyor veya onlar ofiste yokken konuşuyorduk. Daha sonra internet çağından yararlanarak sosyal paylaşım sitesinde ekledim. Aynı yerdesiniz ama internet üzerinden konuşuyorsunuz sadece ne kadar saçma ve acı.
    ilk gün kabul etmedi. ikinci dayanamadı olacak ki kabul etti isteğimi. Saçma bir mesajla başladım konuya.
    -Ofiste yüzyüze rahat konuşamıyoruz buradan konuşalım dedim bende.
    -Olur sıkıntı yok benim için.
    -istersen silerim. Sadece konuşmak için ekledim. Amacım sapıklık değil.
    -Yok yok sorun yok. iyi böyle.
    1 ... dediydidersin
  7. 7.
    (bkz: oo yine formatın amına koymuşuz beyler)
    4 ... musikici
  8. 8.
    (bkz: allah başka dert vermesin)
    ... nedensusuyorumbendeyazarim
  9. 9.
    Bundan sonra pek mesaj atmadım o gün. Ne diyeceğini bilmiyordum. Bodoslama atlamak istemedim olaya hemen. Korkuyordum eğer kabul etmezse daha kötü olur diye. Çünkü aynı yerde çalışıyorsunuz kolay değil öyle. Her gün yüzyüze bakıyorsunuz sonuçta. Günler günleri takip etti. Mali’de saatin tik-taklarını. Her gün ufak ufak, saat başı görüşmeler konuşmalar devam ediyordu Aylin’le. Ve bir gün. Dışarda işlerim varken dedim kendi kendime “ulen Mali kaybedecek neyin var ki çekiniyorsun söyle hoşlandığını gitsin işte.” işte bu söz kaderimi değiştiren söz olmuştu. işte hayatımın kararmasının sebebi bu sözlerdi. işlerimi hızlı bir şekilde bitirdim. Kararımdan vazgeçemeden önce ofise gidip konuşmam gerekiyordu. Nihayet ofise varmıştım. Yaptığım işleri teslim ettim ve hemen internetten yazdım.
    -Aylin.
    -Efendim Mehmet. (bana hep mehmet derdi ve tek o dediği zaman yadırgamazdım.)
    -Sana bir şey söylicem ben.
    -Söyle bakalım ne oldu.
    ... dediydidersin
  10. 10.
    “One olum öylemi giriş yapılır, sana bir şey söylicem. Söyleme sen gerek yok.” Dedim kendi kendime. Sonra toparlanıp yazdım.
    -Ben senden hoşlanıyorum
    -Nasıl yani?
    -işte bildiğin baya baya hoşlanıyorum.
    Bir müddet cevap gelmedi. Ben herhalde olmaz bu iş dedim artık pes etmeye hazırlanırken bir mesaj geldi.
    -Ben anlamıştım zaten.
    -Nasıl anladın? Bir şey dememiştim ki kimseye.
    -Bakışların konuşmaların anlatıyordu herşeyi.
    Bunu duyunca çok sevinmiştim. Çünkü anlamasını istiyordum. Dan diye söylemeden önce böyle bir şey beklemesini istiyordum. O zaman daha kolay olurdu herşey. Düşündüğüm oldu. Konuşurken derinden bakmak, her lafında onu övüyormuş gibi konuşmlarım işe yaramıştı.
    ... dediydidersin