1. 1.
    II. Abdülhamit hatıralarında, asıl ilgi çekici bölüm ise Mustafa Kemal Atatürk"ten de bahsetmesidir. Çanakkale savaşının yaşandığı yıl Selanik"te sürgünde bulunan Abdülhamit, savaşla ilgili haberleri gazetelerden öğrenmeye, bazen bu haberleri doğrulatmak amacıyla saraydan aracılar vasıtasıyla haber almaya çalıştığını belirttikten sonra devamında aynen şunları söylemektedir. (s.168-169)

    “işte bu sırada rabbime şükürler olsun ki, ummaya bile cesaret edemediğim zafer haberi ulaştı. Düşman tasını tarağını toplamış askerlerinin yarısını denize, yarısını gemilerine dökerek Çanakkale önünden çekilip gitmişti. Bu büyük zaferi, Mustafa Kemal Bey adında bir miralay (albay) kazanmış. Allah, devletime hizmeti geçenlerden razı olsun.

    Uzun bir müddet sonra oğlum Abit Efendi, benimle konuşurken bu Mustafa Kemal Bey"le tanıştığını söyledi. Sonradan Paşa olmuş…Hem de burada Beylerbeyi sarayında tanışmışlar! Teaccup ettim(Şaştım). Burada ne arıyormuş dedim. Yüzbaşı Salih Bey (Bozok) arkadaşı cevabını verdi. Ara sıra arkadaşını görmeye geliyormuş. Abit Efendi ile bu münasebetle dost olmuşlar. Hatta Mustafa Kemal Paşa, kendisine iki ceylan yavrusu hediye etmiş.

    Bundan memnun oldum. Devletimin yüzünü ağartmış bir Paşa"nın Abit Efendi"ye yakınlık göstermesi bir şahsiyeti olduğunu anlatıyordu. Oğluma münasip bir mukabelede bulunmasını hatırlattım. Biraz vakti halim olsa “Bir altın saat” diyecektim ama hem dedikodusundan çekindiğim hem oldukça müzayeka (geçim sıkıntısı) olduğum için bir şey söylemedim.

    -Bir daha arkadaşına gelecek olursa haber ver, bende göreyim demekle iktifa ettim.”

    Abdülhamit devamında Mustafa Kemal"i bir defa uzaktan gördüğünü ve sıradan askerlere benzemediğini, kendisine başarı için dua ettiğini belirtmektedir.

    http://www.ordukentgazete...12&uniq_id=1518537343
    1 -3 ... gazeloglu
  2. 2.
    süleyman nazif'in atatürk hakkındaki düşünceleridir.

    bin kere yazdık ama abdülhamit sevdalıları hala uyanmak istemiyorlar: abdülhamit'in hatıratı filan yoktur. hatırat diye okudukları şey, süleyman nazif'in uydurarak yazıp tefrika ettiği yalan dolandır. bunun böyle olduğu defalarca ve defalarca ispatlandı ama yok...

    yahu hadi bırakın ispatı mispatı... o anıları okursanız ve de eşek değilseniz, kendini haklı çıkarmak isteyen popülist bir politikacı, bir köşeyazarı üslubuyla yazıldığını hemen fark edersiniz. padişahların böyle bir tarzı yoktu. ne böyle düşünür, ne böyle konuşur, ne de "hatırat" adı altında bir şeyler karalayarak hesap sormaya ve/veya hesap vermeye çalışırlardı. böyle yapmaya yetiştirilme tarzları müsait değildi.

    içindeki, abdülhamit'in yapması mümkün olmayan, çok sayıda tarih, olay, yer, kişi adı hatasına hiç değinmeyeyim....
    3 -1 ... rumeli71