1. 1.
    en az aşık olduğunu anlamak kadar güzel bir histir. gerçekten.

    fakat bahsettiğim, sevgilini artık eskisi kadar sevmediğini fark etmek değil; bir süredir platonik aşık olduğun kişiye karşı hislerinin artık aynı olmadığını hissetmektir. ve bu, aşıkken akla geldiği kadar korkunç değil. biraz durgun hissettiriyor, böyle bir hücreni almışlar gibi boşluk da oluyor ama fark ediyorsun ki yeri hiç de dolmayacak bir boşluk değilmiş bu. özellikle 2 sene gibi yeterince uzun bir süre uzaktan uzağa sevdikten, zaman zaman iştahın kesilecek kadar aşkı hissedip zaman zaman acı çektikten, onun başkasına ve başkalarına aşık olduğuna bile tanıklık ettikten sonra mutlu bile hissettiriyor.

    bu bir süreç halinde gerçekleşmez, aniden olur ve birden “aa ben aşık değilim artık” deyip “evreka!” moduna girersin. eğer benim gibi salaksan da elini midene götürürsün “kelebeklenme” var mı diye, ama yok, emin ol yok.

    her neyse; bu zaten süreç halinde olsa sonu, aşık olunan kişiden nefret etmek derecesine varır; ki o tamamen başka bir şey. aşık olmadığını anlamak ise öyle bir şey ki onun adını duyduğunda aldırış etmemeye başlarsın, ismi kavramlaşır, somut hal alır. mesajına cevap gelmediğinde elinde telefon beklemezsin, telefon bir köşeye gider sen bir köşeye. mesaj geldiğinde ise * senin umurunda olmaz. onun adını bir internet kafeye, eczaneye ya da markete verdiklerini gördüğünde tabelaya bakıp kalmazsın, kafanı çevirmeyi bilirsin. ve o ismi orda gördüğünde her zaman olan “midekelebeklenmesi” sendromu gerçekleşmez. ki esas olay buradan sonra başlar.

    artık film izlerken “belki bir gün birlikte izleriz” deyip, filmden kopup, boş kalan sağ tarafına * bakmazsın. izlediğin filmlerdeki aşk sahnelerine iç çekmezsin, repliklere dikkat edersin, “kameranın açısı”na falan bakarsın, hatta çekim hatası ararsın, "ehahaha aynadan kamera görünüyo ehehaha" diye gülersin sonra da.

    aşık olmadığını anlamak, şarkıların tamamen sanatsal formlara dönüşmesidir. still loving you dinlerken “benim sesim neden güzel değil böyle?” demektir. since ive been loving you dinleyip soloda kendini kaybetmektir, aklına birinin gelmemesidir. paul mccartney “yesterday, love was such an easy game to play, now i need a place to hide away” dediğinde “benim de” demektir. playlistten senden başka hiç kimse yok içimde’yi silip boşver arkadaş’ı eklemektir. “was it love? or was it the idea of being in love?” dediğinde aşık olup olmadığını sorgulamaktır david gilmour’la birlikte.

    her şeyden öte, başlarda artık onun “the one” olmamasından dolayı bir üzüntü vardır. o yüzden de şöyle dersin:

    “i hate to feel the love between us die,
    but it’s over
    just hear this and then i’ll go:
    you gave me more to live for,
    more than you’ll ever know.”

    yavaş yavaş durumu kanıksadığında ise şu dizeler dökülür:

    "i know it s over
    and it never really began
    but in my heart
    it was so real"

    farkındalık seviyesi artınca ise bakış açısı ve şarkı tamamen değişir:

    “liebe ist fur alle da
    nicht fur mich.”
    1 ... other
  2. 2.
    halen birlikte olduğunuz biriyse ve karşınızdaki kişi bayansa bu ihtimali göz önünde bulundurarak hatalara, pişman olunacak şeyler yapmamaya ve kızı içinden çıkılmaz bir duruma sokmadan anlaşılması gereken durum.
    1 ... un prophete
  3. 3.
    1000 wattlık ampüle 10 saniye bakın sonra dönüp yanınzdaki kıza bakın. kızın gözlerini görebiliyorsanız aşıksınızdır.
    1 -1 ... somebodystopme
  4. 4.
    zaman ve umut kaybı yaşadığını düşündürür insana.
    3 ... sunburn