1. 7.
    Bu akp liler harbiden yalan söylemeyi beceremiyor. Hani lan görüntüler?
    1 -1 ... n dakota
  2. 6.
    Tek bir soru soralım;

    Mansur yavaş mhp den aday olsa kabul edilir miydi?

    Teşekkür ederim.
    Başka sorum yoktur
    1 -1 ... promer
  3. 5.
    Ak parti tipi siyatsetçiliği ne güzel özetlemiş. Din iman ama iftira kul hakkı gırla. Haysiyetsiz köpekler.
    1 ... portatif
  4. 4.
    kabatas turbanlisi kadinin sonsuz fantezilerini bir kez daha hatirlatan yazi.

    bir boyle kadinlar var, bir de ot gibi yasayip gidenler.
    hey masallah.
    1 ... antik kilise sarapcisi
  5. 3.
    Her zamanki üslûbu ve duruşuyla, hiç bir tereddüte mahal bırakmayacak sağlam delillerle, gerçekleri, çarşaf gibi gòzler önüne sermiştir.

    Anlayana!
    Anlamak isteyene!
    pısssst lan oluuum kaldır başını, halı motifi izlemekten imanın gevredi more!
    7 -4 ... zeytinyagli dolma kalem
  6. 2.
    sözcünün ocağına incir ağacı diktirecek bu adam. sayfanın yarısı boşluğa gidiyor.
    1 -6 ... masklavi
  7. 1.
    Akapenin tüm iğrenç yalanlarını sıralayıp, neden Mansur yavaş'a oy vermeliyiz? Sorusunun cevabı ile biten yazıdır.

    --spoiler--
    “Ergenekon terör örgütü” dediler, Ergenekoncuların aslında Agarta diye bir tarikata mensup olduklarını, bu tarikatı kuranların milattan önce dokuz bin yılında Atlas Okyanusu'nda batan Atlantis kentinden karaya çıktıklarını, Asya'ya gelip, Tiyenşan Dağları'nın mağaralarına yerleştiklerini anlattılar.
    Yalan çıktı.



    “Balyoz” dediler.
    Cami bombalayacaklardı dediler.
    Yalan çıktı.



    “Casusluk yapıyorlar” dediler.
    Üç bin subayımıza…
    Fuhuşçu casus dediler.
    Yalan çıktı.



    Profesör Türkan Saylan'a “terörist, lezbiyen, fahişe, dinsiz, misyoner, Amerikan ajanı” dediler, Profesör Mehmet Haberal'a, Profesör Fatih Hilmioğlu'na, Profesör Erol Manisalı'ya, Profesör Kemal Gürüz'e, Profesör Yalçın Küçük'e, Profesör Uçkun Geray'a, Profesör Kemal Alemdaroğlu'na, Profesör Mustafa Yurtkuran'a, Profesör Ferit Bernay'a “darbeci” dediler, Profesör Tayfun Uzbay'a “darbeci casus” dediler, Profesör Yücel Aşkın'a “yolsuzluk yaptı, tarihi eser kaçakçısı” dediler, Profesör Rennan Pekünlü'ye “başörtülü kızlarımızın eğitim öğrenim hakkını engelliyor” dediler, Profesör Erdoğan Teziç'e “başörtüsü düşmanı, millete küfür etti” dediler.
    Külliyen yalan çıktı.



    “Arınç'a suikast” dediler.
    Yalan çıktı.



    “Karayılan yakalandı” dediler.
    Yalan çıktı.



    “AB'ye girdik” dediler.
    Havayi fişek fırlattılar.
    Yalan çıktı.



    “Zekat hırsızlarını koruma altına alan bir güç var, ben bu güce hırsızların imparatoru diyorum, hem altındaki figüranları koruyor, hem kendisine ulaşılmasını engelliyor, kim olduğu belli, halk arasında tabir vardır, arife tarif gerekmez, damda gezer miyav der, isme gerek var mı” diyen… Deniz Feneri savcılarını “sanık” yaptılar, “resmi belgede sahtecilik”le suçladılar.
    Yalan çıktı.



    Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en namuslu insanlarından olan izmir büyükşehir belediye başkanı Aziz Kocaoğlu'na “çete” kurarak “yolsuzluk” yaptığı iddiasıyla 400 sene hapis cezası istediler.
    Yalan çıktı.

    Ethem'i Gezi olayları sırasında suratından vurarak öldürdüler, kum çuvallarının önünde çekilmiş fotoğrafını yayınladılar, “işte terör kamplarında çekilmiş fotoğrafı” dediler.
    Yalan çıktı.

    (Ethem kaynakçıydı, Hakkari Şemdinli'deki Tekeli tabur komutanlığının inşaatlarında çalışmıştı, devlet büyüklerimizin çocukları askerliğini bedelli yaparken, Ethem askerliğini Hakkari Şemdinli'de yapmıştı, bölgeyi gayet iyi bildiği için oradaki karakol inşaatlarına gönüllü gitmişti, yandaş medyanın sanki gizlice ele geçirilmiş gibi yayınladığı fotoğraf, aslında Ethem'in kendi Facebook sayfasındaki hatıra fotoğrafıydı.)



    Ali ismail'i öldürdüler, “kamera kayıtlarını inceledik, kendi arkadaşları dövmüş” dediler.
    Yalan çıktı.



    “Geziciler elit semtlerde oturuyor” dediler, “seçkinci sınıf” dediler, “imtiyazlı çevreler” dediler, “bir avuç kaymak tabaka” dediler.
    Yalan çıktı.

    (Ethem'i öldürdüler, kaynakçıydı, Abdocan'ı öldürdüler, narenciye paketleme tesisinde asgari ücretliydi, Ali ismail'i öldürdüler, babası inşaat işçisiydi, Mehmet'i öldürdüler, garsondu, babası pazarcıydı, Ahmet'i öldürdüler, üniversite mezunu işsizdi, inşaatlarda amelelik yapıyordu, Berkin'i öldürdüler, babası işsizdi, “kaymak tabaka” dedikleri işte bu çocuklardı.)



    “Başörtülü bacıma saldırdılar” dediler, “kamera görüntüleri elimizde” dediler, “biz o görüntüleri izledik” dediler. “Erkek şahısların üstü çıplaktı, kafalarında siyah bantlar vardı, kenara, duvar dibine çekildim, tişörtünde Che Guevara resmi bulunan bayan şahıs ani şekilde başörtümü tutarak yukarıya doğru kaldırdı, Tayyip'in o…sunu buldum beyler, gelin s…in diye bağırmaya başladı, kızımın bebek arabasını tuttuğum için kaçamadım, erkek bir şahıs sol yanağıma tokat attı, sırtüstü yere düştüm, kalabalık grup etrafımı sardı, tükürmeye, tekmelemeye başladılar, beni tekmelerken, eşarplı kaltak, devrim yapacağız kökünüzü kazıyacağız, hayvan kaltak şeklinde yüksek sesle hakaret ettiler, şişman yapılı, etli geniş burunlu biri bebek arabasını sallıyordu, arabanın içindeki kızım aşağı yukarı zıplıyordu, üç dört kişi benim üzerime idrarlarını yaptılar, bir kadın ‘başörtüsüne işeyin, başörtüsüne işeyin' diye bağırıyordu, etrafımdaki şahıslar bana tekme atmaya devam ediyordu, tam bu esnada bir şahıs, başıma doğru erkeklik organıyla sürtünmeye başladı, başka bir şahıs, benim arkama geçerek cinsel bölgesiyle sürtünüyordu, vücudumun değişik yerlerinden cinsel saldırıda bulunanlar vardı, emekleyerek kaçmaya çalıştım, başaramadım, inönü stadında araba yakıyoruz diye bağırma sesi duydum, etrafımdaki şahıslar dağıldılar, inönü stadyumuna doğru yürümeye başladılar, yerden kalktım, bebek arabasının yanına gittim, altı aylık kızım ağlıyordu, sol ayak diz altında sıyrık vardı, kanamıştı, sol kolunda morluk vardı, bana cinsel saldırıda bulunan şahısların arkasından baktığımda, iki şahsın ellerinde bira şişesi olduğunu, bira şişelerini karşılıklı tokuşturduktan sonra içtiklerini, kahkahalar atarak güldüklerini gördüm, evime geldim, temizlenme hissiyle duşa girdim, bacaklarımda morluklar vardı, yaşadığım korku neticesinde bebeğimi emziremedim, sütüm kesildi” dediler.
    Yalan çıktı.



    “Camide bira içtiler” dediler.
    Müezzin yalanladı.



    “Camiyi ahır yaptılar…”
    Yalan çıktı.
    “Camiyi genelev yaptılar…”
    Yalan çıktı.
    “Ezanı ıslıkladılar…”
    Yalan çıktı.



    Temel Karamollaoğlu'nu elinde rakı kadehi tutuyormuş gibi haber yaptılar.
    Yalan çıktı.
    Meral Akşener'i feto'yla el sıkışıyormuş gibi haber yaptılar.
    Yalan çıktı.
    Muharrem ince'yi camide bisikletle dolaşıyormuş gibi haber yaptılar.
    Yalan çıktı.



    Sözcü'ye fetocu dediler.
    Kuyruklu yalan çıktı.



    Ve şimdi, yalan olduğunu bile bile “Makedonyalı” diyorlar, iftira olduğunu bile bile “Amerikan menşeli” diyorlar, “Kandil'in gönderdiği teröristleri belediyede işe alacak” diyorlar, kumpas olduğunu bile bile “sahte senet vurguncusu” diyorlar, “vergi kaçakçısı” diyorlar, “müstehcen görüntü bulundurmak”tan soruşturma açıyorlar.



    Başkent'in seçimi, sadece belediye seçimi değildir.
    Türkiye'nin yalanla iftirayla kumpasla mücadelesinin özetidir.



    Çünkü seçime o giriyor ama…
    Hepimiz Mansur Yavaş'ız!
    --spoiler--

    Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/...z-mansur-yavasiz-4143068/
    13 -3 ... alkolik oldum