1. 1.
    aksam uzeri saat 4 civari. mersin'de yeni aldigimiz yazligin tadilat isleriyle ugrasirken devasa site, karton kutu gibi sarsilamaya basladi. sanki yerin altinda birseyler kayniyormus ve evi ayagimizin altindan cekiyormus gibi hissettiriyordu. kapilar, avizeler evdeki tum oynak esyalar zangir zangir.. ev halkinin gozleri fal tasi gibi acilmis, olanlari anlamaya calisiyor, korkudan kimsenin agzindan tek laf cikmiyordu. yarim dakika sallandiktan sonra ve sallanmaya da devam ederken en nihayetinde babam "deprem" diyebiliyor. biz o an kendimize geliyoruz ve can havliyle evin anahtarini da kaparak 8. kattan, basamaklari kosarak ikiser ucer inmeye basliyoruz. deprem aninda asansor kullanmamak gerektigi biyerlerden aklimizda kalmis. merdivende kosarken diger site halki da bize katiliyordu. en sonunda suru halinde kendimizi aciga atabildik. site gocer diye de etki alanindan ciktik. herkeste bir saskinlik, millet birbirine bakiyor. "ay atiye hanim neydi o oyle? nasil giricez simdi evlere?" 2 saat kadar asagilarda dolandiktan sonra "bu boyle olmayacak, cikip esi dostu aramak lazim, herkes sag mi degil mi bilmek gerek" diyoruz ve babamla ben cengaver gibi eve cikip aceleyle ona buna telefon etmeye basliyoruz. o zamanlar cep telefonu da peynir ekmek degil. bir yandan da artcilar devam ediyor ancak orali degiliz.

    bu arada haberleri almak icin de tv'yi aciyoruz. ogreniyoruz ki merkez ussu ceyhan olan 6.3 siddetinde deprem yasamisiz ve ta mersin'den bile inanilmaz sekilde hissedilmis. ceyhan diyince hemen ceyhan'da oturan teyzemi ariyoruz. aglayarak telefona cikiyor "huseyin aabiiiiiiiiii, burasi cok fenaaaa" diyebiliyor. hemen apar topar kalkip ceyhan'a dogru yola cikiyoruz. e-5 uzerinde giderken pek bir hasar yok gibi gorunuyor ancak ceyhan'a girince olayin boyutlarini idrak edebiliyoruz. hava da kararmis, camliyol bulvari'nda agir agir ilerlerken sagli sollu yerle bir olmus apartmanlari goruyoruz. her moloz yigininin basinda bir grup insan ve is makinesi. tum memleket siren seslerine kesmis.. biraz daha ilerledikten sonra bakiyoruz ki, en alt katinda her zaman yufka aldigimiz kismet yufkacisinin bulundugu apartman yerinde yok. arabadan inip yasananlari agzimiz acik sekilde izlerken gocugun altindan insan sesleri geliyor. yardim isteyen, bagiran cagiran.. daha hersey cok taze. az sonra kucuk bir kizin cansiz bedeni toz toprak icinde battaniyeye koyularak onumuzden geciyor. annem olanlara daha fazla dayanamayarak basliyor aglamaya.

    neden sonra teyzemlere gitmek aklimiza geliyor. apartmanlarinin onune geldigimizde herseyin yerli yerinde oldugunu anliyoruz ama onlar da kaldirima masa sandalye cikarmis komsularla oturuyorlar. biz varinca bir aglama hezeyani kopuyor. annemle teyzem sariliyor. o zamanlar da 15-16 yaslarinda toy bir delikanli oldugumuz icin bu sahneler cok koyuyor insana. masada otururken o alarmli, radyolu, mor isildaktan da candan ercetin'in "yalan" parcasi caliyor. icinde bulunulan durumu bu kadar iyi tasvir eden bir parca daha olamazdi o sirada. teyzem, "bizim eski bahceciler apartmani da kagit gibi" diyor. daha bir ay once tasindiklari apartmanin yerinde simdi yeller esiyor. dusununce insan bir garip oluyor haliyle. daha gecen gun gidip oturdugumuz, yedigimiz, ictigimiz, yatip kalktigimiz ev dumduz. gidip gordukten sonra bogazda birseyler dugumleniveriyor, soylenecek kelime bulunamiyor.

    gece disarida sabahladiktan sonra bir tur daha atiyoruz ceyhan'da. gun isigiyla birlikte goruyoruz ki memleket inanilmaz degismis. bunun nedeni mutemadiyen gordugumuz apartmanlarin yerlerinin bos olmasi. goz alistigi icin bu farklilik hemen kendini hissettiriyor. sanki yillardir yasadigin o sehir gitmis bambaska bir sehir gelmis.

    o yasima kadar ve hatta bu yasima kadar beni bu derece etkileyen bir olayla karsilasmadigimi anliyorum. insanlarin caresizlikleri halen gozumde, is makinelerinin geri geri giderken cikardigi "biiip biip biip" sesleri halen kulagimda.. candan ercetin'in o sarkisini dinleyince ise ayni gunu tekrar yasiyorum ve omrum boyunca da unutamayacagim...
    5 ... yozishanko