1. 1.
    devlet bahçelinin en sert konuşmasıdır tahminen, çok duygulandırmıştır.

    not: ülkücü değilim.

    şırnaklı kemal, hataylı rıza, ığdırlı ali, diyarbakırlı hüseyin, trabzonlu ayşe, sinoplu filiz, mersinli osman çalışacak ve hayatını idame ettirecek bir işten mahrumdur.

    çünkü bunların ismi bilal veya sümeyye değildir. çünkü bunların bırakınız para saklayacak kutularını ve kasalarını giyecek ayakkabıları dahi yoktur. çünkü bunların usame kutub gibi dostları, yasin el kadı gibi tanıdıkları, muaz kadı gibi arkadaşları, tayyip erdoğan gibi babaları bulunmamaktadır. haram okyanuslarında yüzen ve yakıtı rüşvet, dümeni alavere dalavere, pusulası sahtekârlık, yükü kaçak mallardan ve tayfası hırsızlardan oluşan gemi filoları da olmamıştır.

    türk gençliği aç ve açıktayken, işsiz ve güçsüzken; başbakan’ın çocukları kamu arazilerine çöreklenmekte, yetimlerin hakkını bol bol cebe indirmektedir.

    gençlerimizin özeline karışan, nasıl giyinip, nasıl yiyip, ne içtiklerine müdahale eden, “her üniversiteyi bitiren iş bulacak diye bir kaide yok” diyerek gelecek nesilleri tersleyen başbakan, konu bilal’i olunca neredeyse göğe merdiven dayayacak kadar iştahlı ve heyecanlı olmaktadır.

    evlatlarımız başlarını sokacak bir göz evi ancak hayallerinde görürken, başbakan’ın kızı-oğlu villa siparişi vermekte, nasıl bir saray istediklerini detaylı olarak yandaş işadamlarına bildirmektedir. (bkz: sümeyye erdoğan ile latif topbaş ın ses kaydı)

    başbakan için varsın türk gençliği işsiz kalsın. bunlar önemsizdir. önemli olan bilal’in karun kadar zenginleşmesi, soygunlarla küpünü taşırması ve bilo ağa seviyesine terfi etmesidir.

    değerli milletvekilleri,

    başbakan erdoğan ve hükümetinin temiz, masum ve meşru hiçbir yanı kalmamıştır. rüşvet akp’yi karartmıştır. yolsuzluk akp’yi kaplamış ve her tarafını kapatmıştır.

    esasında başbakan’ın insan içine çıkacak yüzü kalmamıştır. ancak yüzündeki deri öylesine kalındır ki, utanmak şöyle dursun, hala kendisi ve hükümeti hakkındaki iddiaları komplo, paralel devlet, darbe laflarıyla bastırmaya uğraşmaktadır.

    başbakan erdoğan’ın rüşvet tanımından sonra, gündeme getirdiği yolsuzluk izahı da tam bir kara mizah örneğidir. kendisi yabancı bir gazeteye verdiği beyanatta şöyle demiştir:

    “ben yolsuzluk dendiğinde şunu anlarım; devletin kasası soyuluyor mu, soyulmuyor mu?”

    hakikaten de bu başbakan şakacı bir adam olup çıkmıştır.

    yalan, dolan, inkar, iftira, asılsız haber yayma, uydurma bilgi verme, tezvirat, gıybet, dedikodu, akla hayale sığmayacak yorumlarda bulunma başbakan’ın karakteristik özellikleri arasına girmiştir.

    devlet soyan, devlet arazilerini parselleyen, devlet ihalelerinden yüzde alan, irtikap ve nüfus ticaretiyle servetine servet katan birisine dünyanın her tarafında hırsız, vurguncu ve hortumcu denmektedir.

    telefonlarda parola parfüm ve maden işi diyen başbakan yakınları ve kadim dostları soyguncu değil midir?

    etiler’deki polis okulu arazisini önce kiptaş’a devredip, ardından da talan düğmesine basmak yolsuzluk değil midir?

    bu arazinin yasin el kadı'nın oğlu muaz kadı ve işadamı usame kutub'un da ortakları arasında bulunduğu bir şirkete ihalesiz olarak verilme hazırlığı ve bu şirketin gizli hissedarları arasında bilal erdoğan’ın da yer alması yolsuzluk değil midir?

    başbakan’ın etiler polis okulu arazisinin malum şirkete devri için istanbul büyükşehir belediye başkanı’na emir vermesi yolsuzluk değil midir?

    iranlı karanlık işadamının, rüşvet kölesi yaptığı dönemin içişleri bakanı’na “bana operasyon var mı?” sorusuna, bu bakanı’nın “abicim rahat ol, öyle bir şey varsa senin önüne ben yatarım” demesi yolsuzluk değil midir? (bkz: senin önüne yatarım reza)

    bir bakan düşününüz ki, rüşvetçiler buyurdu diye emniyet müdürlerinin hayatını karartacak kadar nevri ve gözü dönsün.

    bir bakan düşününüz ki, rüşvet alması yetmiyormuş gibi, haramın eseri olan özel uçakla umre’ye gitsin, kara para ve altın kaçakçılığı işinin ana üssü haline gelsin.

    bir bakan düşününüz ki, çantaların ve elbise kılıflarının içinde getirilen rüşvetlere tamah etsin, haysiyetini iki paralık yapsın.

    ve bir başbakan düşününüz ki, doğru bir işi olmasın, ne kadar uğursuz, hırsız, düzenbaz varsa etrafına toplasın.

    başbakan besmeleyle soygun yapacak kadar günahkar olanların, allah’ın selamıyla yolsuzluk gemisini yürütecek ve cebini dolduracak kadar münafık olanların koruyucusudur.

    görüyorsunuz, “17 aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturması” başbakan ve hükümetinin karşı ve kural tanımaz saldırılarıyla yıpratılmaktadır.

    başbakan’ın adalete yerleştirdiği adamları şüphelileri bir bir serbest bırakmaktadır.

    ayakkabı kutularında dolar hesabı açan ve hırsızlığa yepyeni bir ekol getiren halk bankası eski genel müdürü’nün 57 gün sonra gelen tahliyesi her şeyi gözler önüne sermiştir. (bkz: 14 şubat 2014 süleyman aslan ın tahliye edilmesi)

    ilave olarak 12 kişinin daha serbest kalması fazla söze gerek bırakmamıştır.

    önümüzdeki yakın vadede, malum bakan çocuklarıyla birlikte iranlı rüşvetçinin dışarıya çıkması kimseyi şaşırtmamalıdır. gelişmeler bunu göstermektedir.

    (bkz: akp nin yolsuzluk soruşturmasını örtbas etmesi)
    (bkz: tayyip erdoğan ın yolsuzlukları karartma hamleleri)

    mahkemeleri ve savcıları terbiye eden, tehdit ve menfaat vaadiyle adeta kılıçtan geçiren hükümetten başka bir şey beklenmesi mümkün değildir.

    başbakan erdoğan’ın kendi çocuğuyla birlikte bakan evlatlarının da 17 aralık savcıları hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söylemesi, hırsızlığın ne kadar da pervasız hareket ettiğine en açık karine teşkil etmiştir.

    hukukçuların rejim krizi çıkar diye itiraz ettikleri, cumhurbaşkanı’nın anayasaya aykırı göndermeyin dediği, herkesin ağız birliği etmişçesine mahsurlarını dile getirdiği hsyk kanun teklifi meclis’te tekme, tokat ve dökülen kanlar eşliğinde kabul edilmiştir.

    şayet sayın cumhurbaşkanı sözünde durmaz ve sil baştan yazılan hsyk kanunu onaylarsa yargı tamamen hükümete bağlanmış olacaktır. kuvvetler ayrılığı ilkesi tümden rafa kalkacaktır. hakimler ve savcıların akıbeti adalet bakanı’nın iki dudağı arasında olacaktır.

    korkarım ki, başbakan erdoğan hsyk’daki yeni yapılanmayla yargının tepesine başyargıç olarak oturacaktır. iyice azacak, tek parti sultasının, tek adam devrinin son rötuşlarıyla birlikte ilamını yapacaktır.

    muhterem milletvekilleri,

    son günlerin en çok konuşulan konularından birisi de kabataş hadisesidir. (bkz: kanal d nin kabataş görüntülerini yayınlaması)

    1 haziran 2013 günü, gezi parkı olaylarının sürdüğü bir ortamda, kabataş’ta bir başörtülü kardeşimizin dövülüp tacize uğradığı yandaş basın ve bizzat başbakan tarafından uzunca bir süre gündemde tutulmuştu.

    başbakan konuyu meclis grup toplantısına kadar taşımış, günlerce sakız gibi ağzında çiğnemişti. sanki bu ülkede başörtülü kardeşlerime sistematik bir saldırı vardı.

    bu meselenin ayrıntısına girmeden şu kadarını söylemeliyim ki, geçtiğimiz hafta kabataş’taki olayın kamera görüntüleri ortaya çıkmıştır. ve hiç de söylendiği gibi bir saldırının olmadığı anlaşılmıştır.

    her şey netleştiğine ve kabataş’ta herhangi bir saldırı olmadığı görüntülerle sabitleştiğine göre başbakan çıkıp türk milletinden özür dileyecek erdemi gösterebilecek midir? gezi parkı’nda türk gençliğinin tepkisini “başörtülü hanımlara saldırdılar, camilerde içki içtiler” diyerek püskürtmeye çalışan ve mütedeyyin insanlarımızın duygularını istismar eden bu batılın temsilcisi mertçe yanlış yaptım diyebilecek midir?

    başbakan çekirge misali bugüne kadar yeterince sıçramış, yeterince hoplamıştır. imana istismar karıştıranlar, fesat katanlar, cehalet ekleyenler, kibir ve zulüm dahil edenler allah katında da kul içinde de yüz karası, günah kubbesi olmaktan kurtulamayacaklardır."
    4 ... varlikdanyoklugagitmek