1. 1.
    yargıdaki değişimi eleştiren, okunması gereken bir yazıdır.

    --- spoiler ---
    AKP döneminde, Ergenekon ve Balyoz gibi sun'î davalarda yargıya güven zedelenmişti. AKP'li il ve ilçe belediyelerinde çalışan avukatların çoğunun, yargı kadrosuna sokulduğu iddiasıyla bu güven iyice çatırdadı ve dibe vurdu. Bu yüzden dünyada adalet için yürüyüş yapılan tek ülke biz olduk. Şu an sokaktaki birine "Yargıya güveniyor musun?" diye sorun, korkmadan gerçeği söylerse cevabı "Hayır!" olacaktır.
    ***
    Bu hale nasıl geldik? En baştan anlatalım:
    AKP iktidara geldiğinde yetişmiş kadroları olmadığından yargıyla ilgili söylemleri güvensizlik üzerineydi. Meselâ; "Dokunulmazlıklar kaldırılsın." denildiğinde "Ben bu yargıya güvenmiyorum." diyorlardı. Aleyhlerine karar çıkarsa "Bu karara uymuyorum saygı da duymuyorum.' şeklinde demeç veriyorlardı. Sonra "Menzilimiz aynı yolumuz farklı" dedikleri FETÖ'nün elemanları yargıyı hâkim oldular. Aksayarak da olsa çalışan yargı bozulmaya; askeri sanık, teröristi tanık yapmaya, Habur'da çadırda uygulanan seyyar yargıya dönüştü. Yargıdaki bozulma Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla sürerken ülkeyi yönetenlerin yargıya bakışı ve söylemi de değişti.
    ***
    Atatürkçü subay ve paşalar tutuklanırken ülkeyi yönetenler FETÖ'nün özel görevli yargıç ve savcılarına methiyeler diziyordu. Meselâ; o tutuklamaları yapan hâkim ve savcılara bütün Türkiye'nin demokrasi adına büyük bir borcu olduğunu söyleyen dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, dava ile "Türkiye bağırsaklarını temizliyor." diyordu. Makaracı bakan "Türkiye'dekileri hizaya soktuk." diye sevinirken, dönemin AKP sözcüsüne göre "Kurda merhamet etmek kuzuya zulüm etmekti." Bunlar olurken AB'de boş durmuyordu. ilerleme raporuyla "Türkiye'nin en kapsamlı darbe girişimi soruşturması" olarak nitelendirdiği Ergenekon Davası'na tam desteğini sürdürüyordu.
    ***
    Sonra FETÖ'nün militanlaşmış yargı kadrosu AKP'yi hedef aldı. 17/25 operasyonları ve 15 Temmuz'un ardından yargı kadrosunun yarısı değişti. Bu değişimi AKP'li Mahir Ünal "Yargıda, orduda, kamudaki FETÖ'cüler temizlendi. Devletin içindeki şeytan çıktı." ifadeleriyle açıkladı.
    Buna rağmen bağımsız yargı tartışmaları sürdü. Ülke yöneticilerinin ve medyanın tutarsız söylemleri, tutuklanan ve serbest bırakılanların durumları bu münekaşaların tuzu biberi oldu.
    Meselâ; "Arkalarında CIA var! Gezi benzeri kalkışma planlıyorlardı!" gibi manşetlerin atıldığı, devletin başının da "Onlar âdeta 15 Temmuz'un devamı niteliğinde bir toplantı için bir araya gelmişlerdir." dediği Büyükada'da tutuklananlar serbest bırakıldı. Alman Der Spiegel dergisi, bu durumu Eski Almanya Başbakanı Schröder ile Erdoğan arasındaki gizli pazarlığın sonucu olarak duyurdu.
    ***
    Bu olayın ardından Deniz Yücel meselesi çıktı. Benzer manşetler Yücel içinde atılırken devletin başı "Elimizde görüntüler, her şey var. Bu tam bir ajan terörist." dedi. O da bırakılırken, Almanya ile Türkiye'nin pazarlık yapıp anlaştığı öne sürüldü.
    Bu iki örnekte serbest bırakılanlara bir sözüm yok. Gayet tabiî ki suçsuz oldukları mahkemede ortaya çıkabilir. Ama benim anlatmak istediğim daha mahkeme sürerken türlü ithamlarda bulunulması. Ardından birden bire serbest bırakılmaları ve bu tahliyelerin arkasından dile getirilen pazarlık iddiaları.
    ***
    Gelelim papaza.
    Yukarıdaki olaylar yaşandığında, papaz tutukluydu. Ama öncesini bir hatırlayalım.
    Misyonerlik faaliyetleri yürüttüğü öne sürülen papaz önce gözaltına alındı ve sınır dışı edilecekti. Sonra, FETÖ'ye üye olmak suçlamasıyla tutuklandı. Havuz medyası malum manşetleri döşedi. Akabinde içeride ve dışarıda yargı kararlarının siyasî olduğu yönündeki iddialara destek verircesine "Sizde de bir papaz var, verin bize." denildi. Bir yandan bağımsız yargı iddiası, diğer yandan al papazı ver imamı söylemi. Bir zaman sonra ABD baskı yapmaya başladı ve Papaz'ı açık açık istedi.
    Reis de, "Bu fakir bu görevde olduğu sürece teröristi alamazsın." dedi. ABD'de ise Brunson'ın rehin olduğu yönünde yazılar çıktı. Trump ile Reis'in yaptıkları her görüşmede artık bu konu yer almaya başladı. Diğer yandan Türkiye'ye baskılar giderek arttı. iki AKPli bakanın ABD'deki mal varlıklarını donduruldu. Ayrıca askerî ve malî konularda Türkiye'ye yönelik baskılar yoğunlaştı. Türkiye'de ise bozulan ekonomi ve TL'deki erime, bu baskılara bağlanarak, "ezana bayrağa saldırı" gibi nitelendirildi. Yurdum insanı "iphone"larını kırdı.
    ***
    Sonra ne olduysa söylemler değişmeye başladı. Amerika'ya kafa tutarken, nazara mı geldik, göze mi geldik bilmiyorum önce ekonomideki bozukluk Brunson kaynaklı değil denmeye başlandı. Zaten öyle olsa sırf ekonomiyi bozdu diye serbest bırakmamak gerekti. Neyse davanın savcısı da değişti, gizli tanıkların ifadeleri de. Sonuç olarak papaz tahliye edildi. Ülkeyi yönetenler sık sık "Türkiye bir hukuk devletidir." demesine rağmen, bu olan bitenlerin hepsi Türkiye'nin itibarını sarstı. Zira itibar, sadece devleti yönetenlerin lüks araç ve gereçleriyle olmaz. Bir devletin itibarı; ülkede uygulanan hukuk, demokrasi ve adaletiyle orantılıdır. itibardan kasıt lüks ve zengin bir hayat olsa, bugün Ortadoğu ülkeleri en itibarlı devlet olurlardı. Öyle değil mi?
    --- spoiler ---
    Kaynak: http://www.gunboyugazetes...bari-ne-olacak-1991yy.htm
    2 ... haberciyim
  2. 2.
    başlıktaki entry sayısı ve sol framede ki s*kimsonik başlıklar ülkeyi özetler nitelikte.
    2 ... kacakcaysempatizani
  3. 3.
    akabenin çok kısa özeti

    kendi ne yapmışsa ? içinde büyük vurgunlar da olsa

    vardır bir kerameti.

    başkaları

    hep hayın

    hep zalım.

    bir de bu ulusalcılar çıktı

    baş belası

    üstüne recepten bile dönme dolap.
    1 ... timur cengiz hulagu
  4. 4.
    2012 yılında tayyip "yargıya gereken emirler verildi " demişti bir kck anlaşmazlığına atfen !!

    Rahip krizinden sonra "cumhurbaşkanlığı " açıklama yapıp "bizim yargımız bağımsızdır, dedi. Amerikalılar gerizekalı oldukları için " bu açıklamayı niye yargı kurumları yapmıyo da, cumhurbaşkanlığı yapıyo? " diye sormayacaklar çünkü.

    Yargının adına cumhurbaşkanlığı açıklama yaparsa, trafik polisleri adına açıklamayı bizim manav Hüseyin abi yaparsa, orada bir anormallik var, demektir.
    ... paganviodio