bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. .
    erdoğan'ın bir sözü

    Tuna nehrinden abdest alıp, Viyana önlerinde namaz kılan; Allah (c.c) ve Resulullah (s.a.v.) aşkıyla şehadeti şerbet diye yudumlayan ecdadın torunları, bugün Peygamber'ine cür'et edilen hakaretler karşısında meydanlara bile çıkamaz hale getirildi... Önceden Filistin, Çeçenistan, şehit denildiği zaman meydanlar patlardı. Şimdi Peygambere hakaret ediliyor ama "Yeni Türkiye" sus-pus!
    Erdoğan: on yılda gaz aldık
    Başbakan Erdoğan, öyle bir açıklama yaptı ki; son on yılın resmini çekti adeta... Türkiye'deki büyük değişimi altı kısa cümle ile özetledi... "On yılda memleketin gazını aldık" derken, Peygamber'ine sahip çıkan topluluğun ayıplandığı bir ülke haline getirildiğimizi anlatıyordu aslında... Bir düzine şehidini tek sütuna haberle geçiştiren medyayı bize gösteriyordu aslında... Sol yanağına şamar yedikten sonra sağ yanağını dönen bir toplum haline getirildiğimizin kabulüydü Başbakan'ın bu sözleri.

    Bu karede yer almayacağız
    Yani Başbakan Erdoğan ağlanacak halimizi tarif ederken tam da yerinde tespitlerde bulunuyordu... Evet, bu toplum törpülendi. Evet, bu milletin gazı ustaca alındı. Ancak biz bu karede yer almayı şiddetle reddediyoruz... Biz bu milleti millet yapan değerlerin törpülenmesine razı olamayız. Biz sözde muhafazakârlaşma adına değerleri batılılaştırılmış, zihniyeti devşirilmiş, öncelikleri dünyevileştirilmiş bir toplum projesinin yanında yer alamayız. Evet, biz toplum değil, bir milletiz!

    Çerçevelenip asılacak açıklama
    Türkiye giderek tepkisizleşen bir ülke haline geldi. Son yıllarda ruh ve zihin dünyamızdaki değişim, Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'e yapılan hakaretle bir kez daha tescillendi. islam ülkeleri, çirkin filme tepkilerini düzenledikleri gösteri ve mitinglerle ortaya koyarken, Türk toplumundan, tarihi kimliğine ve ruh köküne yakışır bir tepki gelmedi. Bu kayıtsızlığın izahını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yurt dışı gezisinden dönerken yaptı. Erdoğan, iktidarda bulundukları dönemi kast ederek; "Son 10 senede aşırılıklar törpülendi. Bir anlamda paratoner gibi olduk, gaz aldık" dedi.

    12 Eylül darbesi ile birlikte peyderpey tepkisiz ve apolitik hale getirilen toplum, kendi temel meselelerine ve kendini doğrudan ilgilendiren konulara bile kayıtsız kalmayı adet haline getirdi. Yaşadığı sıkıntıları, dertlerini haykırmak yerine içi boş ve kuru açıklamalarla avunan Türk toplumu, siyasilerin "tribünlere yönelik" eylemlerini de kafi görüyor artık. Toplumsal tepkisizlik ve hesap sormama, "balık hafıza" ile de bir araya gelince toplumun "gazı kaçmış bir gazoz" gibi olması da mukadder oluyor.

    Somut adım yerine açıklama ile idare et!
    Başbakan Erdoğan, Saraybosna'dan istanbul'a dönüşte uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başbakan'ın "Arap sokağı ayaklandı, Türkiye sakin. Bizi diğerlerinden ayıran ne?" sorusuna verdiği cevap çok ilginçti. "Bizim verdiğimiz mesajlar var. Toplum bu mesajlara bakıyor. Sizin mesajınız yoksa ne oluyor? O zaman halk sokağa dökülüyor. Son 10 senede aşırılıklar törpülendi. Bir anlamda paratoner gibi olduk, gaz aldık." diyen Başbakan, "paratoner olduk" ve "gaz aldık" ifadeleriyle herhangi bir konuda herhangi bir çözümden bahsetmiyor, sadece durumu idare ettiklerini itiraf ediyordu.

    Obama'nın ricasıyla "paratoner olduk"
    islam Peygamberi'ne hakarete yeltenen filme tepkilerin dünya genelinde yaşandığı geçtiğimiz günlerde, Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney, "Başkan Obama, Türkiye lideri Başbakan Erdoğan'a kişisel bir mesaj göndererek şiddete karşı bir konuşma yapmasını rica etmiştir" açıklamasını yaptı. Ardından da Başbakan'ın "paratoner olan" ve "gaz alan" açıklamaları, sonra da gazetecilere bu durumu teyidi geldi. ABD'nin ulusal güvenliğinin söz konusu olduğu ve daha da önemlisi Müslümanlara büyük bir hakaretin yapıldığı böylesi bir ortamda, Türkiye'de halkın beklentilerine uygun bir açıklama yerine sadece "gaz alma" ile durum geçiştirildi. ABD'nin, Türkiye'den gelen bu açıklamadan duyduğu memnuniyet kaldı geriye.

    Davos da mı "Gaz alma" operasyonuydu?
    Başbakan'ın, somut hiçbir eyleme girişmeden, sadece açıklamalarla "durumu idare etmesi" veya kendi tabiriyle "gaz alması", akla şu soruyu da getiriyor. Acaba Davos'ta yaşanan "One Minute" hadisesi de bir "gaz alma" operasyonu muydu? Çünkü israil'in Gazze'ye karşı giriştiği şiddet ve insanlık dışı uygulamalara karşı Türkiye'de büyük bir tepki oluşmuştu. Oluşan bu tepkiler, 4 Ocak 2009'da gerçekleştirilen ve yüzbinlerin katıldığı devasa "Gazze Mitingi" ile zirveye çıkmış ve AKP iktidarını köşeye sıkıştırmıştı. Başbakan'ın bu son açıklamaları ışığında, Davos çıkışını da mı "toplumun gazını almaya" yönelik mi değerlendirmek gerekecek?

    Küresel paratonerlik mi, rol model olmak mı?
    Başbakan'ın "gaz alma" açıklamasını yorumlayan bazı gazeteciler, AKP iktidarıyla birlikte islamcılığın ve dolayısıyla islami hareketin sisteme entegre olması arasında bir bağ kuruyor. Türkiye ölçeğinde yapılan bu tespiti genele, yani küresel sisteme de uyarlayınca, bazı sorular da ortaya çıkıyor. Küresel düzen ve uygulayıcıları, AKP vasıtasıyla Müslümanların "gazını alma" ve onları "sisteme entegre etme" niyetindeyse, Türkiye'ye biçilen "rol model" olma durumu da anlam kazanıyor bir anda. Her fırsatta islam aleminin önüne örnek olarak konan Türkiye'nin, "gaz alma" ve "paratoner olma"yı bu denli kabullenmesi de bu durumu teyit ediyor adeta.

    Evet, doğrudur, Türkiye’de Türküm diyen bir başbakanımız olamadı, Kuzey Irak’taki kırmızı çizgiler sarıya ve sonra da yeşile boyandı, Türk Kerkük başkalarına başkent yapıldı, Kitabımızda Müslüman olmayanla dost olmayın demesine rağmen, “Bu bir Haçlı Seferidir” diyenlerle işbirliği yapıp bir milyon müslümanın katletilmesine yardımcı olduk, Şu anda Iraktaki Amerikan piçlerinin doğmasında en önemli rolü oynaldık, üstelik Müslüman kadınların ırzına geçenler için “ linşaallah sağ salim ülkelerine ve ailelerine dönerler” duaları ettik, Müslüman Libya halkının katliamına bir gemi göndermek ve Nato Komuta Merkezini izmir’e alıp harekatı oradan idareye müsaade ettik, denize dökülen yüzlerce Müslüman’ın fırkateynimize alınarak kurtarılmalarına hayır dedik, Müslüman Suriye’nin bölünmesi, Suriye’li Müslümanların kim olduğu bilinmeyen teröristlerce öldürülmesine maddi manevi her türlü yardımı yapar olduk, ülkede milyonlar fakirlik değil açlık sınırının altında yaşarken Suriye’den gelenlere banka kartı ile 500 dolar maaş bağladık, ülkenin bölünmesi tartışmalarını geride bırakıp teröristlerle pazarlıkları yapıp bitirdik, Avrupada yüzyılın en büyük yolsuzluğu olarak belirlenen davadan yüzümüzün akı ile ç ıktık, sıfır sorun politikası bütün dünya tarafından alkışlanmaya(!) başladı. Birleşmiş Milletlerde Dışişleri Bakanımızın Suriye konusundaki konuşmasını dinlemeye bile gelmeyen ABD, islam karşıtı film protestoları için başbakanımızı yatıştırıcı konuşma yapması için görevlendirdi vs. vs. Ülkenin gaezı öyle bir alındı ki ortalıkta burnumuzu kapatmadan gezemez olduk.

    kaynak: milli gazete

    haberaksiyoner@googlegroups.com
    4 ... anambunelan