1. .
    aslında "otobüs şoförü ile yolcu arasındaki çıkan durağı geçince düğmeye bastın kavgası" şeklinde anlatılabilecek durumdur. lakin ümit özat'ın kaleye çektiği ve az farkla (yaklaşık 10-15 metre) dışarı giden şutları kıvamında olmuştur, az kelime farkında dolayı konu bu şekilde tanımlanamamıştır. neyse..

    kimi insanlar ineceği durağa yakın yerde düğmeye basar. nedeni ise aslında gayet mantıklıdır. israf olmasın, o düğmenin lambası uzun süre yanarak çabuk bitmesin diye, durağa yaklaşınca basarlar. şoför kapıyı açınca da düğme söndüğünden, düğmenin lambası uzun süre yanmamış olur.

    şayet bu düğmenin lambası bozulursa, seri eksi oy veren ibne tarzında insanlar otobüse bindiğinde, o düğmenin lambası yanmıyor diye "acaba bir temassızlık mı var?" diyerekten düğmeye abanırlar ve bunun sonucunda düğme de bozulur, her şey yalan olur. aynı hayatın acı gerçekleri misali, duygusallık diz boyu..

    böylesine iyi niyetli düşünen, israfsızlık yapmayan yolcular varken bütün gün direksiyon sallayan şoförler, trafikte olduğundan ötürü gerilmişlerdir ve her an bir yolcudan sinirini çıkarmak için pusuda beklemektedirler.

    işte en klasik kavga sebeplerinden biri budur. yolcu tam durağa yaklaşıldığında düğmeye basmıştır. fakat şoför o durakta kimsenin olmadığını görüp, önündeki az sayıda olmasına rağmen kendini pilot sanmasına sebep düğmelerden biri yanmıyorsa, hızla o duraktan basıp gider. işte yolcu o sırada haykırır "hooop kaptan düğmeye bastık". şoför hööööyyttt diye seslenir arka tarafa "durağı geçince bastın, erken bassaydın!" şeklinde..

    sonra zaten ya patara kütere olur, ya yolcu bir sonraki durakta inmek zounrda kalır..
    3 -2 ... salca
  2. .
    bazı durumlarda, kişi erkenden düğmeye bastığı halde otobüs durmaz, devam eder. bunun kavgası da ayrı bi komedidir. * sonuçta yolcu da şoför de haklıdır. sadece konuyla ilgili yeterli bilgiden yoksundurlar. konuyla ilgili tüm bilgiye sahip olan kişiler ise kapıya yaslanmış eserlerini seyreden liseli gençliktir.
    ... nickinosuke