1. 1.
    Yeterli promili alamamaktan ziyadesiyle bıkkın;ruh hastaları topluluğunun arasında kalmış, bir zerdüştten hallice yürümek kaldırımlarda..

    Yürümek ki onursuz adımlarla sezilen yaşam kaçışından uzaklaşmak ziyadesiyle.. bir deli için bir deli adına..

    Kimdir ki bu kavramsal şematiklerle devinmekten yorgun argın beyine sentetik maddeleri yapıştırabilecek erişkinlikte..

    Ve kim olduğunu bilecek kadar uzak, uzak ki ne kadar yakın? Bilememek ihmalkârlık dışı..

    Neredeysen oradasındır" diyor.
    Birileri..

    Birileri ki.. ne olacak olandan muzdarip olacak ne kaçabilecek kendi hülyalı eski sandığına..

    Kaçma, kaç ki kurtarabilesin kendini..

    Yürü kaldırımlarda, geyiksiz kalmış ormanlarda bir aslan yavrusu olmaya..
    1 ... solus auctor petrus
  2. 2.
    Odasına geçip bir sigara yaktı..

    Klasik bir girişti bu hem hikayeye hem hayat sahasına akıl alamadık fazlasıyla bulantı verici bir klişeden ibaretti bir kahraman için.

    Bir sokağa bir elindeki sigaraya baktı..
    Demeç vermekten kaçınan bir kraliyet ailesi mensubu gibiydi gözleri, gazetecilere.

    Ya da seriyi kaçıran bir katilin endişesiydi el titremeleri..

    Sahiden böyle mi?
    Vakitten kurtulunamazdı, geçeninden gecenin.

    Sözleri; satış kaygısı güden bir bestseller kitabının arka kapak cümlelerinden daha fiyakalı ve iddaalıydı, direnişe karşı.

    Direniş ki neydi? Yaşamın akışına bırakmaktı kendini, bu karşı sağduyuyu.

    Edip"in dediği gibi dedi..
    Edip"in dediği gibi..

    O zaman kimdir tüketen isteklerini? Bu kaçınılmaz olan mıydı?

    Bu bir başrol için fazlasıyla kaygı gütmeyecek bir olgusal durumdu.

    Neydi tüketen.. şu sigara ki
    Şu sokaklar bir yanılsama camda.

    Kendisi..
    1 ... solus auctor petrus
  3. 3.
    baya bi derin sohbetlerdir.
    ... reservedd
  4. 4.
    Merhaba, ben senin kendin.

    Kendim ki bir misin benimle?
    Ne var bu gitmelerde söyle..
    Delir ki bileyim kendimliliği.

    Bir olamayışın martıları ete hasret şimdi simit kuyruklarında..

    Bir insan ölümü yapışmalı rahim duvarlarına.. rahim duvarı ki yaşamdan kazık yiyen bebelere gebe şimdi, tutunamamaklıklara sevişenlerin adresinde.

    Delilik tuhaf rastgelmelerden oluşamayacak kadar kesin bedenlerde.

    Bedenler ki ölmemeli depresif ataklar dolu trafiklerde..

    Gergin misinalar balık rüyalarındalar.. oltam gevşek, bir ceset vurdu bu sabah yüzeysel akıntılara..

    Yüzeyel bir ezber için fazlasıyla sıkıcı diyor' hayat..

    Dudu dudu dilleri lıkır lıkır içmeli gözleri derya deniz..

    Ata ata dertleri..
    1 -3 ... solus auctor petrus
  5. 5.
    Onkoloji doktorları dedi, kendi kanser söküğünü dikebilir miydi?

    Endişeyle kahve suyunu kaynamaya bırakırken..

    Siktir et dedi. "Siktir" kahve kreması kalmamış. Kahve de bayat.
    Son kalan parliament"i alıp eline, kokladı.

    Yakmaya kıyamamıştı. Hollywood sektörü dedi" ne kahpeler..

    Zamanında başrol oyuncuları"nın vazgeçilmeziydi bu zıkkım, yakardı anlatmaya başlardı.. şimdi blurlanmış çicek yapraklarından çıkıyordu duman.

    Kupaya dolarken yine isyanlardaydı kahvesi.. deli saçması bir gün daha isa"dan beri..

    Radyodan gelen ses ile irkildi;

    "Çaldığın o kalbi yerine koy lütfen!"

    Yaz bitiyordu; geçen yılın single "ı bu..

    Vakit yoktu bir daha Eylül yağmurlarına.. bir ses daha geldi

    "O, sen olsan bariğğ"
    1 -3 ... solus auctor petrus
  6. 6.
    şizoid bipolaryanist manik ataklı sohbetler
    1 ... yasar ustaa
  7. 7.
    kişiliksizce bir başlıktır. bu hastalıklarla boğuşan insanlar var. biraz insan olun diyecem ama gelin görün ki onu bile beceremeyecek insanlar var.
    1 -4 ... hayatyolundabirseferi
  8. 8.
    Ne diyordu goethe; insan doğuştan iyiliğe yatkındır" iyilik..

    Sahiden hep 2"miydi yollar
    Kötü, şeytan, yumuşak, küçük

    3. şık olmalı mı? Yoksa var mı!

    Tanrı" dedi. Bilinemez" dedi.

    Bir sinek ki kanatları yorgun
    insan bıkar mı yaşamaktan! Hiç" diyor diğeri.

    Sallanan avizeler, nevrozuyla düetteler..

    Ne denmelidir bilemiyorum, ay seçmemişti belki de dünyayı..
    Güneş,istencinden uzak olabilirdi bunca hengameyi ısıtma adına.
    Bir aydınlıktı güneş.

    Koş tavşan koş! Bilinemez dağların madensiz diplerine, mağaralarda kaldı yokoluşlar.

    Bir yokoluş hayali kurmak adına fazlasıyla.. operadan sıkılmış bir adamın kendini dışarı atma hevesi.

    Ve şu sözler yazıldı kader kitabina

    "Seni gidi fındıkkıran
    Yılanı deliğinden çıkaran
    Kaderim püsküllü belam
    Yakalarsam muck muck"
    -1 ... solus auctor petrus
  9. 9.
    yığınlar dedi.. picasso tablolarından hallice vücutlara tapınıyordu insan.

    Bir özne ki, bu 2 rengin karışımından ruhani bir şekle dönüşme çabasından bir hayli terkedişlerle dolu bir yükleme kala kalmış.

    Ve bu tuval, tuvaller zaten doluluğun resmiyetiyken hangi bünyeler dur diyebilir ki maviliklere boyanan bulutlara..

    Tablolar..nevrozuyla danstalar.

    Ressam dedi. Bir yanılışın peşindeyken varolana, varoluş imgelemi katabilir mi yeniden!

    Şu boyalar ki böbürlenen bir tanrı"nın silahı edasıyla bakarken ellere.

    Beyaz kaç ton daha aklaşabilir ki!
    Haklılar renkler konusunda

    Tanrının eğlencesi..

    Bakın gün doğuyor biraz sarı..
    Şımartma dünyalıları şimdi haha

    Neyse ki dolunay gecikmez, gecikmemeli.. siyah. Ruh, sobasız bir evin işlevsiz bacası.

    Ama yine de şunu der bilge, zorunluluk katmadan;

    "Koydum nokta belki son
    Ben bunu bilemem ayni bok
    Gibi gelir sana belki de aynı ton dibi delik kelimelerimde
    ayni fon… "
    1 -2 ... solus auctor petrus
  10. 10.
    Ben, ben skalasında olamayışlarımın güdülenişlerinde gezinirken..

    Sen kimsin, ben benim der birileri..
    Bir yitişin ufkundayım okyanusta karaya uzakcana bir nokta o şimdilerde..

    Bir caz müzisyeni en siyahından ten rengi.. blues, biraz konçerto sakin dinleyiciler, silüetler baş vermeden gidişler.

    Bir nota dizilimi der onlara, şimdi örs kemiğinde yankılanıyor

    Yolda bir şeyler.. trafik levhaları nevrozuyla danstalar bir sonraki sapakta buluşacak sevişeceği kendisiyle..

    Şairler tercüman yaradılışına; ezelden beridir yıkık ruhiyesine.

    Bir çalınış ki benden uzaklarda şimdi tınlıyor! nağmeler varılamaz yollara.

    Bu kaçış..

    Bunlar yıkım, mutlu bir duvar balyozu adına bulunurlar berlin duvarına yaslanan sokak müzisyenleri.. mermi yiyen çocuklar sol anahtarına yakışmayacak bestelerin notalarındalar şimdilerde..

    Yine şunu demelidir müzik,çalgı, şiir,sümer tabletleri ben kimim ki sen kim olasın..

    Bunu dedi bilginler bunu dedi şair olduğunu zanneden riyakarlar..

    "bu yüzden her gece ben
    Her gece üzülmüşüm
    O yüzden her gece bu
    Aşkın diline düşmüşüm.."
    ... solus auctor petrus