1. 1.
    Şiirin oturduğu zemin, bir nev’i olmazsa olmaz bağlamı.

    Şiiri şiir yapan unsurlardan birisi, gel gör ki, ayarı, miktarı, yahut şiirle etkileşimi mühim. Zira, fazlası, eksikliği yahut uyumsuzluğu şiiri zehirliyor, aynen şekle dair kaygılar gibi.

    Söylenenin aksine, şiir kendisini anlatamaz. Bu bağlam, dünya görüşü ve şairi etkileyen unsurlar manasındaki ideoloji olmadan/bilinmeden şiir kendini anlatmaktan acizdir. Bunlar bilinmeden şiir bir şeydir, bunlarla bambaşka bir şeydir.

    Şiir ve edebiyat bir tüketim unsuru değildir. Kim ondan ne tat alırsa o değildir. Bu görecelik başka bir şey.

    Şiir, estetiği yahut estetik kaygıya karşıtlığı ile bağlama oturduğu gibi, şairi o dizeleri yazmaya iten etkenler ve dünya görüşü ile de bir bağlama oturur. Bu manada şiirin ideolojisi mühimdir. Şiiri ideolojisinden soyutlamak, onu tüketim unsuru haline getirmektir.

    işte bu kafa “ne zaman bir köy türküsü duysam şairliğimden utanırım” cümlesinden tevazu veya güzelleme yontar. Çile’yi veya sakarya’yı “kaldırımlar içimde kıvrılan bir lisandır”a yeğ tutar. Halbuki sezai karakoç’u ilahi aşka dair kelam etmeye iten etkenlerden, nazım hikmet’i karşılaştığı öfkeden, ahmed arif’i mahpusluğundan ayrı göremezsiniz.

    Hasılı kelam, ideolojik şiir kokuşmuşluktur ancak şiir ideolojisinden bağımsız değildir, olamaz.
    2 ... samgold