1. 1.
    GiDiYOR-ORHAN SEYFi ORHON

    Gidiyor, rast gelmez bir daha tarih eşine;
    Gidiyor on yedi milyon kişi takmış peşine!

    Gidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla;
    Gidiyor, göğsünü çepçevre saran bayrakla.

    Gidiyor, izleri üstünde birikmiş yaşlar;
    Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar.
    Gidiyor, harbin o en korkulu aslan yelesi;
    Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meşalesi!

    Yine bir devr açacakmış gibi en başta o var;
    Haykıran seste o var, sessiz akan yaşta o var.

    Siliyor ruhunun ulviliği fani etini,
    Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetini.

    Büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça;
    Büyüyor gitgide gözlerden uzaklaştıkça.

    *Tabutunun arkasından
    ... potluvese
  2. 2.
    ŞEMSiYE-SUNAY AKIN

    tozlu bir şemsiye durur
    çatı katındaki odanın
    kuytu bir köşesinde
    kumaşındaki eski yağmurların
    hüzünlü kokusuyla

    anımsar mısın bilmem
    yağmurun bardaktan
    boşanırcasına yağdığı o günü
    hani şemsiyeyi iyice çekip başımıza
    dudaklarımla hesaplamıştım
    yüz ölçümünü

    nicedir sokağa çıkarmıyorum
    şemsiyeyi
    korkuyorum çünkü
    kapısı açık kafesinden
    uçan bir kanarya gibi
    beni ikinci kez terk etmenden

    yanıt alamayacağımı bilsem bile
    yanına gidip
    sorarım her gün şemsiyeye
    altında el ele
    nasıl görünürdük diye.
    ... potluvese
  3. 3.
    AMA ÖLÜM-SUNAY AKIN

    Özgürlük kitabının
    sayfaları arasına
    cellatların kurduğu
    darağacındaki ip
    yarım kalan
    sayfayı gösteriyor
    okumaya devam edecek
    nice insana
    Evlilik fotoğraflarının yırtılarak
    kırılan çerçevelerin
    sokağa atılan
    tahtalarıyla çakılıyor
    çocuk tabutları
    Hiçbir genç kız
    taşımıyor kolyesinde
    sevgilisinin fotoğrafını
    ama ölüm
    sayfaları oyulmuş
    bir aşk romanının
    içine gizliyor
    tabancasını...
    1 ... potluvese
  4. 4.
    ELiMDEN GELEN BU-ATTiLA iLHAN

    Elimden gelen bu ben iki kişiyim
    Çoğalmak neyse ne azalmak zor
    Birisi seni her an bırakıp gittiğim
    Öbürü kan gibi tutulmuş seviyor
    Ağzındaki acı alnındaki çizgiyim
    Gözlerine kirli bir bulut getirdim
    Hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor

    Elimden gelen bu ben iki kişiyim
    Birisi kapadığın kapılardan gitmiyor
    Yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o
    Bir yerin üşüse onun sıcaklığı
    Öbürü en içten çağrını işitmiyor
    Alıp tutmaksa o basıp gitmekse o
    Bakışları kıyısız deniz uzaklığı

    Elimden gelen bu ben iki kişiyim
    ikisi birden çıkmaya uğraşıyor
    Bilmem ki hangisinden nasıl vazgeçeyim
    Birisi yeni baştan serüvene başlamış
    Öbürü silahında son mermiyi sıkıyor
    Çoğalmak neyse ne azalmak zor.
    1 ... potluvese
  5. 5.
    AHMET TELLi-GiDERSEN YIKILIR BU KENT

    Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
    Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
    Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
    Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
    Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
    Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken

    Gidersen kim sular fesleğenleri
    Kuşlar nereye sığınır akşam olunca

    Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
    Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
    Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
    Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
    Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
    Bir de seni ekliyorum susuşlarıma

    Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
    Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
    Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
    Adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız
    Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
    Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam

    Gidersen kar yağar avuçlarıma
    Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

    Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
    Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
    Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
    Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
    Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
    Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

    Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
    Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
    Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
    isyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
    Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
    Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

    Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
    Bir tufan olurum sustuğun her yerde.
    ... potluvese
  6. 6.
    sezai karakoç-ping-pong masası
    "Beyaz iplik sert iplik ve tak tak
    Yuvarlak top küçük top ve tak tak
    Ping-pong masası varla yok arası
    Ben ellerim kesik varla yok arası
    ... Öpüçüğüne eyvallah ve tak tak
    Beraber sinemaya ... evet ... ve tak tak
    Ping-pong masası varla yok arası

    Öküzün gözü veya dananın kuyruğu
    Kadifekale veya Sen nehri
    Ha Sezai ha ping-pong masası
    Ha ping-pong masası ha boş tüfek
    Bir el işareti eyvallah ve tak tak
    Gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi
    Ne kadar güzel ne kadar sıcak
    Tak tak tak tak tak tak tak"
    ... potluvese
  7. 7.
    necip fazıl kısakürek-çile
    Gâiblerden bir ses geldi: Bu adam,
    Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
    Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
    Gök devrildi, künde üstüne künde...

    Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!
    Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
    Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
    Ok çekti yukardan, üstüme avcı.

    Ateşten zehrini tattım bu okun.
    Bir anda kül etti can elmasımı.
    Sanki burnum, değdi burnuna "yok"un,
    Kustum, öz ağzımdan kafatasımı.

    Bir bardak su gibi çalkandı dünya;
    Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
    Al sana hakikat, al sana rüya!
    işte akıllılık, işte sarhoşluk!

    Ensemin örsünde bir demir balyoz,
    Kapandım yatağa son çare diye.
    Bir kanlı şafakta, bana çil horoz,
    Yepyeni bir dünya etti hediye.

    Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor;
    Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
    Bütün bir kâinat muşamba dekor,
    Bütün bir insanlık yalana teslim.

    Nesin sen, hakikat olsan da çekil!
    Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
    Otursun yerine bende her şekil;
    Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!
    1 ... potluvese
  8. 8.
    şiir aşermek
    1 ... potluvese