1. 1.
    "Şehir hastaneleri" projesinin görünmeyen yüzü

    AKP’nin uygulamaya başladığı şehir hastaneleri modelinde, binaları yapan firmalar, kamu hazinesini büyük zarara uğratıyor, dahası kazıklıyor!

    Kamu-Özel Ortaklığı (KÖO) projesiyle kurulmaya başlanılan Şehir Hastaneleri (ŞH), büyük vurgunların yanı sıra, büyük sorunları da birlikte getirecek gibi görünmektedir.

    ingiltere’den esinlenerek kurulmaya başlanılan bu dev boyutlardaki hastanelerin çoğunda yatak sayısı 1500-3000 arasında. Oysa tüm dünyanın kabul ettiği ölçütlere göre, ideal olan hastane yatak sayısı 200 ile 600 arasında olmalı.

    Ülkelerinde yıllar önce kurmuş oldukları KÖO modelinin çalışmadığını, dahası kendi uygulamaları içinde bu hastanelerin iflasa gittiğini gören ingilizler, bu tür kamu hastane modelinden vazgeçmeye başlamışlardır. Çünkü bunlar verimli olarak işletilememiş, zarar etmeye başlamışlardır. Kamu hazinesinin yardımı ile ayakta tutulmaları söz konusu olunca da bu hastane modelini değiştirmeye karar vermişlerdir.

    KÖO şeklinde ülkemizde kurulmaya başlayan şehir hastaneleri modelinde, sanıldığı gibi bir ortaklık yok. Bir kiralayan var (özel şirketler) bir de kiracı var (Kamu). Üstelik kiracının ödeyeceği rakam inanılmaz büyüklükte.

    Yani açıkça, AKP’nin uygulamaya başladığı şehir hastaneleri modelinde, binaları yapan firmalar, kamu hazinesini büyük zarara uğratıyor, dahası kazıklıyor!

    Uygulanmakta olan ŞH modelinin, bir görünen, bir de görünmeyen (yani saklanan) boyutu var.

    Olayın görünen özeti şu;

    A-Sağlık Bakanlığı, bir kamu arazisini özel şirket(ler)e ihale ile veriyor…

    B-ihaleyi alan şirket orada dev hastaneler kuruyor…

    C-Hastaneyi yapan ve donatan bu şirket, bu hastaneyi 25 yıllığına kamuya kiralıyor…

    Bu yöntemle; 4 hastane kullanıma açıldı. 14 hastanenin ihalesi yapıldı. 14 hastane de planlama aşamasındaymış!

    VAY BEEE!

    Buraya kadar her şey normal gibi görünüyorsa da, olayın gözden kaçırılmaya çalışılan boyutunu okuyunca eminim, ‘vay bee!’ diyeceksiniz.

    işte size bu olaydaki görünmeyen ya da bilinmeyen gerçekler.

    1- Sözleşme değeri 10,6 milyar dolar olarak belirlenen 18 ŞH’ne, 25 yıllık peryod içinde, her yıl yapılacak ödemelerle ödenecek para, 30,3 milyar dolar!

    Ödeme hazine garantisinde ve uyuşmazlık durumunda uluslararası tahkim yolu açık olacaktır.

    (10,6 milyar dolar olan sözleşme bedeli bile çok yüksek tutulmuş, birim fiyat uygulaması göz önüne alınmamıştır. Eğer alınsaydı bu rakamın 7-8 milyar dolar dolayında olacağı ifade ediliyor. Böylesine büyük bir kazanç garantisi, herhalde dünya üzerinde az görülür. Nitekim, bu durum Kalkınma Bakanlığı’nın raporuna da bir şaşkınlık şeklinde yansımış bulunuyor.

    Şöyle diyor; Yapılan Hastanelerin maliyeti 10,6 milyar dolar, kamunun ödeyeceği kira 30,3 milyar dolar!

    Şu saptamayı yaparak şaşkınlığınızı biraz daha artıralım;

    Hastaneyi yapan şirket, bunun maliyetini üç buçuk yılda aldığı kira ile çıkarabiliyor ama 25 yıl boyunca kira alıyor.

    2- Sözleşmede kira dışında, hastaneyi yapan şirkete çok büyük gelirler getirecek maddeler de vardır.

    Her yıl kazanç olarak şirketlerin kasasına girebilecek bu paranın da, 25 yıl sonunda, 10 milyar dolar dolayında olacağı hesaplanmaktadır.

    işte size, şehir hastanelerini yapan firmalara, parası kamu tarafından ödenecek olan hastane içi hizmetlerin listesi;

    a- Bakım ve onarım hizmetleri

    b- Görüntüleme ve laboratuar hizmetleri

    c- Sterilizasyon, çamaşır, temizlik, güvenlik ve yemek hizmetleri

    d- Rehabilitasyon hizmetleri

    e- Bilgi işlem hizmetleri

    f- Ekipman hizmetleri

    Bir de, hastane içinde işletilecek olan ticari alanlardan elde edilecek gelirler var; restoran, çiçekçi, otopark gibi…

    3- ŞH ihalelerine giren şirketlerden KDV alınmamaktadır.

    4- Kent içinde kapatılacak olan kamu hastanelerinin çok değerli arazilerinin ne olacağı konusunda büyük tedirginlik var! Bunların, Şehir hastanelerini alan şirketlere ya da yandaş kişi veya kuruluşlara peşkeş çekilebileceği korkusu yaşanıyor.

    Çünkü, bir KHK ile bunu yapıverirler…

    5- Bu hastanelerin yapılabilmesi için, Çevre Yasasına göre ÇED raporu gerekirken, acele bir yasa ile 500 yatağın üzerindeki hastaneler için bu raporun gerekliliği ortadan kaldırıldı.

    6- Bu hastanelerin yapım ihalesini alan şirketlerle yapılan sözleşmelerin ayrıntısını istediğinizde, “Ticari sır” gerekçesiyle yanıt alamadığınız gibi, büyük tepki de görüyorsunuz.

    7- Hesaplamalara göre, yapılmış ve yapılmakta olan şehir hastanelerinde, hasta yatağına düşen maliyet, özel hastanelerin üç katına yakındır.

    8- Kamu hastanesi niteliği tartışılır olan bu hastanelerin, eğitim hastanesi niteliği de tartışmalı hale gelmiştir. Adana Şehir Hastanesi bu bakımdan örnektir ve sağlık çalışanları istihdam ve özlük sorunları yaşamaktadırlar.

    9- Özellikle laboratuarlarda, kamu hastanesinden gelen hekim-hemşire ve teknisyenler, taşeronlaşma sonucu dışlanma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar.

    SONUÇ OLARAK

    -Şehir Hastaneleri, kamu bütçesine getirilen çok büyük bir ‘sömürü’ yüküdür.

    -Yapılan, inanılmaz ihaleler sonucu sadece çocuklarımız değil, torunlarımız bile ipotek altına alınmıştır.

    -Oysa, büyük boyutlu dev hastanelerin yerine, kamuyu koruyan ihalelerle daha küçük boyutta (200-600 yatak) yapılacak hastaneler çok daha verimli olacaktır.

    -Keşke aklı selim (ve elbette vicdan) egemen olsa da, bu projelerin geri kalanları yapılmasa ve küçük hastanelere yönelebilseler.

    Hem sonra ŞH projesi ile hastanelerin toplam yatak sayısının artmayacağı gerçeği ortadadır.

    ÇOK ÖNEMLi BiR KONU DAHA

    Ülkemizde Genel Sağlık Sigortası (GSS) nedeniyle herkesin sağlık güvencesi olduğu iddia edilmektedir.

    Verilen rakama göre, halkımızın %98’i GSS şemsiyesi altında bulunmaktadır.

    Ancak gerçek farklıdır;

    Bağkur prim borcu olan 4-5 milyon insanımız ile…

    Yeşil kart iptalinden sonra gelir testine girmeyen 4-5 milyon yurttaşımızın da GSS’den yararlanamadığı gözlerden kaçırılmaktadır.

    Ülke nüfusunun 10 milyonunu GSS dışında tutan APK iktidarı, ŞH projesi ile çocuklarımızın bile geleceğini ipotek altına almaktadır.

    *Bilgilerinden yararlandığım, Prof. Dr. Kayıhan Pala’ya teşekkür ederim.

    Suat Çağlayan

    Odatv.com
    https://odatv.com/sehir-h...eyen-yuzu-2912171200.html
    9 ... morfinligeceler
  2. 2.
    Altlarındaki eksi bilmem kaçıncı kat cezaevilerinden gelen insanlar için ayrılmıştır. Bende bilmiyordum gidince öğrendim. *
    Giriş yolu farklı, kimse görmüyor bir tane asansör var ama biz merdivenleri kullanmıştık.
    1 ... n dakota
  3. 3.
    Döner sermayesi düşük olduğu için hekim ve hemşireler çalışmak istemiyorlar. Nokta.
    1 ... ruhsal enfeksiyon
  4. 4.
    geçtiğimiz günlerde şehir hastaneleri ile ilgili bir akpli ile sözlü konuşuyorduk. burada yazılı maddeleri uzun uzadıya anlattım, ingiltere örneğini verdim, edilecek olan zararları ve aynı mantıkla yapılan osmangazi köprüsündeki zararı anlattım, çocuklarının vergilerinden ödenecek bu paralar bak çocukların bile borçlu doğacak dedim.

    adamın verdiği cevap; akp yapıyor kardeşim. hizmet veriyor. ne çabuk unuttun hastane kuyruklarında beklediğiniz günleri dedi. ve ben derin bir sessizliğe büründüm. sustum, sustum ve sustum.
    1 ... kalemime sinek kondu