1. 1.
    Kafayı erkek düşmanlığı ile bozmuş feminaziler haricinde neredeyse tüm Türk kızlarının da kabul edecekleri önerme.

    Peynir, ekmek gibi yalan söylüyorlar. O kadar kanıksanmış bir durum haline getirmişler ki, yalanı söylerken 2 dakika bile düşünmüyorlar. Üstelik o an kötü bir şey yaptıklarının bile farkında değiller. Yakalandıklarında ise her seferinde bir bahaneleri var, 'evet ben yalancı bir sefilim' diyenine rastlanmadı. Dobralıktan, patavatsızlıktan caka satanı bile 5 dakika muhabbet edildiğinde ne kadar palavracı olduğunu belli ediyor. Gerek hemcinsleri ile adı konulmamış mücadeleleri, gerek yaşamın her alanında (buna bakkala gitmek bile dahil) pr yapma çalışmaları, gerek kendilerini kanıtlama kasıntısı içinde bulunmaları sanırım yalanı onlar için bir hayat tarzı haline getiriyor.
    10 -6 ... alkolik oldum
  2. 2.
    ben ikiyüzlüyüm.
    #37054387 entryde birazını yazmıştım biraz daha ekleyeyim.
    '' Kadın, olduğu ve yaptığı her şeyi gözlemek zorundadır. Erkeklere nasıl göründüğü, onun yaşamında başarı sayılan şey açısından
    son derece önemlidir. Kendi varlığını algılayışı, kendisi olarak bir baş­kası tarafından beğenilme duygusuyla tamamlanır.
    Erkekler kadınlara karşı belli bir tutum edinmeden önce onları gözlerler. Bu yüzden bir kadının bir erkeğe görünüşü, kendisine nasıldavranılacağını da belirler. Bu süreci bir ölçüde denetleyebilmek için kadın bunu kabul etmeli ve benimsemelidir. Kadın benliğinin gözleyiciyanı, gözlenen yanını öylesine etkiler ki sonunda tüm benliğiyle baş­kalarından nasıl bir tutum beklediğini gösterir. Böylece kadının, bir eşi daha bulunmayan bu kendi kendini etkileme süreci onun kişiliğini oluş­turur. Her kadının varlığı, kendi içinde nelere ‘izin verilip nelereverilemeyeceğini’ düzenler. Eylemlerinin her biri —amacı ya da dürtü­sü ne olursa olsun— o kadının kendisine nasıl davranılmasını istediğini gösteren birer simgedir. Bir kadın tutup bardağı yere atarsa bu o kadının
    kendi kızgınlığını nasıl ele aldığını, bu yüzden başkalarından nasıl bir davranış beklediğini gösterir. Erkek aynı şeyi yaparsa bu, yalnızca onun öfkesini dışa vurmasıdır. Kadın güzel bir fıkra anlatırsa bu, onun kendi içindeki fıkracıya nasıl davrandığını, elbette fıkracı bir kadın olarak başkalarından ne beklediğini gösteren bir örnektir. Fıkra anlatmak için fıkra anlatmak ancak erkeğin yapacağı bir şeydir. Bunu şöyle yalınlaştırabiliriz: Erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidirler. Erkekler kadınları seyrederler. Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. Bu durum, yalnız erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkileri değil, kadınların kendileriyle ilişkilerini de belirler. Kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenense kadındır. Böylece kadın kendisini bir nesneye —özellikle görsel bir nesneye— seyirlik bir şeye dö­nüştürmüş olur. ''

    Yani sürekli kendini de izleyen bir canlıdan net olmasını bekleyemezsiniz.
    ... kedinin ulasamadigi ciger