1. 1.
    bir mehmet eroğlu romanidir. trt icin dizi film olarak çekilmiştir. dizinin yönetmeni okan uysaler'dir. fikret kuşkan'ın harika performansı gözden kaçmamaktadir.
    4 -1 ... adini unutan adam
  2. 2.
    (bkz: ıssızlığın ortasında)
    1 ... internettin
  3. 3.
    beterin beteri için;

    (bkz: işsizliğin ortası)
    (bkz: sözlüğün yumuşak karnı)
    1 ... kuzgun
  4. 4.
    daha iyi romanları olan eroğlunun yine de iyi olan romanıdır. insanı sosyalist yapacak kadar samimi ve içeridendir.
    ... basroldeki figuran
  5. 5.
    televizyon uyarlamasında sevtap parman, haluk kurdoglu, suna selen, zuhal gencer gibi oyuncular da rol almıştır.

    --spoiler--
    Edebiyat dünyasına ilk adımını, edebiyat tarihimizin savaş karşıtı ilk romanlarından biri diye adlandırılabilecek 'Issızlığın Ortası'yla atan mehmet eroglu, bu eserinde, yarattığı unutulmaz kahramanı Ayhan'ın, Kıbrıs'ta katıldığı savaşta yaralanıp,1975 Ocak ayında, kafasında geçmişi ve varoluşuyla ilgili sorularla Ankara'ya geri dönüşünü anlatır.

    Ayhan, ı97ı'de ortadan kaybolan çocukluk ve gençlik arkadaşı, siyasi eylemci Zafer'i aramak üzere tekrar yollara düşmeden önce bu kentte iki ay-geçirecek ve bu süre içerisinde, kendisinden oldukça farklı bir kadın olan Ferda'yla tutkulu bir aşk yaşayacaktır.

    Ne var ki roman, birkaç haftaya sığan, aşktan ziyade umutsuz bir kurtuluş çabasını akla getiren, yoğun ve marazi bir cinsellikle örülü bir ilişkinin ötesinde, aslında kendisiyle hesaplaşan Ayhan'ın ve 12 Mart darbesiyle dağıtılarak yok edilmeye çalışılmış bir kuşağın uzun yolculuğunun resmedildiği, göz alıcı ama trajik bir serüveni anlatmaktadır.

    Birbirinin içine giren geri dönüşler, kavramlarla bezeli zamansal sıçramalar, son derece sık dokunmuş bir roman örgüsü, yerli romanımızda pek rastlanmayan psikolojik tahliller, insanlık ideali olarak tartışılan ideolojiler, zamanı ve yerelliği aşmaya niyetli bir kozmik bakış açısı, nihayet, yazgısı ve Tanrı'yla yüzleşen yalnız insan: Savaş, kurtarıcılık, soyluluk, cinsellik, kahramanlık, cesaret ve derin pişmanlıklar...

    Mehmet Eroğlu'nun daha sonraki romanlarında kanıtlanacak olan 'kurgu ustalığı' ve bir romancı olarak ele alacağı 'trajik insani durumlar'a ilişkin ilk ipuçlarının görüleceği 'Issızlığın Ortası',1979 Milliyet Roman Ödülü'nü kazanmasına karşın 12 Eylül döneminin faşizan ortamında sakıncalı bulunduğundan ancak beş yıl sonra yayımlanmış, daha sonra da 1985 Orhan Kemal Roman Armağanı ile 1985 Madaralı Roman Ödülü'ne layık bulunmuştur.
    --spoiler--

    http://kitap.antoloji.com/kitap.asp?kitap=39769
    4 -1 ... adini unutan adam
  6. 6.
    pencereden süzülen yağmur damlalarını seyretmenin verdiği hüzün romanın bütününe sinmiş.
    ayhan ilyasoğlu bir yanda geçmişini yükününomuzlarında taşırken bir yandan kendine bir dönemeç yeni bir başlangıç arıyor.
    kadınların dünyasında fazla hırpalanan kişiliği kıbrıs barış(!) harekatında çatışma ortamında daha da fazla hırpalanıyor ve insan öldürmenin yıkıcı psikolojisi onu intihara sürüklüyor ama ölmüyor ağır yaralanıyor.romanın dokusu bu psikoloji içindeki bir adamın geçmişiyle hesaplaşmasıyla örülüyor.hem de zafer olmadan.
    kendisini yeni bir başlangıça hazırlayamadan geçmişin sarmaşık ağları arasında dönemeci alamayarak göle savruluyor bedeni,kişiliği.
    onu hayata bağlayan tek bir yaşama umudu kalıyor elinde:zaferin ölmemiş olabileceği ve onu antep'te bulma ihtimali.
    psikolojisini alt-üst eden insanlar arası küçük hesaplaşmalardan bunalarak intihar etmeyi kafasına koyuyor.
    bulunduğu çevrenin cehennemi onu yeterince hırpalamışken zafer'i bulmak umuduyla bulunduğu çevreden uzaklaşı ıssızlığına doğru yol alıyor.belki de ölümüne..
    1 ... tren istasyonu
  7. 7.
    moğolların güzel şarkılarından biridir. ıssızlığın ortasında.
    ... loveatthefirstsight
  8. 8.
    (bkz: zl)
    1 ... bikereindiroeli
  9. 9.
    ıssızlığın tavanı ile tabanına eşit uzaklıkta bulunan yer.
    ... sonradan sevilen adam
  10. 10.
    iyidir bazen. kendinize gelmenizi sağlar. acı verir. bir travmadan sonra atıldaysanız eğer bir de bu ıssızlığın ortasına çok daha fazla acı verir. sonra hissizlik buna eşlik etmeye başlar. ardından yine dönersiniz kalabalığa. ama hep ıssız olarak... ıssızlığın ortası size şunu öğretir: "

    yalnız olduğunuzu bu hayatta ve her şeyin yalan olduğunu..."

    ölümden başka bir gerçek olmadığını öğretir. ve öleceğinizi bile bile, yaşamanız gerektiğini öğretir; bazen mutlu bazen mutsuz. ister güçlü, ister kendinize acıyarak durursunuz hayat karşısında. ister unutmayı tercih edersiniz sizi bu ıssızlığın ortasında bırakanı, ya da zaman zaman anımsamayı...

    ıssızlığı unutmamak gerek; kalabalıktan daha fazla kazık yememek için, acı çekmemek için...
    ... no remorse