1. 1.
    ne olduğunun anlanması için bitmesi gereken bir süreç üniversite hayatı. bazen plastik bardakta çay içmeyi bile özlersiniz. yeri dolmayacak arkadaşlıkları hep geride bırakırsanız. çocuk gibisinizdir aslında ama bi o kadar yetişkin. ikamet ettiğiniz yerin dışında okuyorsanız hayat daha bi karmaşık olur. öğrenme ve algılama yeteneğiniz gelişir. sonra okul biter aslına ne kadar çaylak olduğunuzu anlarsınız. güzel günlerdir velhasıl kelam.
    7 ... ihtiyaç molası
  2. 2.
    yıllar sonra özlemle anılan, keşke yine o yıllara dönsem de sınavdan sınava koşsam denilen hayat.
    4 ... arabaciarabayatasget
  3. 3.
    aile yanında yaşamanın verdiği baskıdan uzaklaşan genç ve özgür bünyelerin ilk yıllarda binbir parçaya ayrılıp herşeyi saatlere sığdırma çabası, yeni ortam ve arkadaşlıklarda ille de mutluluk bulacağını sanmasıyla geçen yoğun, yorucu, düzensiz ama sonunun mutlu sonla bitmesi temenni edilen hayat parçası.
    3 -1 ... flyaway
  4. 4.
    (bkz: universite hayatini kampusistan dizisi gibi sanmak)
    2 ... noway
  5. 5.
    çok çabuk geçen hayattır.ilk senenizde herkes der "göz açıp kapayana kadar geçiyor bu gunlerin kıymetini bil" ... umutsuz bir gülümsemeyle "yaa evet" dersiniz. sonra bir bakarsınız ki film bitmiş 4 yıl geçmiş, hızlı geçer diyenler haklı çıkmıştır. kısacası insanın hayatının muhtemelen en guzel yılları olarak kalır. belki de çabuk geçmesi bu yüzdendir.
    2 ... bucu
  6. 6.
    Üniversite yılları, o soğuk ve kasvetli şehir; Otobüs garına indiğim o sabahı hatırlıyorum da, savaş yada buhran dönemlerini anlatan Rus edebiyatçılarının romanlarındaki gibiydi her şey; olanaksız, cesaret kırıcı; Cebimde birkaç gün yetecek kadar para ve küçük bir valizle yola koyulmuştum. Nerede kalacağımı ya da ne yapacağımı bilmiyordum. Açtım ve ölesiye korkuyordum. Yalnızca öğrencilerin kaldığı sıvası dökülmüş, eski bir binaya yerleştim. En az benim kadar verdiği kararlardan pişman, aptal ve sivilceli yedi kişiyle paylaşıyordum koğuşu. Çoğu istemeyerek, ailesinin dayatmasıyla gelmişti bu şehre, bir kaçı da benim gibi saklanmak için. Bir şekilde buradaydık işte…Bir süre takıldım o lanetli yerde. Gündüzleri şehri geziyor, parklarda güvercinleri seyrediyor, şehir kütüphanesine gidiyor, intihara meyilli alman filozofları okuyor ve düşünüyordum. Hiç kimsenin seni tanımadığı, dostun yada senden tiksinen birilerinin olmadığı yabancı bir yerde olmak çok farklıydı. Sıcak suyu akmayan, tuvaletleri her zaman tıkalı, kalorifer tesisatı bozuk ve yemekleri berbat o boktan yerde fazlasıyla vakit geçirmiştim, en azından dibe vurmanın nasıl bir duygu olduğunu anlayacak kadar. Üniversiteye kaydımı yaptırmış, birkaç gün derslere girmiş ve vazgeçmiştim sonra. Bana göre değildi sanırım, hiçbir zaman bana göre olmamıştı okul hayatı. Çocukluğumda bile diğerlerine uyum sağlayamaz, en arka sırada oturur, hararetle bir şeyler anlatmaya çalışan öğretmenlerin benden daha zeki olmadıklarını düşünürdüm. Bunu yapmak için ücret alıyorlardı yalnızca. istediğim tek şey ders zilinin çalması ve normale dönmekti, aptalcaydı konuşulanlar, hayatta kalmak için hiçbir ipucu yoktu kitaplarda. Gereksiz bilgiler, gereksiz formüllerle doluydu ders notları. Öylece oturup izliyordum bende, komik geliyordu diğer öğrencilerin A almak için gösterdiği tüm bu çaba. Dışarıdaki hayatın acımasızlığı, yıpratıcılığı yanında fazlasıyla steril bir ortamdı üniversite hayatı. Kısacası bana göre değildi…
    6 -6 ... johnmiltonn
  7. 7.
    ailenizle birlikte kalıyorsanız lise hayatından pek farkı olmayandır. sadece ders saatleri daha esnektir.
    4 ... aci biber
  8. 8.
    eşittir hayatınızın en güzel günleri.
    3 -1 ... opusmagnum
  9. 9.
    sürekli okulun uzaması, hocanın takması, evin ihtiyaçlarının hiç bitmemesi, anne babanın dırdırları, evde stoklanmış bira şişeleri ve parasızlıktan başka birşey değildir. * * *
    5 ... hicbise
  10. 10.
    yazmaya,yanılmaya,yorulmaya, sırtın tırmalanıncaya kadar sevişmeye başladığın gerçek yolun başlangıcı kimine göre sonu.
    -1 ... slumdog