1. .
    biz daha yaş olarak rüştümüzü ispat etmemişken; spreyi kapıp duvara yazı yazmak önemli bir şeydi o zamanlar. herkes yapamazdı, yapmazdı. hakikaten asilikti, başkaldırıydı, aslına bakarsan onaylamasam da galiba hep bir gıpta etme durumu da varmış içimde.

    okumak için koptuğum, sonra işe atıldığım için gelmediğim küçük memleketime döndüm tekrar. adım başı duvar yazısı amk.

    ama bunun da boku çıkmış be. büyümekle kirlenmenin doğru orantısına maruz dünya, gerçekten romantik ve içli bir şarkıda bahsedilenden daha boktan bi yitikliğe gidiyor sanki.

    konuya girsek artık, ağlak satırlardan sonra.

    hacı bu duvara yazma meselesi genelde, agresiflik, isyan, mutsuzluk içerir, buram buram karamsarlık içerir sen de bilirsin. haaa bir de genelde kıro olur bu arkadaşlar, bence. hemen bi iki örnekle pekiştirelim (pekiştirmek ne lan)

    adını kazıdım koluma, değmezmiş akan kanıma
    mezarcı olsam seni kalbime gömerdim
    taş olsam hasretinden çatlardım inan - sevalim

    gibi.

    tarz ve ruh hali olarak bu arkadaşlardan ayrılan iyimser gençse başlığımızın kahramanı oluyor. bu genco, hayata bakışıyla fark yaratmış durumda, kendisini tebrik etmekle birlikte sikerim böyle farkı diyoruz. işte yazarın eserlerinden bazıları:

    hayaller yarım kaldı ama hayat devam ediyor
    off ulan off niye yazı yazılmış bu duvarlara
    bu hayatta yaşamaya mecburuz
    tanrı her yerde olamazdı, bu yüzden göztepelileri yarattı (ıhhmm bu olmadı galiba lan)
    ... derin mavi