1. 1.
    yavaşça ortaya çıkan sinsi bir hastalıktan farksız; tek farkı hiçbir materyele cevap vermemesi...

    dün ufak bir yoklama ile geldi, işimiz düştüğünden ötürü yaşadığın sokaktan geçmek durumunda kaldım.
    gayriihtiyari bir şekilde lütuf olur da görürüm gibisinden baktım; bir şey yoktu...

    asıl krize ise bugün girdim. önce eve gittim, kimliğimi unutmuşum. zaten herşey kimlikle başlamadı mı? kapıdan çıktım biraz yukardaki pastaneye baktım. beklerken aldığın o bayat poğaça geldi aklıma, neyse dedim.

    yukarı doğru çıktım; fotoğrafçı vardı ilk verdiğim nüshayı yaktıktan sonra, kalıcı olması için sana verdiğim fotoğrafı çektirdiğim yerdi ve orada sen de vardın. çıkar çıkmaz "hadi bakalım al bunu" demiştim.

    biraz daha yürüdüm, muhtarlıkta işlerim vardı. yokuşu çıkarken nefes nefese kaldım sıcağın da etkisiyle; ama asıl nefesimi kesen de o yolda senle yürümüş olduğumu hatırlamaktı. hatta, "bu kadar yürüyeceğimi bilseydim , topuklu giymezdim" diye serzenişte bulunmuştun, kalp çarpıntın da başlamıştı hatta. tıpkı düşüncelerin gibi düzensin olan kalbinde...
    oraya da vardım. ulan bizim muhtarlıkta ne işimiz vardı lan!!! o beklediğim koltukta sen de oturmuştun, kayıp kimliğimi çıkartmak için sıra beklerken. tekrar neyse dedim, fısıltı ile.

    en son durağa attım kendimi zar zor, iyice kötüye gidiyordum. durakta aracı beklerken iyice doldum. hani bilen bilir, yüzünüzün tam ortasına top çarpar da tuhaf bir sızlama hissedersiniz ya burnunuzun olduğu yerde; hah! işte ağlamadan önce de aynı sızıyı yaşadım. yine neyse tut kendini dedim; bu sefer sesim çıkmıyordu. sadece gözlerimi kısıyordum, o iri gözlerimden bir şeyler akmasın diye...

    çok fazla özlüyorum. sadece evimin penceresinden bakmak bile hatıraları görecek açıyı oluşturuyor ve ben daha çok özlüyorum.

    hani senin çocuğunu taşımak istiyorum diyordun ya o çocuk şimdi ölü mü doğdu peki?
    ... opus magnum