bugün

belki de dünyada en nefret edilen andır, hele ki zeminin ıslak olduğu bilinmiyorsa insanı sinir eder, o andan itibaren çorabı değiştirmek gelir akla.
başka çorap yoksa bile ıslanan çorabı çıkarıp yalınayak kalmak daha iyidir.
assiktiiir denilir.
"aşkım çorapların da ıslandı mı" sorusuna olumlu cevap verilebilecek andır.
insanın neye kime küfredeceğini şaşırdığı andır. "kim döktü lan bu suyu" diye bağırsanız da kimsenin umrunda olmaz.
ziklenmez. inadına ıslak çorapla dolanılır:
küfretmek için ideal an.
ıslak zeminin sıcaklık durumuna göre şekillenecek an. eğer mevsimlerden kış ve mozaik beton zemin buzlu ise işte o zaman an o andır ki; elini veren kolunu kurtaramaz misali kalakalırsınız ve soğukluk ayaklarınıza kadar ulaşır. eğer aylardan temmuz ise ve siz siyah çoraplarınızla ıslak zemine bastıysanız. bırakın öyle kalsın. efil efil eser...
insana rahatsızlık veren olay.
insanın ense tüylerinin diken diken olduğu andır... o andan sonra basılacak herhangi sert bir zeminde "şap şap" diye ses çıkacak, kaygan bir zeminde düşme tehlikesi yaşanacaktır...
Kız arkadaşınız sizi ailesiyle tanıştırmak ister ve sizde en güzel pantolonu, elbiseyi giymiş, traşınızı olmuşsunuzdur.* ve evden ayrılırken traş losyonunu sürmediğiniz aklınıza gelir ve hemen ayakkabıları çıkartıp geri dönerek losyonu almak için anne'nin temiz kalsın diyerekten her daim yıkadığı banyonun zeminine dalgınlıkla şaap... diye basmışsınızdır. o an siniriniz tavan yapmış, moraliniz dibe vurmuştur. çorapla ıslak zemine basmanın verdiği sevimsizlik bir kenara, kızın ailesiyle tanışmaya gidilecekti ve pantolonun paçasıda belirgin ıslanmıştı. ulan en güzel pantolonumdu be... diyerek hemen çorapları ve pantolonu değiştirir, evden uzaklaşırsınız. olan boşa harcanan zamana olur.
(bkz: umut sarıkaya tipi mutsuzluk tanımları)
hugonun yalnış ipi çektiği neler hissettiği anlaşılır.*
tam evden çıkılacağı zaman ya da acelenizin olduğu zaman başa gelen durumdur.
ah bide o çorap en sevdiğiniz çorapsa ve bir haftadır yıkanmasını bekleyip büyük bir hevesle giymişseniz önce bir hassiktirrr daha sonra amk ve son olarak bende şans olsaydı erkek doğardım zaten dedirten andır.
"cırk" sesiyle beraber yaşanıyorsa eğer insanı kısa bi süre de olsa hayattan bezdiren andır. bu kadar küçük bi olayın moralinizi nasıl bu kadar bozduğuna şaşarsınız.
en yakın halıya ulaşıp ıslanan çorabı ayaktan çıkartmadan haşince halıya sürterek kurulama çabası gelir ardından.
ıslak zemin kaynar derecede sıcak değilse sorun teşkil etmeyecek durumdur.
acelenizin olduğu andır; odaya gidip çorap değiştirmeye bile vakit kalmaz ki evden öyle çıkmak zorunda kalırsınız. amanın.
"Keşke terliklerimi giyseydim" dediğiniz andır.
sinirden ağlatabilir.
hassssssiktir amına kodumun yerinde yaa dedirten olaydır . o çorap bidaha urumaz . hele misafirlikteyseniz sıçtınız.
insanın ileri düzeyde asabileşmesine ve sinirinden köpürmesine sebep olan hadise. temas yapıldığı anda şöyle bir irkilirsiniz ve o sinir yıpratan olayı yaşarsınız. enseden içeri sızan ve vücudu kaskatı kesen yağmur damlası kadar kötüdür.

alternatif ''umut sarıkaya tipi mutsuzluk tanımlamaları'' olmaya uygundur ayrıca.
suyun sessiz ve derinden derimize işlediği ve ayaklarımızdan tiksinmeye başladığımız, çoraplarında çektiği su ile birlikte ağırlığını ortaya koyarak psikolojimizi altüst ettiği andır.
suratta şöyle bir ifade oluşmasından hemen önceki andır.

http://galeri.uludagsozlu...ci-sözlük-capsleri-17700/
kılcallık etkisi ile ayaklarınızın ıslandığı berbat ötesi bir durumdur.
anlık bir sinirle "kim ıslattı lan burayı" sorusunun ağızdan çıkma ihtimali oldukça fazladır. eğer anne veya baba tarafından ıslatılan bir zemine basılmışsa içten içe bir sinir krizi de geçirilebilir, fakat sinirimizi ancak içimizde yaşayabileceğimiz bir durumdur. çorap değiştirilir, zemine sövülür, "ulan varya..." homurtularıyla sona erer.
işerken kontrolü kaybedip sidiğin üzerinize sıçraması gibidir. Bir anda düyanın en pislik insanı moduna sokar sizi.
ne kadar gününüzde bile olsanız bi anda her şeyi tersine çevirme gücüne sahip andır.
(bkz: neden ben denilen anlar)
(bkz: felaketim olurdu ağlardım)
ilk şoku ve o yiğrenç hissi atlattıktan sonra "kurur 5 dakikaya yaa" şeklinde teselli düşünceleri aklınızda dönmeye başlar.
Islak ayakla zemine basmak kadar kötü olmadığını düşündüğüm eylem.