1. 1.
    her ne kadar yaşanan şehir çok sevilse de insan bir zaman sonra ne olursa olsun kendi memleketini özlüyormuş be.
    9 ... loveneverdies
  2. 2.
    hayatı boyunca gezen birsi olarak sıkıntı yaşamadığım durum.
    annemi ve kardeşimi özlüyorum sadece.
    2 ... eleftheria eleftheriou
  3. 3.
    işte onu nazım hikmet'e soracaksın.

    (bkz: memleketim)
    4 ... cunku ask yazilgandir
  4. 4.
    Alışılır..

    20. Sene ben alıştım...
    1 ... gezdimgordumyenildim
  5. 5.
    https://youtu.be/5lpUSael_8g
    1 ... expected3
  6. 6.
    Benin gibi hiç yaşamayanların hiç anlayamayacagı durum.
    1 -1 ... feministmiyimneyim
  7. 7.
    memleketi değil de eski günleri, sevdiklerimi özledim galiba.

    https://video.uludagsozluk.com/v/sabahın-şarkısı-171165/

    2 ... loveneverdies
  8. 8.
    (bkz: Sıla hasreti).
    3 ... zerya
  9. 9.
    Akp ve onun seçmeni sayesinde artık çekmediğim özlemdir. Sırf onlar yüzünden tr ye gelmek bile istemiyorum.
    1 ... dinsiz kitapsiz kafir
  10. 10.
    18 yaşındayken yaşamaya başladım. yıllar geçtikçe önce anlamsızlaştı, sonra kayboldu gitti.

    çocukluğuma dair anılarım gitti ilkin, bir süre sonra çocukluk arkadaşlarım bir bir memleketi terk etti yahut evlendiler, hayat telaşesine kapıldılar. memlekete dönüşlerde kavuşulacak kişi sayısı çok azaldı, sonra memlekete dönmenin verdiği heyecan.

    artık o şehrin çocuğu değilim ben, gittiğim şehir de benim bıraktığım şehir değil. her şey o kadar çok değişti ki, dönülecek bilindik bir şey kalmadı. zaten ben de çok değiştim.

    üstüne üstlük, yaptığım iş gereği şehir şehir geziyorum, hayatımın önemli bir bölümünü otel odalarında geçiriyorum. memleket bir yana, ikamet ettiğim şehre bile yabancılaşıyorum bazen. yıllardır kendimi ait hissettiğim hiçbir yer yok.

    geçenlerde fark ettim; bir otel odasında ölme ihtimalim %40. hiç de yabana atılır bir oran değil. aslında benim için çok da fark etmez. nasılsa son 2-3 yıldır beni bekleyen ve gerçekten özleyen biri de yok.

    sürekli yeni insanlar tanıyorum ve tanışıklığım samimiyete dönüşmeden onlarla ilişkim sona eriyor. eskiden yeni yerler, yeni insanlar benim için yeni heyecanlar demekti. ama artık yeni biriyle tanışmak, aynı sıradan şeyleri dinlemek, aynı sıradan cevapları vermek çok yorucu geliyor.

    eşyalarını yıka, temizle, ütüle, takım elbiselerini, gömleklerini, ayakkabılarını, kemerlerini, tıraş takımlarını, gece yatarken giyeceklerini hazırla, dür, bavula yerleştir. terlik! terlik çok önemli, kağıt terliklerden nefret ediyorum. otobüs/uçak saatlerini kontrol et, indiğinde kullanacağın güzergahı, taksi duraklarını, yemek yiyeceğin restoranları öğren. en az eşya, en rahat otel, berbat otel kahvaltıları, tavan lambası olmayan otel odaları, her gün değişen çarşaflar, havlular, beyler, hanımlar, resmi hitaplar, "yine bekleriz"ler, "biz sizi çok sevdik,lütfen bir gün ziyarete de gelin"ler, yapmacık davetler, geride kalan şehirler...

    bazen yatmadan önce gözümün önüne sokaklar, işyerleri, insan suretleri, otobüs peronları, yemek yediğim restoranlar geliyor. o yüzü nerede görmüştüm? belki 4 yıl önce bir işyerinde? adı neydi acaba? ben zaten isimleri hiç aklımda tutamam ki! bu unutkanlığıma hayranım, tanıştığım herkesin ismini hatırlayacak olsam binlerce lüzumsuz isimle dolu olacaktı zihnim. ama kesit kesit görüntüler? keşke onları da hiç hatırlamasam...

    bunca yıldan sonra artık döneceğim bir yer veya biri yok.
    3 ... samgold