bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    Yaklasik 20 sene once derbi maclarda stadin ikiye bolundugu, kapismanin bol oldugu zamanlarda kendi semtlerindeki kapali tribunu kaptirmak istemeyen bir grup harbi Besiktasli gencin orgutlenip kurdugu topluluktur. bu topluluk daha sonra buyuyup carsi adini almis ve pek cok kapismadan galip cikarak derbi maclarda kapaliya tek basina hakim olmuslardir. kapitalistlerin istahini kabartan gunumuz futbolunda fener seyircisinin hazmettigi gibi kale arkasina atilmayi hazmedememis ve ugruna zamaninda kafa goz yardiklari kapali tribunu tekrar geri almislardir. zira kapali onemlidir cunku kale arkasinda 20000 tane eleman kicini yirtip bagirsa kapalidan 5000 kisinin cikardigi ses her zaman macta daha etkili olur. gs'nin bir kac sene once italyada'ki ultras tribununden yuruttukleri adla kapalida yuvalanan taraftarciklari saymazsak, dunyada olusumu kapali tribunde olan ve bu yuzden de korkutucu olan belki de tek gruptur.

    "çarşi kapalının ortasında sıralanan bir gurup değildir. çarşi bir ruhtur. çarşi, new yorkda metro trenine yazılmış siyah beyaz bir grafitidir, prag'da duvara yazılmış bir yazıdır, erzincan'da bir dağın yamacına yazılmış sevgidir, adana'da bir rengi bozuk derneğinin duvarlarına boyanmış siyah'la beyazdır, galatasaray lisesi duvarına yazılmış "çarşi ulan" işaretidir. bir tiyatro sahnesinde hiç bir dekora uymadan sırtında taşınan kutsal beşiktaş formasındadır çarşi. zonguldak'ta maden göçüğünden çıkarıldığında ilk nefesle sorulan "maç kaç kaç?" sorusundadır
    çarşi. hakeme kızdığında "satanist hakem" diye bağırıp gündemi takip edenlerdir. atatürke dil uzatan dönemin milletvekili hasan mezarcı'ya "hasan mezarcı'ya kafam girsin" diyen tezahüratıyla cumhuriyet'in kemalist çizgisindeki duruşunun ödünsüz sesidir. ezik civcivler'in yalakalıklarına "tek adam, atam" yada "bir pankartta
    verhaugene aç avrupa şampiyonu ol fener" diyen zekadır. beşiktaş aşkını
    pankartlarda "başka boyutların tanrısı" diye ifade eden kalpdir. ceza'sı gereği boş kalmış tribünlere "ruhumuz yeter" yazan yüreklerdir. kaşınanı tesislerinde ziyaret eden yada ellerine verdikleri "cobarde gallina ortega (korkak tavuk ortega)" pankartıyla maymun edenlerdir. "erkek adam renkli takım tutmaz" deyip alemi dut yemiş bülbüle çevirenlerdir. "işıklar söndüğü zaman tüm fenerliler güzeldir" pankartıyla herkesi güldürenlerdir. "bizim taraftarımız daha fazla" diye böbürlenenlere "en fazla sinek'de bokun üzerinde olur" cevabını yapıştıranlardır. futbolcusuna kızdığında "aşkımız renklere sizlere değil" diyen renk aşkıdır. 2 km bayrak yapıp dünya rekoru kıran sevgidir, o bayrağın en arkasında hiç bırakmadan duran 72 yaşındaki teyzedir. dünkü bükreş maçında televizyonların gösterdiği, o soğukta, ayakta boynunda siyah beyaz kaşkoluyla titreyerek karakartallarini seyreden nine'dir. tribünde bir doktordur, işçidir, iş adamıdır, okuma yazma bilmeyen bir sokak çocuğudur, profesördür. omuz omuza zıplayıp "beşiktaşım benim biricik sevgilim" diye gözünde yaş gırtlağını yırtan solcusudur, sağcısıdır, ateistidir, hacısıdır, müslümanıdır, ermenisidir, yahudisidir, hıristiyanıdır. irak işgalinden önce savaşa karşı duran yurtseverlerin yanındaki ruhtur. mitinglerde "beşiktaşliyiz, savaşa karşiyiz" tezahüratlarında, tribün'de "savaşa hayir", "amerikan şahinlerine karşı karakartallar" pankartlarıyla tepkisini koyandır. bir f16 burnuna yapılmış kartaldır. çarşinın "a" sını anarşinin "a"sıyla yazan güce tapmayan isyankarlıktır. "siyah beyaz ölüm yaşam" diyen felsefedir. holiganlığı
    kahpelik, delikanlılığıda hayat felsefesi olarak benimseyenlerdir. sevinmek için sevmeyendir, inadına inançla bağlı olandır. nazım hikmet'in "aslolan hayattir" ına tribünlerin hacı babasıyla "hayatta beşiktaş" diye ölümsüzleştirenlerdir. "çarşi, Mustafa Kemal hariç herkese, hatta kendine de karşi" diyen aykırılıktır. tribüne boydan boya "ölüm ne zaman ve nereden gelirse gelsin; mezarıma siyah beyaz güller atılacaksa, mezar taşıma beşiktaş yazılacaksa, böyle ölüm hoş gelsin sefa gelsin..." yazan ölümsüz sevgidir. çarşi ruhu beşiktaşinin uslanmaz asi ruhudur, Beşiktaşini taparcasına seven çılgın aşığıdır.
    104 -29 ... alen markaryan
  2. 2.
    cekemeyen diger takim taraftarlarinin devamli suretle agzindan salyalar sacarak asagilamaya calistigi ancak kendilerini grubun resmi forumu okumaktan alamadiklari ozenilesi taraftar grubu.

    (bkz. rengini belli etmek)
    (bkz. bursaspor-besiktas gerginligi)
    20 -5 ... alen markaryan
  3. 3.
    elit topluluk.saf bjk ırkı.
    16 -4 ... combatant
  4. 4.
    bu haftaki lig macinda*,
    - 'what is it?'
    - 'it is fenerbahce' pankartını açacak olan yüce taraftar grubu.
    12 -7 ... trinfr
  5. 5.
    rıdvan akar'da çarşı için şunları yazmıştır.
    " Arafat ölmedi Beşiktaş'ta yaşıyor!

    Cihat Aktaş'ın inönü Stadı'nda katledildiği gün Çarşı taraftarı böyle bağırmış.

    "Arafat ölmedi, Beşiktaş'ta yaşıyor."

    Oysa aynı dakikalarda Cihat Aktaş bir kaç metre ötede ölüyordu.

    Ben kalben Çarşı taraftarıyım.

    1980'li yılların başında Beşiktaş'ta Şair Veysi Sokak'taki ikinci el elektronik ürünlerin satıldığı dükkanlarda Çarşı Grubu doğdu.

    Beşiktaş maçlarında buluşan aynı mahallenin çoçukları, Beşiktaş taraftarında ortak bir kültür ve saygınlık oluşturmayı başardı.

    Tribünlerin en ateşli tezahüratlarını onlar yapardı.

    En yaratıcı tribün sloganlarını onlar bulurdu.

    Takımlarını hiç yalnız birakmazlardı.

    Körü körüne Beşiktaş'ı takip etmezlerdi.

    ilk defa onlar takıma sırtını dönmüş, ilk defa onlar formasını ıslatmayanlara en anlamlı tepkiyi göstermişlerdi.

    Diğer takımların taraftarları Çarşı'nın sloganlarını taklit eder, kahvehanede toplanan Çarşı'nın gençlerini güldürürlerdi.

    Hepsi misket oynanılan, çember çevirilen, mahalle maçlarının yapıldığı günlerden beri birbirlerini tanıyorlardı. Aynı dili konuşuyorlardı.

    Çarşı'yı farklı kılan lumpen bir futbol kültürünü memleket sorunlarıyla öpüştürmeleriydi.

    "Aydınlık için bir dakika karanlık" eylemlerinde sadece Çarşı tribününde çakmaklar yanardı.

    "Susma sustukça sıra sana gelecek" diye bağıran onlardı.

    Irak'ta savaşa hayır eylemlerine, "Savaşan şahinlere karşı kara kartallar" diye katılmışlardı.

    Lazio'nun o bilinen ırkçı söylemine karşı, Çarşı tribününde italyanca faşizmi lanetleyen sloganlar vardı.

    Çarşı'yı kuranlar mahallenin delikanlılarıydı.

    Tribünde saygınlık kazanmanın raconu vardı. Mertlik, sadakat ve dayanışma olmazsa olmazdı.

    "Beraber yürünen ve beraber ıslanılan bu yollarda" geçen 20 yıllık bir tecrübe Çariı'yi sadece Anadolu'da değil, Avrupa'da da bir marka haline getirdi.

    Forza Beşiktaş'ın kurucuları yaşlanmış, olgunlaşmış, çoluk çoçuk sahibi olmuş ama Beşiktaş sevgisini hiç yitirmemişlerdi.

    Anarşi'nin o isyankar A'si yaşama bakışlarının özetiydi.

    Sonraları başka taraftar grupları türedi. Bugünlerde sadece "bir kisim medyada" değil, Birgün'de bile okumuşsunuzdur.

    Hapçı, çeteci, zorba, diye tanımlandılar.

    Zira Galatasaray'lı atkısı taşıyan kimi saldırganlar, Leeds taraftarlarını bıçaklamamiştı. Fenerbahçe Stadı'nda önceki yıllarda bıçaklanarak öldürülen Beşiktaş taraftarı bıçağın üstüne düşmüş olsa gerekti. Arşivlerden "stadlardaki şiddet" teması doğrultusunda kullanılan, Ali Sami Yen Stadı çevresinde elindeki bıçakla görüntülenen Galatasaray atkılı genç o bıçakla elma soyuyordu. Trabzonlular sahaya koyun otlatmaya, Bursalılar tribünleri yakarken ızgara yapmaya calışıyordu. Göztepe-Karşıyaka maçında da bıçakla bir genç öldürüldü ve bu ölümün üzerinden daha 6 ay bile geçmedi.

    inönü'yü "ölüm stadı" diye başlıkla karalayan Sabah Gazetesi'nin Fenerbahçeli fanatikleri güya, onları muhatap almayan Beşiktaşlı futbolculardan rövanşı almanın zevkini tadıyordu.

    Oysa aynı yayın grubunun bir parçası olan Yeni Asır gibi bir izmir gazetesi bile bu cinayeti böylesi bir kampanyaya dönüştürmemişti.

    izmir'de öldürülen bir gençle, inönü'de öldürülen bir genç arasındaki tek fark bu cinayetin istanbul medyasına olan coğrafi yakınlığı olmasa gerekti.

    ikisi de cinayetti.

    Tribün terörüydü.

    Ama bu defa cinayetin işlendiği yerin yanı başında Çarşı vardı.

    Cinayet her yerde cinayettir.

    Sevgili Adnan Bostancıoğlu'un o güzel yazısında vurguladığı şeyi Beşiktaş yönetimi hiç mi dikkate almaz?

    "Camide cinayet işlense, namazlar cemaatsiz mi kılınacak?"

    Çarşı'ya karşı bir linç kültürü geliştirilmeye çalışılıyor.

    Diğer takım taraftarları tribünlerde "Sizli-bizli, hanım hanımcık" tezahürat yapıyormuş gibi, Çarşı'nın ne kadar küfürlü bağırdığını yazan aklı evvel Galatasaraylılar cüretkar yazılar yazıyor.

    Şimdi Şair Veysi Sokağı'nda 25 yıl oturan bir mahallenin çoçuğu olarak Çarşı'yı ve Beşiktaş'ı savunmak gerekiyor.

    Zira sadece Çarşı hayatı savunuyor. "
    54 -7 ... otuzyedibucukekrantv
  6. 6.
    dünyanın en yaratıcı topluluğu. maç esnasında yarım saat içinde yeni bestelerle futbolcuları çoşturabilirler. aynı zamanda bütün takımların imrenerek yaa neden bizim taraftarlar böle değil neden bu kadar fakiriz biz die imrendikleri delikanlı taraftarlar.
    14 -3 ... gapkin
  7. 7.
    "çarşı, nükleer santrale de karşı" diyerek hayat duruşunu bir kez daha gözler önüne sererek ders veren kitle...
    14 -1 ... ferrole
  8. 8.
    A sındaki anarşi amblemi dolayısıyla her beşiktaşlının kendini çarşılı her çarşılınında kendini pisikopat sandığı taraftar grubu...Takıma maç boyu gereken desteği verirler bunun yanında yaratıcılıklarıda baya gelişmiştir...Son senelerde küfürlerden dolayı tepkide alsalar Türkiye'nin en iyi taraftar gruplarının başında gelir...
    9 -2 ... lefter
  9. 9.
    (bkz: kazan)
    5 ... trinfr
  10. 10.
    (#153915)
    3 ... altan