1. 1.
    Gazete yazarı Resul tosunun yazısıdır:

    Çanakkale’nin gerçek kahramanı!

    Çanakkale’nin gerçek kahramanı bir devrik sultan!
    Resul Tosun tüm yazıları
    17 Mart 2015 Salı
    Yarın 18 Mart, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 100. Yıldönümü. Tıpkı Osmanlı tarihçilerinin Selçukluları ve Beylikleri görmezden gelip tarihi Osman Gazi ekseninde başlattıkları gibi, cumhuriyet dönemi resmi tarihçileri de tarihi Atatürk ile başlatma eğilimindedirler.

    Öyle ki 19 Şubat 2015 tarihinde başlayıp 8 Ocak 1916’da biten Çanakkale zaferini, yüzlerce subaydan biri olan Yarbay Mustafa Kemal ekseninde anlatırlar.

    20. yüzyılın en büyük savaşlarından ilki olan Çanakkale savaşlarında Osmanlı’nın 2 zaferi vardır: Birincisi 19 Şubat 1915’te başlayıp 18 Mart’ta elde edilen Deniz Zaferidir.

    Deniz zaferinde Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal hiç yoktur.

    ikincisi de 25 Nisan 1915’te başlayıp 8 Ocak 1916’da biten Çanakkale Kara Savaşları’dır.

    8 ay süren kara savaşlarında ise Yarbay Mustafa Kemal Ağustos ayına kadar üç ay süreyle vardır. Savaş ondan sonra 5 ay daha devam etmiştir.

    Bunları Mustafa Kemal’i görmezden gelmek için yazmıyorum, diğer kahramanları hatırlatmak için yazıyorum.

    Bugün konuyla ilgili 17 Mart 2015 tarihinde bu sütunda yayınladığım yazının bir bölümünü aynen iktibas ediyorum.

    “Çanakkale Zaferi’nin gerçek kahramanı devrik sultan II. Abdulhamid Han’dır.

    Evet yanlış duymadınız, dönemin padişahı Mehmed Reşad değil, Beylerbeyi’nde mecburi ikamete tabi tutulan devrik sultan II. Abdulhamid Han’dır.

    Çünkü dönemin iktidar partisi ittihad ve Terakki bırakın Çanakkale’de savunmayı istanbul’dan bile çekilmeyi kararlaştırmıştı!

    ***

    19 Şubat 1915 tarihinde düşman donanması Çanakkale Boğazı’na hücum etmeye başlamış, boğazın girişini ele geçirmişlerdi. Donanma Komutanı Amiral Carden ingiltere’ye bir telgraf çekerek, ‘14 gün sonra istanbul’da olacağız’ diye yazmıştı.

    ittihatçılar artık savunmamızın dayanamayacağına inanmışlar başkent istanbul’un boşaltılarak Eskişehir ve Konya’ya nakledilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına karar vermişlerdi. Eskişehir ve Konya’da padişahın meclisin ve bakanların yerleşeceği binalar ayarlanmış tefrişi yapılmıştı. Hangi vasıtalarla intikal edileceği planlanmış ve cepheden her 10 dakikada durum raporu istenmiştir.

    Anadolu’ya geçme planları yapılmıştı ama bir sorun vardı. ittihatçıların tahttan indirdikleri sabık sultan II. Abdulhamid, Beylerbeyi sarayında zorunlu ikamete tabiydi ve onu da götürmek gerekiyordu. istanbul’da bırakılırsa işgal güçleri onu padişaha karşı kullanabilirdi. Fakat 33 sene memleketi idare etmiş dirayetli Sultana bunu kim anlatacak ve kim ikna edecekti.

    ***

    Tartışmalardan sonra Dahiliye Nazırı Talat Paşa’nın başkanlığında bir heyet durumu Beylerbeyi’ne giderek anlatma kararı verdi. Gittiler, Paşa durumun nezaketini anlattı. Sabık Sultan paşanın sözü bitince konuşmaya başladı:

    ‘Şevketli biraderimin hak-i paki şahanelerine arz-ı ubudiyet ederim. Endişeleri gayri varittir. Eğer dokunulmamış ise Çanakkale’yi ben zamanında fevkalade tahkim etmiştim. Oradan hiçbir donanmanın geçmesi kabil değildir. Amma farzı muhal olarak öyle bir felaket başa geldiği takdirde Hakan’ın yapacağı şey tacını tebaasını terk ile kaçma zilletini işlemek değil, eyvanı payitahtının taşları altında canını feda etmektir. Hazreti Fatih bu beldeyi küffar elinden fethettiği zaman Bizans imparatoru Kostantin kaçmayıp harp ede ede yıkılan kalelerinin altında can vermek kahramanlığını göstermiştir. Biz Fatih’in soyu, Kostantin’den geri kalmayız. Zat-ı şahaneye böylece arz edin müsterih olsunlar ve ezeli iradeye boyun eğsinler. Şuradan şuraya kımıldamasınlar. Düşman buraya giremez. Bana gelince ben artık bir yere gitmem. Yegane arzum burada ölmektir. Biraderimden ve hükümet-i seniyyeden bu arzuma yardımcı olmalarını dilerim’ der herhangi bir cevaba mahal bırakmadan kalkıp odadan çıkarak görüşmeyi bitirir.

    33 yıl Osmanlı mülkünü idare etmiş bu tedbirli padişahın kararlı ve isabetli tavrı Çanakkale Boğazı’nın geçileceği ihtimaline kanaat getiren maceracı ittihat ve Terakki iktidarını bu riskli karardan vazgeçirmiştir.

    Çanakkale’de direniş ondan sonra başlamıştır.

    Büyük adam sarayda da büyüktür sürgünde de.

    Mekanları cennet olsun."

    Kaynak: https://www.star.com.tr/y...k-kahramani-yazi-1198252/

    Sultan Abdülhamit'in Çanakkale üzerine stratejisi için

    Kaynak yer haber : https://www.trthaber.com/...d=32615&category_id=9
    7 -6 ... isminiunutanadam
  2. 2.
    (bkz: resul tosun kim amk)

    Hep yapmak istemiştim bugüne kısmetmiş.
    12 ... consigliere
  3. 3.
    kaynak star gazetesi. evet.
    5 -2 ... serdarsl06
  4. 4.
    (bkz: ey tosun sen kimsin ya)
    1 ... erkekseniztekertekergelin
  5. 5.
    Çanakkale zaferi kazanıldıysa (deniz harbi) bunda abdülhamid'in payı büyüktür.
    Zira kilitbahir tabyalarını, seddülbahir tabyalarını, ertuğrul, mesudiye ve kumkale tabyalarını yaptıran 2. Abdülhamid'tir.
    Bu gerçek yadsınamaz, inkar edilemez.

    Lakin çanakkale savaşları 2 perdelik bir harptir.
    18 mart 1915 bu harbin 1. Perdesidir.
    Burada abdülhamid'in payı büyüktür.
    Ama asıl destanın yazıldığı kara savaşlarında abdülhamid'in, yahut payitahtın bir katkısı olduğu söylenemez.

    Yine beylerbeyi sarayında ikamet eden abdülhamid'in "kimse bir yere gitmesin burda ölelim" demesi de tamamen yazarın uydurması olan kolpa bir olaydır.

    Ama bak bu serin hikayeyi trt'ye gönderirse 500 bin dolar avans alabilir.
    18 ... tengir budun
  6. 6.
    Yazının tamamı

    Çanakkale’nin gerçek kahramanı bir devrik sultan!
    Resul Tosun tüm yazıları
    17 Mart 2015 Salı
    Yarın 18 Mart, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 100. Yıldönümü. Tıpkı Osmanlı tarihçilerinin Selçukluları ve Beylikleri görmezden gelip tarihi Osman Gazi ekseninde başlattıkları gibi, cumhuriyet dönemi resmi tarihçileri de tarihi Atatürk ile başlatma eğilimindedirler.

    Öyle ki 19 Şubat 2015 tarihinde başlayıp 8 Ocak 1916’da biten Çanakkale zaferini, yüzlerce subaydan biri olan Yarbay Mustafa Kemal ekseninde anlatırlar.

    20. yüzyılın en büyük savaşlarından ilki olan Çanakkale savaşlarında Osmanlı’nın 2 zaferi vardır: Birincisi 19 Şubat 1915’te başlayıp 18 Mart’ta elde edilen Deniz Zaferidir.

    Deniz zaferinde Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal hiç yoktur.

    ikincisi de 25 Nisan 1915’te başlayıp 8 Ocak 1916’da biten Çanakkale Kara Savaşları’dır.

    8 ay süren kara savaşlarında ise Yarbay Mustafa Kemal Ağustos ayına kadar üç ay süreyle vardır. Savaş ondan sonra 5 ay daha devam etmiştir.

    Bunları Mustafa Kemal’i görmezden gelmek için yazmıyorum, diğer kahramanları hatırlatmak için yazıyorum.

    ***

    Benim bugün temas etmek istediğim asıl konu ne deniz ne de kara savaşlarının kahramanlarıdır.

    Asıl yazmak istediğim bir bütün olarak Çanakkale Zaferi’nin (Eğer zaferse, zafer olmadığını Çanakkale’nin geçilmesinin daha faydalı olacağını söyleyenler de var!) gerçek kahramanına işaret etmektir.

    Çanakkale Zaferi’nin gerçek kahramanı devrik sultan 2. Abdulhamid Han’dır.

    Evet yanlış duymadınız, dönemin padişahı Mehmed Reşad değil, Beylerbeyi’nde mecburi ikamete tabi tutulan devrik sultan 2. Abdulhamid Han’dır.

    Çünkü dönemin iktidar partisi ittihad ve Terakki bırakın Çanakkale’de savunmayı istanbul’dan bile çekilmeyi kararlaştırmıştı!

    ***

    19 Şubat 1915 tarihinde düşman donanması Çanakkale Boğazı’na hücum etmeye başlamış, boğazın girişini ele geçirmişlerdi. Donanma Komutanı Amiral Carden ingiltere’ye bir telgraf çekerek, “14 gün sonra istanbul’da olacağız” diye yazmıştı.

    ittihatçılar artık savunmamızın dayanamayacağına inanmışlar başkent istanbul’un boşaltılarak Eskişehir ve Konya’ya nakledilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına karar vermişlerdi. Eskişehir ve Konya’da padişahın meclisin ve bakanların yerleşeceği binalar ayarlanmış tefrişi yapılmıştı. Hangi vasıtalarla intikal edileceği planlanmış ve cepheden her 10 dakikada durum raporu istenmiştir.

    Anadolu’ya geçme planları yapılmıştı ama bir sorun vardı. ittihatçıların tahttan indirdikleri sabık sultan II. Abdulhamid Beylerbeyi sarayında zorunlu ikamete tabiydi ve onu da götürmek gerekiyordu. istanbul’da bırakılırsa işgal güçleri onu padişaha karşı kullanabilirdi. Fakat 33 sene memleketi idare etmiş dirayetli Sultana bunu kim anlatacak ve kim ikna edecekti.

    ***

    Tartışmalardan sonra Dahiliye Nazırı Talat Paşa’nın başkanlığında bir heyet durumu Beylerbeyine giderek anlatma kararı verdi. Gittiler, Paşa durumun nezaketini anlattı. Sabık Sultan paşanın sözü bitince konuşmaya başladı.

    “Şevketli biraderimin hak-i paki şahanelerine arz-ı ubudiyet ederim. Endişeleri gayri varittir. Eğer dokunulmamış ise Çanakkale’yi ben zamanında fevkalade tahkim etmiştim. Oradan hiçbir donanmanın geçmesi kabil değildir. Amma farzı muhal olarak öyle bir felaket başa geldiği takdirde Hakan’ın yapacağı şey tacını tebaasını terk ile kaçma zilletini işlemek değil, eyvanı payitahtının taşları altında canını feda etmektir. Hazreti Fatih bu beldeyi küffar elinden fethettiği zaman Bizans imparatoru Kostantin kaçmayıp harp ede ede yıkılan kalelerinin altında can vermek kahramanlığını göstermiştir. Biz Fatih’in soyu, Kostantin’den geri kalmayız. Zat-ı şahaneye böylece arz edin müsterih olsunlar ve ezeli iradeye boyun eğsinler. Şuradan şuraya kımıldamasınlar. Düşman buraya giremez. Bana gelince ben artık bir yere gitmem. Yegane arzum burada ölmektir. Biraderimden ve hükümet-i seniyyeden bu arzuma yardımcı olmalarını dilerim” der herhangi bir cevaba mahal bırakmadan kalkıp odadan çıkarak görüşmeyi bitirir.

    33 yıl Osmanlı mülkünü idare etmiş bu tedbirli padişahın kararlı ve isabetli tavrı Çanakkale Boğazı’nın geçileceği ihtimaline kanaat getiren maceracı ittihat ve Terakki iktidarını bu riskli karardan vazgeçirmiştir.

    Çanakkale’de direniş ondan sonra başlamıştır.

    Büyük adam sarayda da büyüktür sürgünde de.

    Mekanları cennet olsun.

    http://www.star.com.tr/ya...rik--sultan-yazi-1010603/
    4 -4 ... isminiunutanadam
  7. 7.
    gerçek çanakkale kahramanı dincilerin atası vahdettin olmuştur. 1918'de itilaf devletleri çanakkale'yi sorunsuz geçmiştir. bu beyinsiz osmanlıcılara dünyadaki tüm küfürleri etsem yine rahatlamam.
    3 -3 ... kavunvebira
  8. 8.
    bunu yazan tosun ,okuyan tosun'a koysun.

    arkadaş cumhuriyet ve kurucularına olan bu düşmanlık köpekleştirmiş bunları.

    yok ıı. abdülhamit ileri görüşlü imiş ulan 33 yıllık iktidarında dünyadaki gelmiş geçmiş en büyük toprağı kaybeden ve tabi ki o topraklarda yaşayan tebayı tek devlet adamı -kral ıı. abdülhamit denen maldır. artık o kadar köpekleştiler ki yalan bil yetmiyor ihanet ediliyor.


    kabahat bunlarda değil 1950 sonrası gelen ve bunlara destek veren tsk subayları .
    ve mustafa kemal'i savunmaktan aciz açıp iki satır okumamış kemalistler ..

    bunlar yani, kemalistlerin yüzde doksan sekizi (%98) ya nutuk'u okumamışlar yada okuyup götlerinden anlamışlar bunlardan biride sinan meydan denen mal.
    milli demokratik devrimden haberleri olamayan eşekler mustafa kemal ve devrimini en iyi anlayan kimdi biliyor musunuz ?

    fidel castro ..

    olay bu ,resul tosun okuyanlardan özür dileyerek bokumu yesin benim.

    bu memlekette iskilipli atıf denilen şerefsize hastane adı verildi,anlayın ihaneti.
    3 -3 ... baris hemen simdi
  9. 9.
    rezil iktidarı süresince rusların yeşilköye'e kadar dayanması utancını yaşamış, bu durumdan kurtulmak için koskoca kıbrıs'ı ingilizlere hediye etmiş sarayından çıkmaya korkan silik bir gölge Çanakkale kahramanı olmuş. komik.
    6 -2 ... strawberry blonde
  10. 10.
    Köhne bizansın yıldız sarayında ikamet eden baykuşun verdiği katkıdır eğer abdulhamid o dönemde padişah olsaydı ingilizlere boğazı vermişti.
    1 -2 ... vexillarius of theodopolis