1. 1.
    abdullah öcalan ile yapılan görüşmelerin yeni adı.

    http://www.haberler.com/a...um-sureci-4384767-haberi/

    bu isimleri kimler buluyorsa müthiş bir algı yönetimini ve toplumsal yönlendirmeyi başarıyor.

    süreci biraz geriye dönüp inceleyince şunu görüyoruz; öncelikle zihinlerde yerleşmiş abdullah öcalan algısını değiştirmek için medya vasıtasıyla haberler yapıldı. pkk ya şöyle sinirlenmiş, 5 vakit namaz kılarmış da komunikler kandırıp dağa çıkarmış gibi haberlerle öcalan ı cici gösterme gayreti içerisine girdiler.

    http://www.haberliyorum.c...n_dolayi_pkkya_kizdi.html

    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/22180982.asp

    http://www.haber7.com/gun...lan-5-vakit-namaz-kilardi

    gel gelelim, türk toplumunda ki öcalan imajı öyle 2-3 haberle düzelecek cinste bir imaj değil. abdullah öcalan ile görüşüyoruz demek toplumda tepki yaratacağı için kendisine 'imralı' denmeye başlandı.

    http://www.ilkehaber.com/...ile-gorusuyoruz-24786.htm

    beşar esad nasıl bir anda esed olduysa, terörist başı, bebek katili vs. bir anda 'imralı' oluverdi. şimdilerde ki moda ise çözüm süreci. çözüm süreci ki bu görüşmelere karşı olan çözüme karşıymış gibi olsun diye.

    http://www.timeturk.com/t...-surecine-tam-destek.html

    bakalım daha neler olacak.
    15 ... adamin devam etti
  2. 2.
    bugünlerde kimsenin dilinden düşmeyen süreç. diyarbakır yıldız olabilir sözleriyle başladı.

    tamam toplum olarak çözüme ihtiyacımız var anadolu halkının birbirine bakışı değişmeli ancak cumhuriyetçiler pis kaka diye nitelenerek akp-bdp ittifakının yaratacağı yeni sorunlara göz yumamayız. akp iktidarı kontrolsüz güç olmuş, pkk ile sarmaş dolaş hale gelmiştir. pkk lideri öcalan'ın posterleri meydanlarda dalgalanırken, bdp'liler zafer işareti yaparken ne yazık ki pkk'yı protesto etmek, milli bayramları kutlamak yasaklanmıştır.

    ne yazık ki türklerin öz bayramı nevruz da pkk bayramı haline getirilmiştir. ergenekon operasyonuyla akp iktidarını perçinlemiş ve bop eşbaşkanı erdoğan tükiye'nin bölünmesine giden yolun önünü açmıştır.
    5 ... bihaberim
  3. 3.
    keramet cümlesi, beklentilerin ve yanı sıra öfkenin öznesi.

    marksizmin ayakları üstüne oturttum dediği hegel diyalektiğinin temel kavramı; proses-süreç-vetire.

    popüler dilde her şey süreç. evlilik süreci-okul süreci-anayasa yazılım süreci ve ve sair.

    gurbet elde türkiye komünist partisinin alavere dalavere, ne sihirdir keramet ortadan kaldırılıp, tbkp leştiği günlerdi. ülke komünistleri öksüz, soru; ne olacak şimdi? gurbetten gelen talimatla-göklerden gelen bir ses vari, orada burada, kuruçeşmede, nazillide toplantılar, toplantılar. bir süreç ki dillere destan.

    neyse lafı uzatmayalım, sürecin bir evladı oldu; ismi yanlış hatırlamıyorsam sosyalist birlik partisi-sbp. bendenizde öksüzlüğe dayanamayıp, dayandım partinin kadıköy ilçe binasına. meğerse taşınma süreci varmış, yeni binaymış, ve tabi taşınma sürecinin kutlaması kokteyl.

    parti kurulmuş, kurulur kurulmaz tartışma hizip mahfil yerini almış. üye arkadaşlardan biri çıktı söz aldı, arkadaşlar dedi partileşme sürecinde böyle muhalefet....... kulaklarım uğuldamaya başladı, yahu dedim partiyi kurdunuz daha ne süreci. velhasılı süreç kelimesini duyunca dikenleşir tüylerim.

    buraya kadar kavramların bozulma "sürecine" dair kısa bir anekdot sundum hafızalara.

    nihai olmasını dilediğim son çözüm hamlesi, iradesi çok mühim.

    arap baharını-suriye kaosunu taktik bağlamda kullanmanın ötesine geçerek, strateji de radikal bir değişime giren, gerilla muharebesini halk savaşı safhasına geldik iradesiyle kurtarılmış bölge hamlesini yapan pkk, şemdinlide ve sınır uçlarında karşı hamleyle şah-mat olunca, devletin çözümün zamanı artık söylemi umumi efkarda genel kabul gördü.

    habur fırsatı, pkknin çocuksu diyebileceğimiz zafer edası pahasına kaçırılınca, aman akp prim yapmasın ülke batsın sevdasında bencil-içten dıştan pazarlıkçı zihniyet, bu yeni hamlede de aynı teraneyi tutturma gayreti içinde ama bu sefer çözüm hattı bu ve benzeri takozlara karşı sağlam gözükmekte.

    eskilerin sözüyle hadi hayırlısı.
    -1 ... maszn
  4. 4.
    nereye gittiği müphem olan süreçtir.

    hükümet ve devlet net bir ifade ile açıklama yapmamaktadır.
    ... bendosto
  5. 5.
    ver kurtul'un yeni adı.

    çözüm süreci

    Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu da çözüm sürecini eleştirdi. ''Kanlı terör örgütünün reisi barış elçisi oldu, aydınlar, Atatürkçüler zindanda, muhalif herkes zindanda'' diyen Feyzioğlu, bunun asla kabul edilemeyeceğini belirtti.

    Feyzioğlu, yaşanan çözüm süreci ve yeni anayasanın ülkeyi barışa götürmeyeceğini öne sürerek, şunları kaydetti:

    ''Biz Atatürk gençliğiyiz, Türk milletiyiz. Haksızlık kimden gelirse gelsin, zulme uğrayanın yanında olmuş bir milletiz. Lozan'ı çöpe attırmayız, Sevr'i hortlatmayız, Anayasa'nın ilk üç maddesini asla değiştirtmeyeceğiz. Padişahlık heveslilerine cevabımız, hadi canım sende. Görev belgemiz, Ulu Önder Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'dir.''
    8 -1 ... anambunelan
  6. 6.
    bu süreçten sonra bazı partiler tamamen tarihe karışabilir, yada iktidara gelebilir. mhp gibi.
    1 -1 ... bendosto
  7. 7.
    PKK'yi yenemeyince, el uzatanların süreci. Ne yazık ki, Abdullah Öcalan ve PKK'de bunu yemiştir. PKK gözümde bitmiştir. *
    2 -6 ... anarchist78
  8. 8.
    -Padişah vezirini yanına çağırıp,"öyle bir şey yap ki,özrün kabahatinden büyük olsun!"diye seslenmiş.Padişah arkasını dönüp giderken,vezir koşmuş padişahın kıçına parmağı basmış.Hiddetle vezirin yüzüne bakan padişah;"bre sen ne yaptın?"

    Vezirden gelen cevap;"Kusuruma bakmayın padişahım,ben sizi karınız sanmıştım"

    Bir "özür" salatasıdır,tuzu kapan koşuyor.Ve yine aynı israil,aynı gün içinde Suriyeyi bombalıyor...

    *"Barış" dediler,bir hafta geçmedi.Barolar,siyasi partiler,kurumlar,dernekler yapmış oldukları açıklamalarla şimdiden birbirine girdi.Fikirsel dayanağı olmayan ve toplumsal temeli "hukuk,sosyal,ekonomik" eşitliğe dayanmayan politik hareketlerde "barış" kendisine vücut bulamaz.Kaldı ki,işin içinde haydut emperyalistler varken,onların "barıştan" ne anladığı üç yüz yıldır ortadadır.

    *Herkes konuştu.Ahçı,manav,bakkal,marangoz,mühendis,avukat,
    sütçü,tüpçü herkes.Sadece holdingler,zengin kulüpleri,artı emek sömürgenleri ağzını açmadı.Bir kez daha kanıtladılar."Onların vatanı yeryüzü,Milleti uluslararası bankalardır" söylemini.

    işte bunlar,ne vakit kendi çıkarlarına ve saltanatlarına dokunulsun,o zaman çıkıp ekranlara "çözüm" için kıçlarını yırtarlar...

    Alıntıdır
    2 ... anambunelan
  9. 9.
    Sevgili okurlar; geçen hafta “artık barış oldu” diye çok sevindik. O hâlde boş tartışmaları ve anlamsız laf sokuşturmalarını bir kenara bırakıp “barışın keyfini” çıkarmamız gerekiyor. Ama nafile, en çok ses “barış geldi” diyenlerden çıkıyor yine.

    Ben inanıyorum

    Şimdi her şeyi bir kenara bırakıp terör örgütü lideri Öcalan’ın “Silahların susma, siyasetin konuşma sırası geldi” sözlerine bakalım. Demek ki PKK artık terör eylemi yapmayacak, kimseyi öldürmeyecek. Peki daha ne istiyoruz ki, terör bitti işte.

    Şaka yapmıyorum

    Bugünün 1 Nisan olduğunu düşünenler “şaka mı bu?” diyebilir, hayır şaka falan yapmıyorum. PKK lideri “çekilin” diyorsa, PKK’lı teröristler “geldikleri yoldan” çıkıyorsa, artık analar ağlamayacak demektir ki, buna sevinmemek mümkün değil.

    Yeni durum

    Bu durumda, demek ki PKK artık terör eylemine kalkışmayacaktır. Çünkü kalkışacak olursa bu kez çok şiddetli cevap alacağını biliyor olmalı. Peki gerçek bu mu? Gerçekten PKK hiçbir taviz almadan, silahları bırakmaya mı karar verdi?

    Karşılığı yok!

    Terör örgütünün bu yeni tavrını “acaba ne taviz aldılar?” diye irdeleyenler var elbette, ki başta ben de bunu merak ettim, ama bir süre sormayacağım. Çünkü hükümet “hiçbir taviz verilmediğini” söylüyor. Verilmemişse verilmemiş demektir, öyle değil mi?

    Yandaşların tutumu

    inandık inanmasına da; iktidar ve yandaşları “barış olduğuna” inandırmak istiyor herkesi ama en çok soruyu da onlar soruyor ve sürecin çıkmaza gireceği endişesi taşıdıkları gerçeğini de yok sayamıyorlar. Madem taviz verilmedi bu telaş niye öyleyse?

    Gerçek olan şu

    Aslında gerçek olan şu; PKK henüz bilmediğimiz bazı sözler alarak şimdilik silah bırakıyor, adam öldürmekten vazgeçiyor. Ancak bundan dönüp dönmeyeceğini zamanla verilen sözlerin tutulup tutulmamasıyla anlaşılacak. Verilen sözleri de o zaman öğreneceğiz.

    Vesayet dönemi

    Bu iktidar ve yandaşları ısrarla, AKP iktidarına kadar ülkede askeri vesayetin hâkim olduğunu, demokrasi, hukuk ve özgürlüklerin ancak bu iktidarla başladığını ileri sürüyorlar. Askeri perişan ederek de askeri vesayeti kaldırdıklarını söylüyorlar gururla.

    Yeni vesayet

    Tamam, askeri vesayet kaldırıldıysa kaldırılda da, önümüzdeki dönemin de “PKK vesayeti” altında geçmesi büyük olasılıktır. Farkında olarak veya olmayarak, ancak PKK’nın arzuları doğrultusunda hareket edersek terörden tamamen kurtulacağımız anlaşılıyor.

    Beğenmezlerse

    Terör örgütü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile bir dizi pazarlık yaptıktan sonra çekilse de çekilmese de çok güçlü bir konuma geldi. Bundan sonra artık PKK’nın kılıcı Türkiye’nin üzerindedir, beğenmediği bir şey olursa bu kılıcı sallayacaktır büyük bir iştahla.

    Alıştırma süreci

    Türkiye’nin Kürt sorununu çözme adı altında terörle pazarlık yapması ve terör örgütüne bir tür özgürlük sağlaması için hayli uzun bir “alıştırma süreci” geçirdik. Sonunda halk, “PKK artık adam öldürmeyecek” diye mutlu. Şimdi sıra yeni “alıştırma sürecine” geldi.

    iktidarın çabası

    işte bu nedenle iktidar ve yandaşları ısrarla “barış sürecinin başladığını” haykırarak “karşılığında hiçbir şey verilmedi ama Türkiye’nin de demokratikleşmesi gerek” diyor. Demokratikleşmenin ise Öcalan’a özgürlük ve Kürtlere özel statü olduğu kamuoyundan gizleniyor.

    Suç da saklanıyor

    Bakanların “PKK’nın çekilmesi için yasaya gerek yok” açıklamaları, Adalet Bakanı’nın “Hangi savcı dava açacakmış şaşarım” sözleri gizlemenin açık örnekleridir. Bu uğurda devletin baştan aşağı suç içinde olmasına bile göz yumuluyor. inanılır gibi değil.

    Muhalefeti sindirmek

    Bu amaçla muhalefet de ağır baskı ve tehdit altında tutuluyor. Özellikle CHP “ırkçı, kafatasçı, darbeci” suçlamalarına karşı etkin bir siyaset geliştiremediği için giderek pasifleşiyor ve Türkiye üzerine oynanan oyunların hayata geçmesine yeşil ışık yakıyor.

    Anayasa olmazsa

    Geldiğimiz durumun hukuki olarak çözümü ise yeni! anayasada görülüyor. Başbakan “eyalet” sisteminden söz ederken, vatandaşlık tanımı, ana dilde eğitim, federal yapı, Atatürk ilkeleri, laiklik gibi konuların bu yeni anayasada belirleneceği açıkça söyleniyor.

    Yandı gülüm...

    Deyin ki, iktidar arzuladığı biçimde anayasayı yapamadı; yaptı da referandumla geçiremedi, bu durumda terör örgütüne gerçekten bir taviz verilip verilmediğini anlayacağız. Yeni(!) anayasa olmazsa PKK terör örgütü “artık günah benden gitti” diyecektir.

    Daha da güçlü

    Şurası unutulmasın ki, terör örgütü düne oranla şimdi çok daha güçlüdür. Artık meşrulaştıkları için “TC’yi dize getirdik” şımarıklığı ile arkalarına alacakları uluslararası desteğin tadını çıkarabilecek ve eskisinden çok daha etkin biçimde saldırmayı göze alabileceklerdir.

    Hepinize iyi haftalar dilerim.

    can ataklı
    3 -1 ... anambunelan
  10. 10.
    Türkiye'de gerçekten iyi şeylerin olması için bir başlangıç niteliği taşımaktadır.
    -3 ... dusuncsizdusunceli