bugün

Lise yıllarımda edebiyat hocamın tavsiyesi ile yazıyordum hatta kitabımı basmıştı sonra valiliğe falan çağırılmıştım. Şimdi bırak yazmayı, yazmayı düşünmüyorum bile. Duygusuzlaştım çünkü. Sanat kariyerim sonlanmıştır.
Hayatımda ciddi anlamda en güzel yazılarımı yazdığım zamanlar manevi açıdan en çok acı çektiğim günlerimdi. Mutsuzken birşeyler oluyor bana nedense. Tabi kişiye göre değişir bu etkileşim.
Üzücüdür. Şiir yazmak, anlamak herkesin harcı değildir. Bir de bunları becerebilen insan sayısının azalması daha da üzücüdür.
zaten adorno’ya göre auschwitz’ten sonra şiir yazılamayacağı için o kadar da üzülecek bir durum değildir.
yazılanları okurken kendimi türkçe soru bankası çözer gibi hissettim.. öyle her önüne gelen şiir yazamaz, geçmişteki basmakalıp şiirlerden esinlenerek şiir yazmak şiir yazmaya benzemez.... yukarıdaki altı çizili cümlede anlatılmak istenen hangisidir?...
Son 2 senedir 'sap ve huzurlu' takıldığımdan mütevellit duygu karmaşası yaşamıyor olmak.
kendim karalıyordum öylesine, hiç bir edebi değeri olmasa bile faydalı bir işti benim için. vazgeçtim şiirden, edebiyattan, aşktan.
Duygularından geriye sadece kıskanclik kalinca oluyor çoğunlukla.
Uykusuzluk gözlerine mil mi çekti
Yoksa bir vefasızla mı dertleşti sabaha kadar?

Sorusunu sorabilecek kadar mahzun göz göremediğimizden...