• Uzun süre sonra aşık oldum galiba. Ama aramızda uzun mesafeler var ve benim ekonomim belli. Her gün telefonda konuşurken birbirimize iyi geldiğimizi söylüyoruz.
    Ama bu maliyeti ben başıma karşılayamam. Ailemin parasını bir umut için ayırmalı mıyım buna hakkım var mı hiç bilmiyorum. Yakından bulamazmıydım bulurdum çok kız var etrafımda adım bekleyen ama o farklı işte.
    Öyle bir uçurum kenarındayım ki kalırsam mutlu olucam belki ama istediğim zaman öpemicem mesela dokunamıcam telefonda sevdiğini söyleyerek nasıl ilerlerim bilmiyorum.
    Ya da o uçurumdan atlıcam aşkım daha da büyümeden köprüleri atıcam. Son 10 günüm o kadar güzel gidiyor ki.
    Dün gece anladı bişi olduğunu mesela söyleyemedim...
    4 0 ...
  • vikingler

    86.
  • bundan bir süre önce bazı Viking mezarlarında ‘’Allah’’ ve ‘’Ali’’ yazılı birçok kumaş bulunmuştu. isveçli bilim insanları yaptıkları araştırmalarla bu işi biraz kurcalamışlar.

    Uppsala Üniversitesinden arkeologlara göre durum şu: Vikingler islam dünyasıyla (daha çok Endülüs Müslümanlarıyla) yoğun bir ticari alışveriş içerisindeydi. Ve tarih bize şunu öğretmiştir ki ticari ilişkiler her zaman kültürel değerlerin değiş tokuşuna neden olur.

    Gel zaman git zaman Vikingler Müslümanlarla olan ticaretlerinden dolayı islam’la kaynaştılar ve bu etkileşim sonucu bazı Vikingler Müslüman oldu. Sizi bilmem ama bu durum benim aklıma direk ‘’Vikings’’ dizisini getirdi. Tabi bir de Floki’nin o unutulmaz sahnesini. ------> https://youtu.be/dbyV15TikVM

    Peki Vikingler neden islam’la bu kadar ilgilendi? Bu sorunun cevabı ahiret inancında saklı. Vikingler kafalarını sonsuz yaşama takmışlardı (Valhalla inancını hatırlayın). Bu sebeple islamın sonsuz ahiret ve cennet inancı onlara cazip gelmiş olabilir.
    2 0 ...
  • yomg ir

    1.
  • (bkz: Azzon) un 2018 senesinde bandrollü olarak yayımlamayı planladığı 12'si Türkçe, 12'si de Özbekçe'den oluşan, toplamda 24 parçalık albümünün kesinleşen bir kaç şarkısından biridir.

    Ki şöyle:
    https://clyp.it/5es3cjks

    Not: Adamımsın atabaka. Ve paylaşım geçicidir.
    1 0 ...
  • ‘’Hepimiz gogol’un paltosundan çıktık.’’ diyen, Beyaz geceler isimli kitabında, bu beyanı açık açık edebileştiren yazardır.
    2 0 ...
  • çok çok çok nadir olan adamdır. ama ülkemizin çakma enteli böyledir işte. klasik müzik eğitimi almadan klasik müziği tam anlayabileceğini zanneder. sanat akımlarını ve doğasını, ayrıntılarını bilmeden baktığı resmi çözebileceğini zanneder. ancak sanat o kadar basit değildir. işin içinde olmayan kişi kolay kolay anlayamaz, anladığını sanabilir ancak. herkesin anlayabildiğine "popüler" olan denir. "pop müzik" gibi. onu da sanat çevreleri sanattan saymaz.

    şimdi burada amacım kimseyi gömmek değil. ama gerek bu sözlükte, gerek başka mecralarda sanattan anlamadığı, işin içinde olmadığı halde ahkam kesen insanlar var. maalesef "sanat", onların sandığı gibi götten sallama ilham değildir. yani nadiren onların sandığı gibi olabilir, ama işin bir planı ve ön hazırlığı vardır. işin bir matematiği vardır diyeyim daha anlaşılır bir şekilde.

    yani senin bakıp da bir bok anlamadığın, ama "kültürlü" gözükmek için anlıyormuş gibi yaptığın o resimlerin olayını anlaman için, senin de o işin mutfağında bulunmuş olman lazım. bu klasik müzik için de böyle. hatta bazı filmler için de böyle.

    ama anlamayıp anlıyormuş gibi yapan çok "kültürlü" şahsiyetler yüzünden, aslında bir bok olmayan insanlar da yüceltiliyor. yani bir sergide adamın biri içtiği kola kutusunu eliyle ezip bir yere bırakıyor. ondan sonra gelen insanlar onu da serginin bir parçası sanıp fotoğraflıyorlar. işte anlıyormuş gibi yapınca bu oluyor. (bilinen güzel bir örnek olduğu için bunu verdim)

    dediğim gibi burada amacım sanat eğitimi almayanları gömmek değil. burada amacım bu işin içinde olmayanların çok biliyormuş gibi konuşmasına ve gerçekten bilenlere ahkam kesmesine laf etmek.

    bu bir "gömme entrysidir" ve bir ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır. yazar kişisi bu entryyi çeşitli yerlerde bakınız vererek kullanacak, tekrar tekrar durumu açıklamak zorunda kalmayacaktır böylelikle. çünkü anladığım kadarıyla burada da böyle entel arkadaş çok...
    2 1 ...
  • öğrenir fakat iki dilin birbirinden farkları vardır.
    okunuş bakımından almanca daha kolay bir dil. okunuş kurallarını bildikten sonra nasıl okunacağı konusunda tereddüt etmezsin. ingilizce bu açıdan daha zordur.
    gramer açısından da şöyle tarif edeyim; ingilizce'de istisnalar kaideyi bozmazken, almanca'da kaideler istisnaları bozmaz.* grameri o derece istisna doludur.
    4 1 ...
  • kesinkes doğru olan ifadedir. sanatın toplumu eğitmek gibi aptalca bir amacı asla olamaz.

    bu amacı taşıyan sanatçı değil tornacıdır olsa olsa.

    birbirlerini eşit sanan insan yığınları salt sanatın değerini asla kavrayamaz.

    sanatın değerini ancak ubermenschler anlayabilir.

    ve sanatın vermek istediği biricik mesajı olmaz zeka sahibi insanların zihnini aralayan bir ışıktır o.

    sadece zeka sahibinin kendine öznel olarak zihninde oluşturduğu bir anlamı vardır. her zeka sahibinde farklı olan türden.
    6 1 ...
  • "Sözcüklerle anlatılamayacak bu durum dört ay sürdü. Eh, dört ay, yazması kolay: Altı üstü birkaç harf! Söylemesi de kolay: dört ay, iki hece! Çeyrek saniye içinde dudaklar böyle bir sesi çabucak uyduruvermiş: dört ay! Ama boşlukta, zamansızlıkta geçen bir dört ayın ne kadar sürdüğünü hiç kimse ne bir başkasına, ne de kendine anlatamaz, ölçemez, gözünde canlandıramaz; insanın çevresindeki bu hep aynı hiçliğin, bu hep aynı masa, yatak, leğen ve duvar kâğıdının ve hep aynı suskunluğun, insana bakmadan yemeğini içeri iten hep aynı gardiyanın, insanı çıldırtana kadar boşlukta dönüp duran hep aynı düşüncelerin insanı nasıl yiyip bitirdiğini ve yıktığını kimse kimseye anlatamaz."

    satranç.
    8 1 ...
  • Üşümüştür, ne yapsındır.
    Pehlivanlık yapıp, şal istemeyip, hasta mı olsundur?
    Hayat bu kadar acımasızken, bir tas çorba bile millete dert oluyorken, samimiyet bitmiş, insanlık kuş olup uçmuşken, en iyisini yapıyordur.
    Bakma sen bu çok bilmişlere, şala sarın, üşütme e' mi!
    13 1 ...
  • Geçen soğuk bir pazar günü Üsküdar'a doğru yürürken, geçtiğim sokak aralarından öyle güzel kokular geliyordu ki.. Üstelik tıka basa yemiştim fakat kabaran iştahım değildi.. Evlerde huzuru temsil ediyor bana göre ve de aileyi.. Seviniyorum o zaman.. Sofra demek yemek demek değildir aslında, artan muhabbettir aynı zamanda..
    10 1 ...