• hiç ama hiç şaşırtıcı olmayan yükselmedir.

    ebleh yandaşların öncelikle şunu anlaması lazım: türkiye'nin bir yıl içinde 240 milyar dolar finanse etmesi gerekiyor. böyle bir para yok. merkez bankası'nın elindeki kullanılabilir döviz rezervi 30 milyar dolar seviyesinde.

    bu kaynak nasıl bulunacak? tabi ki yeniden borçlanarak. yani borç borçla çevrilecek; aynen yıllardır yapıldığı gibi...

    peki bu yıl neden borç bulmakta zorlanıyoruz? sebepler şunlar:

    1- her biri harvard'tan london school of economics'ten mezun portföy yöneticilerine gidip "yüksek faiz enflasyonun sonucu değil sebebidir" derseniz akıl sağlığınızın yerinde olmadığını veya cahilin cühelanın önde gideni olduğunuzu düşünürler. hele ki merkez bankasının işine karışmaya, yöneticilerini tehdit etmeye devam edeceğinizi söylerseniz ip hepten kopar. böyle birinin yönettiği bir ülkeye kim borç verir ki?

    2- bir ülkede habire seçim, olmadı referandum, baktın ki ekonomi batıyor erken seçim yapılıyorsa elbette o ülkeye güvenilmez.

    3- bir ülkenin insanları kutuplaştırılıyor, birbirinin gırtlağını sıkmaya hazırlanıyorsa elbette o ülkeye güvenilmez.

    4- merkez bankasının faiz oranı enflasyona ve ülke riskine göre düşük. adam neden parasını riske atsın ki? üstelik abd'de faizler arttırılıyor, paracıkları güvenli limanlara çekme imkanı doğuyorken?
    7 1 ...
  • Anlamadığım şey şu, okulda pratik namına hiç mi birşey öğrenmiyorlar? Adam ne gösterdiğin ipliği tanıyor, ne tezgah ın çalışma prensibinden haberi var, işletmeye indirdiğinde ne devereyi, ne aktarmayı tanıyor?
    20 senelik usta bunu parmağında çeviriyor. Sanayi de toz yutarak öğreneceğin işleri 4 senede amfide karı keserek öğrenemezsin. Sanayi serttir, taşa çarparsın. Staj alın bol bol. Yaz tatilleri girin fabrikaya çalışın. Yoksa sudan çıkmış balığa dönersiniz.
    2 0 ...
  • yandaş yalakalara yüzlerce binlerce dairelik siteler yaptırdıktan sonra kalan 3-5 metrekare yere bir salıncak, bir de 15 temmuz anıtı koyar oldu sana millet bahçesi.
    boşuna taşımadı havaalanını.

    koyunlara afiyet olsun.
    3 2 ...
  • satranç oynamaya başladım. bilgisayara karşı oynuyorum.
    ulan her hamlemde aha çok yanlış bi hareket yaptım diye öyle geriliyorum ki. bir de oyunu biraz tavla mantığıyla oynuyorum. bilgisayar benden fazla düşünüyor amk.
    seri oyna bro falan diyorum.
    şu ana kadar hep yenildim zaten.

    biraz moralim bozuldu bu duruma. çünkü sabırsızlığım, düşünmeden yaptığım hareketler hayatım boyunca kaybetmeme sebep olmuştu.

    düşünüyorum da hayat satranç ve ben de tam bir loser'ım.
    5 0 ...
  • Bazıları anne karnından doğarken bile kötüdür. Vicdanını anne rahminde unutanlar...

    Şu insanların hikayelerini duydukça hayatta yaşanmaya değer bir şey yokmuş gibi geliyor. Hayatı sorguluyor insan. Şu an yaptığım gibi. Bu saatte mükemmel beyin yanmaları yaşıyorum evet.
    8 0 ...
  • Adam elindeki fotoğrafa göre başlık açıyor.

    Bu Azmini tebrik ediyorum lakin üzülerek söylemeliyim ki fotoğraftaki kadın alessandra ambrosio ve kuru g*tün teki.
    4 0 ...
  • sg aq bıktım lan senden.çomarmısın troll müsün belli değil ama oksijen israfı olduğun kesin.sana oksijen veren yaprağı zikeyim.
    8 1 ...
  • sakindir,kavga etmeyi sevmez daha doğrusu tenezzül etmez çoğu zaman eğer sizinle ciddi ciddi kavga ediyorsa sizi gerçekten umursadığının kanıtıdır.
    çok belli etme taraftarı olmasalarda hassas ve duygusaldırlar, unutmazlar ciddi anlamda unutmazlar kendilerine yapılan iyiliğide kötülüğüde.
    meraklıdır, insanlar hakkında birşeyler öğrenmeye bayılırlar ama bunu dedikodu malzemesi olarak kullanmazlar.
    güvenilirdirler.
    eleştiri kabul etme huyları asla yoktur şöyle ki; hiç eleştiriye gelemiyorsun dediğinizde bile alakası yok diyip onu bile kabul etmezler.
    hep kendileri haklıdırlar hatalarını kolay kolay kabul etmezler.
    tersleri çok pistir ama siz iyi gittiğiniz sürece asla size kötü gelmezler.
    son olarak çok fazla hatta gereksiz bir sekilde düzenlidirler.
    ve evet çok inatçıdırlar baskıya gelemezler kolay söz dinlemezler ama hassas noktalarını bulup güzellikle gittiğiniz sürece her dediğinizide yapabilirler.
    5 0 ...
  • benim sesimi taşlarca dinliyorsun
    taşsın hemen dinlediklerini unutuyorsun
    ilkbahar sağanağısın ve pencerenin uykusunu
    dürtü darbeleriyle kaçırıyorsun

    okşayışın yeşil dalı olan elimi
    ölü yapraklarla seviştiriyorsun

    şaraptan daha sapkınsın ve gözü
    yalazlara oturtuyor döndürüyorsun

    ey kanımın bataklığının altın balığı
    hoş olsun sarhoşluğun beni içiyorsun

    sen gün batımının mor derelerisin ve gündüzü
    göğsüne bastırıyor söndürüyorsun

    gölgelerde, oturdu senin furuğ'un ve uçuklaştı
    gölgelerle onu neden karaya bürüyorsun?

    (bkz: gazel)
    11 0 ...
  • sarılmak

    750.
  • başlığı canlandıran yazara çok teşekkür ederim. sonunda içimi kıpır kıpır eden, kavgadan gürültüden uzak naif bir başlık buldum. yaşasın! *

    öncelikle sarılmak bir ''sevgi'' belirtisidir. fakat burda kimle sarıldığımız çok önemli.

    günlük hayatta yeni tanıştığımız bir insanla vakit geçirip, daha sonra ayrılırken ince bir davranış olsun diye sarılmakla, ailenizden yani canınızdan bir parçanıza sarılmanız bir değil.

    ben buna sevgi skalası diyorum. bazen zoraki, sevmediğimiz birine sarılabiliyoruz. ama o sevmediğimiz insana bile sarılırken ten tene değiyor ya içim bir tuhaf oluyor. sapıklık yapmıyorum yaa. *

    yani sevmediğimiz insana sarılırken bile o skalada sevgi artışı olabiliyor.

    ''free hugs'' adı verilen sosyal deneyler var. orda bile gözü kapalı insanın karşısında kim olduğunu dahi bilmeden, tanımadığı birine sarılırken verdiği tepkiler sizce de muazzam değil mi?

    sadece 2 dakikalığına gözünüzü kapatın. esintiyi hissedin. derin nefes alın.. kafanızın içinde ne varsa boşaltın. ve daha sonra size en yakın kişi kimse gidin ona sarılın ve şunu söyleyin;

    sarılmak sen ne güzel şeymişsin. ''yaşadığımı hissettiren duygular bütünü.'' parmaklarımdan akan sevgi selleri..

    hem de bu sevmenin, kalpten hissedebilmenin ''somutsal hali..''

    tabi ki her duygu ve düşünce durumunda olduğu gibi bu da ''içten'' gelmeli.. yapmacık olmamalı.

    bu durumu özetleyen çok güzel özdemir asaf sözüde var;

    sarılmak
    17 4 ...