• tartışmasız ups boobss amk. o kadar net. normalde hemcinslerimi korur kollarım ve abaza erkeklere tahammül edemem ama bunun üstüne yemin ederim yok.
    8 1 ...
  • almanya başbakanı ekselansları şansolye angela merkel'in daveti ile libya'daki iç savaşa bir çözüm bulunması amacı ile düzenlenecek konferanstır.

    konferansa libya'nın meşru hükümeti olan ulusal mutabakat hükümeti ve libya'da demokratik seçimleri reddedip kontrolü askeri güç ile sağlamaya çalışan terörist hafter tarafları bir araya gelecek.

    konferansa katılacak ülkeler şöyle;

    almanya,
    türkiye,
    abd,
    rusya,
    fransa,
    italya,
    çin,
    bae,
    kongo cumhuriyeti,
    mısır,
    cezayir

    ayrıca bu ülkelerin dışında konferansa şu kuruluşların temsilcileri katılıyor;

    birleşmiş milletler,
    avrupa birliği,
    afrika birliği,
    arap birliği

    https://tr.euronews.com/2...r-katiliyor-masada-ne-var

    konferans libya'daki süreç için ve libya'da destek verdiğimiz meşru hükümet için çok önemli.
    bu konferansta türkiye ve tezlerine karşı hafter'in savunabileceği, hafter yanlılarının savunabileceği tek şey yok.
    bu konferans sonunda hafter'in nasıl bir terörist olduğunu, illegal olduğunu dünyaya ispat ederek, libya'ya yapacağımız askeri müdahaleyi meşru hale getireceğiz.

    konferansa davet edilmeyen yunanistan'ın da en büyük korkusu bu ve sürekli tehditler ve provokasyonlarla libya sürecini sulandırmaya ve barış çabalarını karartmaya çalışmakta.

    yunanistan'ın asıl derdi türkiye ve libya arasındaki denizyetki alanı antlaşması.
    bu antlaşma yunanistan'ın doğu akdeniz'de iddia ettiği haklarını elinden almış durumda, yunanistan'ın asıl meselesi bu zaten.
    fakat konferansın hamisi olan şansolye merkel, konferansın konusunun bu antlaşma olmadığının üzerini çizerek yunanistan'a gereken cevabı verdi...

    libya'da ne oluyor, ne bitiyor, bizim amacımız ne, hafter kim, libya'da kimlerin ne hesapları var, bizim duruşumuz ne olmalı, bunlarla ilgili sürekli yazıyoruz.

    libya olayları ile ilgili bilgi için lütfen okuyunuz;
    (bkz: libya türkleri/#42667033)
    (bkz: halife hafter/#42668711)
    (bkz: ikinci trablusgarp savaşı/#42553141)
    (bkz: libya nın türkiye den askeri yardım istemesi/#42559996)
    (bkz: libya nın türkiye den askeri yardım istemesi/#42599477)
    (bkz: 2 ocak 2020 libya tezkeresinin tbmm de kabulü/#42650893)
    (bkz: hafter çok güçlü ya ne işimiz var libya da/#42669918)
    (bkz: hafter ne istiyor/#42709447)
    (bkz: balyoz mağduru tümamiral cihat yaycı/#42490335)
    (bkz: yunanistan ın münhasır ekonomik bölge haritası/#42691860)
    (bkz: doğu akdeniz gaz forumu/#42723404)
    (bkz: libya da hafter i destekleyenlerin tezi nedir/#42723690)
    (bkz: libya da ne işimiz var/#42725605)
    6 0 ...
  • karakeçili aşireti

    Kadınlar başta olmak üzere Karakeçili aşiretinin 1932'de yapılan Birinci Dil Kurultayı'na Atatürk tarafından davet edildiğini biliyor muydunuz?

    Bozokların Kayı boyundan olan ve "Ulu Yörük" olarak bilinen Karakeçililerin dil kurultayına çağrılmasının nedeni, unutulan Türkçe sözcükleri saptamak ve kullanıma almaktı.

    Kadınlarımız Cumhuriyet'in direği olmuştu artık ...
    6 1 ...
  • atatürk ile aynı fotoğraf karesinde yer alan kız

    Remziye Tatlı, Atatürk'le aynı karedeki genç kız ...

    Mustafa Kemal Atatürk 1937 yılında geldiği Adana'da, Kız Enstitüsü'nü de ziyaret etti, tarih dersi işlenen bir sınıfta ders dinledi...
    işte o sınıfta çekilen fotoğraflardan birinde yer alan 14 yaşındaki genç kız bugün 94 yaşındaki Remziye Tatlı... Tatlı için o gün, yaşamının tek unutulmazı.
    Mustafa Kemal Atatürk Adana 'yı tam 8 kez ziyaret etti.
    Bu ziyaretlerden sadece 19 kasım 1937 yılındakinin bir tanığı var...
    Adana Kız Enstitüsü'nün ikinci sınıfında okuyan Remziye Tatlı.

    "ATATÜRK ADANA'YA GELDi DEDiLER, DERSiMiZ TARiHTi.
    2 DERS ÜST ÜSTE TARiH DERSiMiZ VARDI, DERSi iPTAL ETTiK, PENCERELERE ÜŞÜŞTÜK.
    ATATÜRK, ATATÜRK CADDESi'NDEN GEÇECEK DEDiLER, BiZiMDE OKUL ATATÜRK CADDESiNiN ÜZERiNDE, HEPiMiZ PENCERELERE DOLDUK, ATATÜRK'Ü BEKLEDiK.
    SAAT ŞÖYLE 9.30, 10'A DOĞRU ATATÜRK GELDi, GELiYOR DEDiLER VE ATATÜRK PARKINA KADAR GELDi, ORADAN DA BiR ANONS YAPTı MÜDÜRE HANıM, '' ÇOCUKLAR, ATATÜRK OKULUMUZU ZiYARET EDECEK'' DEDi VE BiZDE BiR HEYECAN, BiR TELAŞ ARKADAŞLARIMIN ÇOĞU HEYECANDAN AĞLADı"

    Kalabalık bir grupla okula giren ve koridordan ilerleyen Atatürk 'ün söylediği ilk cümle hala kulaklarındadır Remziye Tatlı'nın...

    "BiZ AYAĞA KALKTIK VE BiZE ŞÖYLE BiR CÜMLE SÖYLEDi, HiÇ UNUTMUYORUM O CÜMLEYi, ŞÖYLE ELiNi iŞARET EDEREK ''OTURUN GELECEĞiN KÜLTÜRLÜ ANNELERi'' DiYE HiTAP ETTi.
    BU CÜMLEYi HiÇ UNUTMUYORUM.
    SINIFTA 30 KıZ VARDıK, HEPiMiZ AYAĞA KALKıNCA ATATÜRK iÇERi GiRDi, NUR YÜZLÜ, ORTA BOYLU, GAYET GÜZEL GiYiNMiŞ, PırıL Pırıl BiR ERKEK YÜRÜDÜ, YÜRÜDÜ GELDi, YANıMDA DURDU VE BU FOTOĞRAF O ZAMAN ÇEKiLDi.
    10 DAKiKA KADAR SınıFTA KALDı "

    Dersleri tarihtir ve o gün derste işlenen konuyu da hiç unutmaz Remziye Tatlı.

    "ARKADAŞıMıZ DA TARiH ANLATıYORDU, HATTA O ZAMAN KARLUKLAR, TÜRKEŞLER DiYE BiR KONU VARDı ONU DA UNUTMADIM, ONU ANLATıYORDU.
    2 SORU DA ATATÜRK SORDU, O SORULARı DA BiLDi, ONDAN SONRA ATATÜRK ŞÖYLE BiR SELAM VERDi, GiTTi.
    O GÜNÜ HiÇ UNUTAMIYORUM. "

    Bu fotoğrafın çekildiğinden habersizdir o zamanlar. Bundan yaklaşık 13 yıl önce haberi olur ve yaşamına bambaşka bir anlam katar.

    "BiR ARKADAŞıM BALCALı HASTANESiNDE BUNU ASılı GÖRMÜŞ VE GELDi BANA HABER VERDi REMZiYE DEDi SENiN FOTOĞRAFıN BALCALıDA ASılı BENiM HiÇ HABERiM YOKTU. SONRA GiTTiM TAMAM BENiM FOTOĞRAF DEDiM. HABERiM YOKTU ÇEKiLDiĞiNDEN, BERABER ÇEKiLDiĞiMiZDEN.
    BUNU GÖRÜNCE ADANA'DA NE KADAR FOTOĞRAFÇı VARSA HÜCUM ETTi EViME, HEP FOTOĞRAF ÇEKTiLER, O ZAMANDAN BERi DE GELiP GELiP GiDERLER. BENi ÇOK MUTLU EDiYOR, BENi iNANıR Mısınız AYAKTA TUTAN BU FOTOĞRAF.
    canım sıkıldımı BU FOTOĞRAFA BAKıYORUM, HUZUR DUYUYORUM, KENDiME GELiYORUM.
    YANi BANA CAN VERiYOR BU FOTOĞRAF. HASTALANDığıMDAN BERi EViMiN iÇi HEP ATATÜRK'LE DOLU. Dışarı BALKONUM ATATÜRKLE DOLU HER TARAFıM BAKıN BURADA ATATÜRK HER TARAFTA ATATÜRK VAR. ONU GÖRDÜKÇE CANLANıYORUM. HASTALığımı UNUTUYORUM.
    O KADAR SEVGiM VAR ATATÜRK'E KARŞı.
    ALLAH'TAN HERHALDE BU DA".
    8 0 ...
  • tuzla jeep fabrikası

    Tuzla Jeep Fabrikasını biliyor musunuz?

    Tamamen yerli jeep üreten fabrikamızdı.
    2006 yılında ''Gerek yok" denilerek kapatıldı...

    Fabrika aslında 1954 yılında “Türk Willys Overland” adı ile kuruldu.
    O zamanlarda ABD’den parça getirtilerek sivil/askeri cipler üretiliyordu...
    ilk başlarda yerli üretimi sadece %2 idi. 1960'ların sonunda ise yerli üretimi %60 lara kadar çıktı.

    1986 yılında fabrika, TSK ya devredildi ve "T-Model” isimli proje ile yerli üretim cipler üzerinde çalışılmaya başlandı.
    1988 yılında YTÜ , projeye ortak oldu ve %100 yerli askeri jeep üretimine başlandı
    1990 yılında %100 yerli GT ve GTD Model olarak askerî jip üretimine başlandı. Araçlara ait marka tescili, 1995’te Türk Patent Enstitüsü tarafından ‘Tuzla 1013’ adı ve ‘T’ logosuyla yapıldı. Ayrıca, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü’nden araç tip onay belgeleri alınarak, ihracat için gerekli şartlar elde edildi.

    Ve fabrikada 1990’dan 2006 yılına kadar her türlü ihtiyaca yönelik binlerce cip üretildi. 15 farklı türde arazi aracı üretilebiliyordu

    Peki sonra ne oldu?

    2006 yılında ''Artık ihtiyaç yok'' denilerek fabrika kapatıldı...
    11 0 ...
  • son derece yanlış bir davranıştır...
    abdestsiz evrak dahi imzalamayan abdülhamid han nasıl alkollü araç kullanır?

    kullanmış işte...aha yazıyorum...

    dolmabahçe sarayı'nın hemen yanında saray koleksiyonları müzesi adında bir müze var.

    bu müzede ikinci abdülhamid'e ait bir araba sergileniyor.
    abdülhamid in alkollü araç kullanması

    evvelce topkapı sarayı'nda sergilenmekte olan bu araba, şu an saray koleksiyonları müzesi'nde sergilenmekte.

    "kancalı fayton" adı verilen bu arabanın tasarımı abdülhamid'e aittir. (yerli ve milli yani pininfarina değil)

    2 at tarafından çekilen ve abdülhamid'in bizzat kullandığı bu faytonun en önemli özelliği atlar kontrolden çıkarsa kullanıcının yanında bulunan bir manivela yardımıyla atların arabadan ayrılmasını sağlayan düzenektir.
    bu yüzden bu arabaya kancalı fayton denilmiştir.

    işte abdülhamid'in faytona bu düzeneği, bu tasarımı yapmasına sebep olan şehzadeliği döneminde yaşadığı bir araba kazasıdır...

    bu kazayı aktaran abdülhamid döneminde hariciye nazırlığı yapan tevfik paşa'dır, ona da bizzat abdülhamid anlatmıştır.

    abdülhamid alkollü araç kullanıyor;

    sene 1859...abdülhamid'in şehzadeliği dönemi.
    padişah abdülmecid saltanata aday genç oğullarına "toplansınlar, istişare etsinler" diye haber yollatır.
    bunun üzerine şehzadeler mehmet reşad, abdülhamid ve murat(5. murat), şehzade murat'ın maslak'taki köşkünde toplanırlar.

    köşkte kilercibaşının hazırladığı mezler son derece iştah açıcıydı, en nefis rakılar sofraya getirilmişti...

    tabi şehzadeler bu mükellef sofrada yiyip içmeye başladılar.
    üç kardeş ard arda kadehleri yuvarlıyor, mezelerin tadına bakıyordu.

    içki meclisi geç vakte kadar sürmüş, şehzade abdülhamid efendi epey sarhoş olmuştu.
    dönüş zamanı geldiğinde, içkinin de verdiği cesaretle şehzade abdülhamid yanına arabacısını almamış, arabaya tek başına binmiş ve dizginleri eline almıştı.

    arabayla beşiktaş'ta seyrederken atlar bir anda kontrolden çıkmış, çılgına dönmüştü. çevreden yardıma gelenler de atları sakinleştirememiş ve araba devrilmişti.

    devrilen arabadan düşen abdülhamid yaralanmıştı.
    baygın haldeydi.
    bu halde saraya getirilen abdülhamid bir haftada ancak iyileşebilmişti.

    bu araba kazası şehzade abdülhamid'i epey korkutmuştu, iyileştikten sonra da bir daha ağzına içki koymayacağına yemin edip içkiyi bırakmış güya.
    lakin padişahlığı döneminde abdülhamid'in rom içtiğini ertuğrul osman osmanoğlu anlatır...

    demek ki o araba kazasının korkusuyla böyle bir karar almış şehzade o zaman...

    işte bu kazadan kurtulan ve iyileşen abdülhamid, bir daha böyle bir kazaya karışmamak için padişahlığı döneminde "kancalı fayton" denilen bu arabayı tasarlamış, tasarladığı bu planları viyana'da özel arabalar yapan tanınmış bir firmaya göndererek sipariş etmişti.
    viyana'daki fabrika padişahın siparişini hemen yapıp istanbul'a göndermişti. (tıpkı togg gibi)
    fayton tam da abdülhamid'in istediği gibiydi.
    arabaya koşulu atları bir tehlike anında bir manivelayla koşum kancasından boşaltıveriyordu...

    araba defalarca denendi, alınan sonuçlar olumluydu.
    abdülhamid uzun yıllar bu arabayı diğerlerine tercih etti.

    ama bir daha alkollü araç kullandı mı o kadarını bilemem.

    #tarih

    kamu spotu: bugün cumartesi. alkollü araç kullanmayın, kullandırmayın. alkol alıp direksiyon başına geçtiğinizde aklınıza cennetmekan abdülhamid han'ı getirin ve hemen bir taksi tutun.
    11 5 ...
  • Bazı zamanlar doktorların kaşıdığı mevzu. Yeminli ama dilini tutmaya değil. Bunların Hipokrat'ı dile ne yapsın?

    Geçen gün Balıkesir'de bir özel hastanede cart curt saçmalayan bir kadına uyan doktor : 'Çizgiyi geç bak ben seni n'apıyorum' dedi.

    O an karşısında yiğitliğe bok sürdürmeyen bir herif olsaydı : Geçiyorum ulan, n'aaparsın!?' diyecekti.

    Uzaylı da olsa o da bir insan tabii.

    Şahsen ben Medical Park'da bir doktora vurucam kırbacı, kinim var.
    6 1 ...
  • cevabı çok basit olan soru.

    libya'da şu işimiz var;
    libya da ne işimiz var

    bu harita ne alaka?
    bu harita (bkz: yunanistan ın münhasır ekonomik bölge haritası)'dır.

    yunanistan, mısır, israil vb ülkelerin kurduğu (bkz: doğu akdeniz gaz forumu)'nun türkiye'ye biçtiği plandır.
    buna göre türkiye'ye doğu akdeniz'de bırakılacak küçük bir alan var.

    oysa türkiye'nin doğu akdeniz planı şudur;
    libya da ne işimiz var
    libya da ne işimiz var

    işte libya'da işimiz bu.
    dünyanın en güçlü ordularından birine sahibiz, bunun adı vatan savunmasıdır.
    doğu akdeniz'i yunan'a, mısır'a bırakacak olan kim varsa, bırakmayı düşünen kim varsa vatan hainidir.

    vatanın bir karış toprağı düşmana terk edilemeyeceği gibi, ülkemizin denizlerdeki hakları da en az vatan toprağı kadar kutsaldır. terk edilemez.

    bugün ülkemizin bir karış toprağı için binlerce şehit veriyorsak, doğu akdeniz'deki çıkarlarımız için, mavi vatan için gerekirse yine binlerce şehit veririz...

    libya'da işimiz bu.
    yoksa sarrac'ın kara kaşı kara gözü için, libya'nın çölleri için, hafter iti için falan orada değiliz. önce bunu idrak edin...
    8 1 ...
  • hayırlı imparatorluklar...

    şimdi sizlere abdülhamid'in torunu türkistan imparatoru(de facto) abdülkerim efendi'den bahsedeceğim...

    abdülkerim efendi 2. abdülhamid'in en büyük oğlu şehzade selim efendi'nin oğludur...
    şehzade mehmet selim efendi abdülhamid'in sevmediği çocuğuydu...
    abdülhamid in türkistan imparatoru torunu

    selim efendi'nin babası tarafından neden sevilmediğine bazı tarihçiler abdülhamid'in oğlunun fikirlerini beğenmediğini ve kendisine rakip gördüğünü sebep gösterirler.

    fekat, abdülhamid han'ın oğlunu sevmemesinin, hatta ondan nefret duymasının sebebi başkadır.
    bir kadın meselesi vardır baba ile oğulun arasında...

    2. abdülhamid bir cariyeye gönül verir.
    fakat o cariyenin gönlü şehzade selim efendidedir. abdülhamid ne yaptı ne ettiyse cariye ona karşılık vermemiş, ve abdülhamid bu güzel cariyeyi oğlu selim efendi'ye kaptırmıştır. işte abdülhamid'in oğlu şehzade selim'i sevmemesinin sebebi budur.

    neyse, magazini bırakalım. dönelim türkistan imparatoruna...
    osmanlı hanedanı türkiye'yi terk edince, şehzade selim de ailesi ile birlikte lübnan'a gider ve beyrut'un sayfiyesi olan cunye'ye yerleşir.

    şehzade selim'in oğlu abdülkerim efendi 18 yaşında iken, cunye'de bir hristiyan kıza aşık olur. fakat babası selim efendi bu ilişkiyi onaylamaz.
    abdülkerim efendi de babasına posta koyar ve aşık olduğu kızı alıp birlikte şam'a yerleşirler.

    bak hep baba oğul çatışması.
    selim efendi babası ile çatışmış, oğlu abdülkerim efendi de ona diklenmiş...

    neyse, abdülkerim efendi ve hristiyan eşi(daha sonra müslüman olmuş nimet ismini almıştır) bir süre şam'da yaşadıktan sonra amerika'ya yerleşirler.
    abdülhamid in türkistan imparatoru torunu

    abdülkerim efendi'nin iki oğlu olur, harun ve dündar. her ikisi de abd vatandaşıdır. (yerli ve milli)

    abdülkerim efendi'nin amerika yılları devam eder, fakat abdülkerim efendi eski şaşaalı günlerini özlemektedir.
    kendisi bir prenstir ve prenslere layık bir hayat geçirmek arzusundadır.
    bu durumda iken birden bire bir fırsat zuhur eder.

    japonya hızla artan nüfusuna ileride bir hayat sahası olarak orta asya'yı seçmiş, 1. dünya savaşı'nın galip devletleri arasında olmanın verdiği rahatlıktan faydalanmak istemekteydi.
    bunun için de doğu türkistan'da japon nüfuzu altında bir devlet kurmak istiyordu.

    aynı şekilde bolşevik devrim ile sarsılan rusya'da japonlarla aynı emelleri gütmekteydi.
    sovyetler de çarlık dönemi politikasına sadık kalarak doğu türkistan'ı çin'den ayırıp burada kendine bağlı bir devlet kurma niyetindeydi.

    her iki devlet de, doğu türkistan'ın başına kendi adamları olacak bir türk prensini geçirmeyi düşünüyorlardı. ve tesadüfe bakın ki hem sovyetler birliği, hem japonya kuracakları doğu türkistan devleti'nin başına geçmesi için abdülkerim efendi'ye teklif götürdüler...

    abdülkerim efendi kendisine teklif edilen "türkistan imparatorluğu" tacı için rusya'nın teklifini kabul etmedi, zira rusya osmanlı'nın düşmanıydı, ataları ile savaşmış, osmanlı'nın zayıflamasına hatta çökmesine sebep olmuştu.
    fakat abdülkerim efendi japonya'nın teklifini kabul etti.
    detayları konuşmak üzre japonya'ya gitti. burada her türlü konuda mutabık kalındı ve hindistan üzerinden doğu türkistan'a hareket etti.
    burada japonya'nın para ve techizat desteği ile doğu türkistan'ın istiklali için bir ordu toplamaya başladı.
    abdülhamid in türkistan imparatoru torunu

    fakat henüz hazırlıklarını tamamlayamadan çin ordusu'nun taarruzuna uğradı. topladığı kuvvetler dağıldı, silah ve mühimmatları, karargahı çin ordusu'nun eline geçti.

    abdülkerim efendi türkistan imparatoru olarak geldiği doğu türkistan'dan canını zor kurtardı.
    hayata küstü.
    japonya'ya dönmek yerine yeniden amerika'ya gitti.

    abdülkerim efendi'nin bundan sonraki yılları müthiş bir maddi sıkıntı ve imkansızlıklarla geçti.

    hayatı yenememişti.

    içinde bulunduğu durumu kabullenemiyordu.
    1935 yılında new york'ta kaldığı fakat uzun zamandır kirasını ödeyemediği bristol oteli'nde intihar ederek hayatına son verdi.
    abdülhamid in türkistan imparatoru torunu

    abdülkerim efendi intihar ettiğinde henüz 29 yaşındaydı...

    abdülkerim efendi'nin mezarı bugün new york'taki queens mezarlığındadır...
    abdülhamid in türkistan imparatoru torunu

    ----------------------------------------------
    şimdi bir küçük not düşelim.

    yukarıda da bahsettiğim üzere abdülkerim efendi'nin iki oğlu var.
    büyük oğlu dündar efendi şam'da yaşıyordu en son.
    (bkz: osmanlı hanedan reisi nin esed in elinde olması)
    akibeti nedir bilmiyorum...

    abdülkerim efendi'nin küçük oğlu harun efendi ise istanbul'da yaşıyor.

    bu harun efendi'nin oğulları orhan osmanoğlu ve abdülhamid kayıhan osmanoğlu.
    orhan osmanoğlu'nun bir kızı var, o da nilhan osmanoğlu...

    kendilerini osmanlı'nın varisi olarak görenler işte bu 3 isim.
    orhan osmanoğlu, abdülhamid kayıhan osmanoğlu ve nilhan osmanoğlu.
    ama 3'ünün de osmanlı hanedanlığı ile, osmanlı ile, türkiye coğrafyası ile bir alakaları yok.

    bugün nasıl prens harry britanya kraliyet haklarından vazgeçtiyse, bunların büyük dedesi abdülkerim efendi de osmanlı hanedanlığını kendi isteği ile terk etmiştir...

    ayrıca abdülkerim efendi, harun ve dündar'ın hristiyan dönmesi annelerinden 1931 senesinde boşanmıştır ve harun ve dündar anneleri ile birlikte suriye'ye dönmüşlerdir.

    #tarih

    edit: bu arada vikipedi'ye baktım da abdülkerim efendi'nin torunu abdülhamid kayıhan osmanoğlu, dedelerini çin gizli servisi'nin öldürdüğünden bahsetmiş. bildiğin intihar etmiş adam, bu da dedesini yüceltme peşinde yazık.
    8 0 ...
  • Burada muhalif kadınlara “laik” diyerek etmediği hakaret kalmayan, şirinlik yapayım derken daha çok itici olan sözlük değişiği.
    Millete hakaret et, sana hakaret edilince de çemkir. Bak sen şu işe.. hakaret edersen hakarete uğrarsın.. ayrıca, Atatürk düşmanısın, bana göre de kansız bi vatan hainisin. Umarım yakın zamanda yine defolup gidersin!

    Edit: bu geri zekalı kendini fasulyeden nimet sanıyor galiba. Olm eğer şizofren isen siktir git tımarhanede yat. Feleğin sillesini sen yemişsin ki sağa sola sataşıp duruyorsun işte. Madem sikinde değiliz niye cevap veriyorsun o zaman? Bak senin gibiler ilgiyi burada arar bulamayınca da böyle çemkirir işte. Beyni olmadan yaşayanlar grubuna girdin, tebrikler.
    Hadi, yalakalık yapmaya devam et sen ilgi budalası.
    6 3 ...