• anın görüntüsü
    Tem Avrupa konutları çıkışında çevre yolu bağlantısında Billboard da reklam.
    anın görüntüsü
    anın görüntüsü

    Ve ülke olarak ne durumda olduğumuzu anlamamıza neden olan son görsel.
    anın görüntüsü
    Oysa bir tane karakol bir tane cami yapıp 7 tane okul yapsaydınız keşke, binlerce km asfalt dediğiniz; hani var ya eş doğalgaz döşe kapat asfalt yapımı sonrası 1 ay sonra bir daha eş kanalizasyon yapımı kapat asfalt yapımı sonra bir daha eş elektrik kapat asfalt yapımı sonra telefon vs eş kapat asfalt yapımı sonra bir daha eş rögar kapağı bakımı değişimi sonra bir daha asfalt vs yerine bir kere eşerek her şeyi yapıp bizi bir yıl gerekirse buna katlanıp bir daha eşmeseniz de o paralar okula gidemeyen milyonları bulan öğretim yaşında ki çocuklar için harcasanız.
    2 0 ...
  • a haber

    1392.
  • Gerçekten bu insanları ekrana çıkarmakta ki amaçları nedir?
    Yurt dışından biri Türkiye ne insanları nasıl diye bu yayını izlese her halde ya gülmekten sandalye den düşer ya da utancından bu ülkeye turist olarak bile gelmez.
    Gerçekten bunu muhalif bir söylem gibi görmeyin, basın yayın ekranlarda insan profili ile ülkenin kalite ve kapasitesini temsil gösterir ki bunu anlamak için iletişim okumak gerekmez.

    https://twitter.com/Hasan.../1044548946788577281?s=19

    Zaten yerel veya ulusal kanalda bu gibi absürt durumlar varken

    https://twitter.com/mkiri.../1044033348551806978?s=19

    Bir de habercilik adı altında sorumluluk isteyen bir kanalda ağzı olanı konuşturup yayınlamayı ben anlayamıyorum.
    Bu durum akp ye ülke insanına hakaret etmek aşağılamak olur, dışardan biri bakarak olumsuz söylemleri yaparsa haksız mı olur?
    Bir tane aklı başında adam mı bulamadınız da bunları yayınlıyorsunuz.
    Bu yayını muhalif bir kanal yapsa akp seçmenini aşağılıyor diye savcılar dava açar, bu ne kepazelik ya?
    Sorumluluk ve savunduğunuz değerlere biraz saygısız olsun ve böyle cahil insanları ekranlara vermeyin.
    2 1 ...
  • Evet, ahmak olmak (bu embesillere göre) bu düşünce sahibi olan insanlar ile aynı seviyede olmamanın göstergesi olarak gurur verici bir durumdur.
    80 veya 90 bu zamanlarda bir konsere gittiğinizde enstrüman, mikrofon Bilgisaray desteğinde değildi. Sahnede olan solist grup eşek mi bülbül mü hemen alıyordunuz.
    Baterist veya bas gitar elektro gitar kullanan ya da solist size müziğin en yalın halini duyguların gerçek şeklini performansı ile veriyordu.
    Çoğu konser de şahsen solist den çok bateristi izlerim.
    Hele ki vokalistler, o zamanların vokalistleri şimdi ki starlardan 5 gömlek daha üstündür.
    Açın bakın bir Pink Floyd konserini, tüm ses ışık koreografi grubun sahne performansının önüne geçemedi.
    Hele ki, 1 tane bile biletli seyircisi olmayan ama 1 tane bile biletsiz seyirci tarafından izlenemeyen konseri (pompeii) olan Pink Floyd'un canlı performansını bugün anca bilgisayar tarafından yakalayan sanatçılara bakıp saçmalamaya biraz utanır insan.
    https://youtu.be/Nw1643T0RD0
    0 0 ...
  • Gezgin olmak isterdim.
    Yerlesik hayati terkedip gocebe olmak.

    Sehirler gezmek...

    Hep gitmek, hep yer degistirmek, ait olmadan, sonu ucsuz bucaksiz sekilde ilerlemek. Hayati sahiplenerek degil cesurca yasamak.

    O zaman yasamis sayardim kendimi. Ev yok, araba yok, is yok, kariyer telasi yok, kredi karti desen hic yok, akraba yok seni baglayan hicbir sey yok. Iste gercek ozgurluk.

    Hayat korkarak yasanmaz, yasadigimiz hayatlar ayagimiza gecirdigimiz prangadan farksiz. Bu Kisitli sartlar altinda hedefledigimiz son durak evlenip coluk cocuga karismak oyle mi.

    Ve bir de mutlu olmaya calisacagiz. Surekli mucadele edecegiz. Koskoca evrende 60 yillik omrumu turkiyenin her yerini gezmeden olecegim, o kadar dogmusum etmisim belkide cehenneme gidecegim, su dunyanin hakkini veremeden olecegim.

    Bu dunyayi layigiyla yasayamadan hakkini veremeden olecegim.

    Ayagimi maldivlerin o muhtesem turkuaz berrak denizine sokmadan olecegim.

    Ne kadar sinirli bir hayat. Aliyle veliyle ayseyle fatmayla ugrasmaya devam.
    0 0 ...
  • müşteri: anahtarı kaça çekiyorsunuz?
    ben: 6 lira ablacım.
    müşteri: (bağırarak) Daha 10 gün önce 5 liraydı hemen nasıl 6 lira oldu!
    ben: dolar yüzünden abla fiyatlar günlük değişiyor.
    müşteri:ne doları dolarla ne alakası var suya da zam geldi onuda mı dışarıdan alıyoruz.(der ve çekip gider)

    o suyu getiren arabanın petrol kullandığını, plastik şişelerin döviz ile alındığını, piyasanın birden pahalandığını ve aynı piyasayı o firmadaki işçilerinde kullandığını düşünmeyen insandır. Tek bilgi kaynağı televizyon olan dar düşünceli ablamız hain gibi bakarak ayrıldı bugün dükkandan. ulan sıçarken bile dolar harcıyorsun ardını sildiğin tuvalet kağıdı düğmesine bastığın sifon bile yerli değilken neyin tatavası bu.
    2 1 ...
  • Marjinal olmak, değişmek demektir. Farklılık ve bunun getirdiği aykırılık olayını en ideal bir şekilde rezil ve rüsva olmadan ilerletmek ve sürdürmek manasını taşır. Dolayısı ile, kişi bu marjinallik olayından zevk alır ve bu yaşam biçimini benimseyip, daim ettirir ise, çevresinde olan insanlar da bu insanı benimser.

    Aslında yaşam biçiminin bu olduğunu anlatmaya çalışması, olayı değiştirir. Marjinalite, kişinin yeni keşfettiği ve zevk aldığı bir biçimi, kendi kültürüne göre uyarayıp çokta fazla zorlamadan, standart çizgisinde giden insanların fikir ve görüşlerini pek fazla önemsemeden ve kimseyi kırmadan dilediğini elinden geldiğince yapabilen ve yapan insandır. Hak verilir, haklıdır. Tabularını yıkmıştır. Kimse, kolu komşu ne der psikolojisi ile yaşamak zorunda değildir.

    Sırf farklı görünmek adına bu olayı yanlış anlayan kişiler, utanmakla mükelleftir. Onlar için büyük bir yanılgı vardır.

    Edit: evet sırf sabahları pijama ile ekmek alıp, cafeye pijamayla oturduğum için yazdım bunları.

    Edit2: bunu söylemesem olmaz;

    Bir gün şirket içi arkadaşlar ile iş çıkışı bir restorana oturduk. Neyse yemeğimizi yedik. Yemek sonrası, Yoğurt sipariş ettim. Masada şirketten stajyerler ve türlü bölümden yöneticiler vardı. Herkes tuhaf bir şekilde bana baktı. Cebimden polen çıkarttım çünki. Yoğurtla bir güzel karıştırıp, millet çayını içerken, bir güzel yedim.

    Bir bakışlar sormayın, sanki canlı danayı, kıç tarafından yemeye başlamışım gibi.

    Dedim ki bakmayın öyle, beni böyle sevin sevecekseniz. Polen olsa, cepten çıkartacak halimiz yoktu elbet. Her yerde bulunmuyor melet.

    Ne yapayım?
    5 0 ...
  • Genelde, onu kestiğimi düşünüpte kendini bulunmaz hint kumaşı sanmasın diye yaptığımdır.
    Pilot değilim kimsenin bir tarafını kaldırmam.
    4 0 ...
  • 1954 ile 1989 yılları arasında tam 35 sene paraguay'da diktatörlük yapan, tekrar tekrar seçilebilmek için ülkenin anayasasını defalarca değiştiren, bütün devlet kurumlarına ve mahkemelere yandaşlarını dolduran, muhaliflerin sesini kesmek için hepsini vatan haini ilan eden, hapislere atan piç kurusudur.

    şu kişi;
    paraguay da 35 sene diktatörlük yapan piç kurusu

    çok ilginç, çok tanıdık geliyor değil mi? sanki içimizden biri gibi...

    yavşak herif kendini bir de başkomutan ve mareşal ilan etmiş.
    neyse ki vurmuşlar götüne tekmeyi, sürgünde sürüne sürüne gebermiş.

    gerek siması, gerek huyları çok tanıdık gelen bu kişiyi merak edenler için;
    (bkz: alfredo stroessner)

    Edit: paraguaylı diktatör sever çomarlar eksilemiş.
    Lan olm burası demokratik bir ülke. Biz diktatör sevmeyiz. Hadi yallah latin amerikaya.
    22 13 ...
  • asrın liderimizin bm genel kurulunda birebir temas kurduğu, resmi görüşme yaptığı liderlerdir.

    1-)yunanistan başbakanı çipras;
    rte nin bm genel kurulunda görüştüğü liderler

    2-)mozambik devlet başkanı nyusi;
    rte nin bm genel kurulunda görüştüğü liderler

    3-)slovenya cumhurbaşkanı pahor;
    rte nin bm genel kurulunda görüştüğü liderler

    evet bunların hepsi dünyaya yön veren ülkeler.

    ingiliz başbakanı, fransız cumhurbaşkanı, abd başkanı falan görüşme talep etti ama reisin programı dolu olduğu için randevu vermedik.

    dünya 5'ten büyüktür taam mı?
    9 2 ...
  • Tam bir kabustu. Facia! da denilebilir.

    Benim için , ilk gördüğümde beynimde şimşekler çakmasına ve “Bam ! işte bu kişi” dememe sebebiyet veren bir iç sesi dinlememle başladı her şey.
    2 ay süren uzaktan flörtöz bakışlar sonrasında yavaş yavaş tanışmaya başladığım insanla her şey ilerlemişti. Muhabbet, sohbet, iyi ortak alanlar.
    Şaka şaka. Ortak alanı ben bulup, o alanlar hakkında bilgi toplayıp, çok uzun bir zamandır sanki o şeye ilgi duyuyormuşcasına anlatıyordum. ( tatlı tatlı yapıyordum bunu *kıps ).

    Bir insanın gözünde mükemmel olmaya çalışmak aslında en büyük hataydı zaten. Ben kendimi erkenden salıverdiğim için belki de. (kaçan kovalanır taktiğini uygulamadım) hep samimi davrandım. Her neyse her şey iyi güzel, onun için ideal kız arkadaş konumundayım. Güzel bir mekanda akşam yemeği sonrasında, akşam, bir ara yakınlaşma türü bir şeyler oldu. Meraklanmayın. Masum bir öpücük sadece..

    işte bu, benim ilk öpücüğüm. Bunu ona söyledim. Belki küçük, ama benim için büyüktü dedim. Çünkü bu kız ilklere önem veriyor aslında, ne olursa olsun. Yıldızlara bakıp omzunda ağlamakta bir diğer ilkti mesela..

    Duygusallığa gerek yok, anlatım akışını yeterince bozdum. Bundan 3 gün sonra bunun sevgilisi olduğunu öğrendim. Ve bir BAM! Daha. Şimşekler sadece heyecandan çakmıyor arkadaşlar. O gün üzüntü ve hissedilen kullanılmışlık hissinin tarifi olamazdı belki de. Zamanla kabullenip üzerimdeki saflığı atmaya yemin etmiştim zaten. Böyle işte
    7 2 ...