anne

2212.
  • allah şifa versin dostum insallah en kısa zamanda iyi haberlerini alırsın gönülden dua edicem annen icin.
    4 0 ...
  • körfez

    14.
  • genel olarak artık garipsemeyi bıraktığımız berbat ilişkilerimizi anlatan film. bağıra bağıra yapmıyor bunu, böylece garipsemeyi bırakmış olmamız biraz daha rahatsız ediyor bizi. ve huzurun adresini işaret parmağıyla gösteriyor ama biz filmdeki gibi bir felakete yakalanmadan o adrese yol alır mıyız bilmem.

    --spoiler--
    selim her uzaklara daldığında gözlerim nemlendi. bir buçuk saat boyunca uzaklara dalan selim mi, başrol oyuncusunun kendisi mi kestiremedim. yeteneğine sağlık.
    --spoiler--
    1 0 ...
  • Aşk veya sevginin değil saygının tükenmesi.

    Etrafımda sevgili/evli olan çiftleri bazen gözlemlerim. Birbirlerine olan tutumlarını, davranışlarını, toplum içerisinde birbirleri ile olan iletişimlerini bu ufak gibi görünen detaylar kocaman bir buzdağı hakkında az çok fikir sahibi yapıyor beni.

    Günümüz ilişkileri ile bundan 62 sene önce evlenen Dedem ve anneannem arasındaki ilişkiyi mukayese ediyorum, ölçüyorum, tartıyorum.

    85 yaşındaki Dedem anneanneme bebeciğim diyerek bakıyor, ağzına besliyor. Sivrisinek ısırsa tansiyonu çıkıyor, kıyamıyor. Bu bayram dedeme neden bu kadar sevdiğini sordum;
    “O bana bu yaşıma kadar baktı, Benimle tarlada çalıştı. Eve getirdiğime bir kere bile karşı çıkmadı, isyan etmedi. Elimizde olanlar ile yetindi, bana beş evlat yetiştirdi, benim bir şeyimi eksik etmedi. Üç ay çalışmaya gittim bir kilo toz şeker ile yetindi, allah bize daha da çok verdi..” diye konuştu.

    Çivi gibi çakıldı bu sözler beynimde. Sonra günümüz ilişkilerine bir baktım, insanlar evinin mobilyası, düğünde takılan altınlar, çeyiz ya da telefon için tartışıyor, kavga ediyor ve eşi olan/olacak kişiye ağza alınmayacak sözler ediyor. Kaynanası ile bir şey yokken kavga eden onca insan varken anneannem dedemin annesine uzun süre bakmış, bir kere de ses etmemiş.
    O zamandan bu zamana ne değişti de biz bu kadar değer bilmeyen, kıymet bilmeyen, hep bana hep bana diyen insanlar olduk?
    Dedem hastaneden çıktı, eve ilk geldi ağladı anneannem elini öpünce. Bu insanların torunlarıyken ne ara aynı anda on kişi ile flörtleşip kalbimizi kirleten insanlar olduk?

    Farkındalık burada devreye giriyor işte, toplum olarak nereden geldiğimizin ve nereye gittiğimizin farkında değiliz.

    Kalbimizi kirletirken bunları okuyunca böyle ilişkiler istiyoruz, peki kendimize bakıp eksiklerimizi görüyor muyuz?
    Birçoğumuz hayır.

    Bu yüzden karşımızdaki insanın farkında olalım, değer ve Kıymet bilip saygı duyalım.
    Yozlaşmadan sevgimizi bitirmeden göçelim şu üç günlük dünyadan.
    4 0 ...
  • tespitten önceki cümledir. peki ülkemde afganın pakistanlının hindistanlının ne işi var bariz belli adamlar kaçak yoldan Türkiyeye giriş yapmış hem de elini kolunu sallaya sallaya dolaşabilecek cesarete sahipler, haklılar belki sınır sınır değil yol geçen hanı oldu.
    1 0 ...
  • Türk pasaportunun ne kadar ucuz olduğunu gözler önüne koyan olay.
    30 bin Arap Bedevisi keyfiyen vatandaş yapılıyor. Çivisi çıktı bu ülkenin.

    Düşünün lan, Bunlar da sizin gibi Türk vatandaşı... sizden hiçbir farkı yok, yasal olarak en az sizin kadar Türkler...

    Türklüğümden hiçbir zaman utanmayacağım ama artık bu devletin vatandaşı olmak içimi burkuyor. Yarın imkanım olursa ilk fırsatta Alman pasaportu alır, dönüp vatandaşlığımın yüzüne bile bakmam.
    5 3 ...
  • hiç şüphe yok ki hiçbir şeyin olmadığı kadar eksiktir. malumunuz zamanımız yeraltı edebiyatı ve romantizm denen ancak özgün olanı neredeyse bulunmayan edebiyatlar zamanı. hakan gündayların, emrah serbeslerin yani yığınla kopya ve aslında lağım yazarları olarak adlandırılabilecek kimselerin; elif şafakların, moyeslerin, ahmet batmanların yani müsvedde yazarlarının ve daha nice edebiyatçıdan sayılması olanaksız insanların kitaplarının yok sattığı bir zamanda ahmet hamdi tanpınar'ın unutulması veya sadece lafta kalması şaşırılacak bir şey değil. tabii bunun yanında edebi şeyler okurken dünya klasiklerine gösterilen haklı ilginin yanında o kitapların çoğunun içerdiğinden daha fazla estetiği, felsefeyi, tahlil ve tasviri içeren ahmet hamdi tanpınar'ın sadece "huzur ve beş şehir'in yazarı olan bir türk edebiyatçı" olarak kalması ciddi anlamda bir utanç. çünkü her ne kadar dostoyevski, gogol, hugo okunması lazım gelen ve okunmaya değen insanlar olsa da edebiyat okumalarında bir "sadece"liğe sahip değiller. Kaldı ki ahmet hamdi tanpınar eğer kendisi tanınarak, iyice bilinerek okunursa bulundurduğu felsefi, edebi ve sanatsal içerik ile çok da uzağımızda olmayan bir ustadır.

    ahmet hamdi tanpınar belki çok fazla çevrilmeyen bir yazar. bunun nedeni pekala görülebilir: tanpınar, eserlerinde her zaman dili bir şeyi ifade etme aracının ötesinden bir konuymuşçasına kullanılır. onun dili hemen hemen hiçbir yazarın erişemeyeceği düzeyde estetiktir. Yazılarına, şiirlerine dikkat edin; basit bir ifadeyi dahi çoklarının mühim bir konuyu anlatmakta başaramayacağı bir estetikle sunar. ve bunu yaparken kullandığı dil, yani dilimiz onun eserlerinde bir bağlam gibi yalnız kendi içinde dansa izin verir. işte tam da bu yüzden herhangi bir dile çevrilmesi çok zordur, ayrıca çevrilse dahi aynı sanat tadı ve ifade gücü edinilemez. her yazar için geçerli olup olmadığı tartışılacak bir konu olsa da yazarların çoğu düşünceyi ifade ederken ahmet hamdi kadar sanatı kullanmaz. BU yüzden onların ifadeleri somut bir çeviriye açıktır.

    sözün özü ahmet hamdi tanpınarsız edebiyat okumaları her zaman eksik kalacaktır. Çünkü edebiyatı gerek yaşayan gerek aktaran ve gerekse öğretip yaşatan bir yazardır.

    keza şiirleri de düşüncenin ifadesinde bir ufuk teşkil eder.
    8 0 ...
  • Çok mutluydum sözlük. Bir zamanlar.

    Sonra gelip ağzıma burnuma çimento döktüler nefes alamaz oldum. Perdeleri kapattılar güneş göremez oldum. Uyuyamayınca uyanamaz oldum.
    Ama tabi evet Hayat devam ediyor. Sana devam ediyor ona bir şey demiyorum.

    Biraz da bana etse ya?
    13 2 ...
  • belirli bir hususta ve belirli bir çapta bilgi içeren entrydir. Sözlüğün kesinlikle ihtiyaç duymadığı ve hatta moderasyonu tarafından dahi istenmeyen entryleridir. Zira görmek zor değildir ki sözlük gerek formatı gerekse attığı adımlarla bilgi içeren bir platforma hiç dönüşmek istemedi. Ben dahil olmak üzere her yazar bir dönemler bu entryleri sözlük yazarlarına sunmak istedi. Bazılarımız bu hususta uzun zaman tüketti bazılarımız erkenden anlayıp bıraktı. fakat mesele şu:

    kabul ediyorum, sadece 4 yıllık bir yazar olarak daha eskilerden çok konuşamam bu hususta ama 4 yıldır burada olduğum sürede beni o günden bugüne dek tanıyan herkes son bir seneye kadar ne kadar yoğun ve ne kadar fazla sayıda başta felsefe olmak üzere, edebiyat, sanat ve bilim alanında entry girdiğimi bilir. hatta sadece bu tür şeyler yazdığımı da. kaldı ki interneti bırakın türkçe kaynaklarda dahi bulunmayan martin heidegger sözlüpü, jacques derrida sözlüğü gibi şeylere bile kalkıştım. sözlükte ilgi görmedi ama ta diğer sosyal medya hesaplarıma kadar dışarıdan okuyucu olanlardan teşekkür aldım.

    ne var ki bunun boşluğu dövmekten başka bir şey olmadığını sonraları fark ettim. Hep renkli bir kişiliktim ve bu renkli kişiliğimi bilginin arkasına koymak istedim. sonra ise bıraktım. şimdi bazı yazarlar -yeni veya henüz tanımamış- bu hususta (bilgi içerikli entry, bilgi verme hususunda) bana ne yaptığmı soruyor veya eleştiri yapıyor, 70 entrysi ile yapan da var. Fakat durum kendilerine sınır tayin ettikleri ufukların çok ötesinde malum.

    sözün özü:

    sıkıldım, yeter.
    10 2 ...
  • oradaki küçümsediğiniz milyonlar kimi hırsız diyerek yuhaladı? gerçekleri bilen milyonlarca kişi var. dışardan getirilen suriyeli çöplerle açığı kapatamayacaksınız.
    ayrıca evet. seçime sadece izmir girmiyor.
    izmir türkiye'nin 3 büyüğünden ilki.
    yarın ankara.
    ondan sonra istanbul.
    13 3 ...
  • Şüphesiz ki parmaklarını çıtlatmayı sevenler icin eziyet dolu anların başlamasına vesile olan durum. işin yoksa şimdi 10-15 dakika bekle ki çıtı sarj olsun. evet.
    25 3 ...