leto

12.
  • acıların kadını...
    apollo ve artemis'in annesi...

    leto, koios ile phoibe'nin kızıdır. ana ve babası güçlü gök titanlarıdır. dolayısıyla leto da bir titandır.
    tam bir iyilik meleği olan leto'nun çocukluğu ve gençliği çok mesut geçmiştir.
    ta ki zeus ile tanışana kadar.

    daha önce metis ve themis ile 2 evlilik yapıp boşanmış olan baş tanrı zeus, titan kızı leto'yu görünce hayvani bir içgüdü ile sahip olmak ister.
    zaten zeus hangi güzel kadını görse hepsine sahip olmak istermiş.
    bunun için de çok çeşitli hilelere başvururmuş.
    kimisine kuğu kılığına girip tecavüz eder, kimisine de satir kılığında görünüp sahip olurmuş.

    neyse, çapkın dul(!) zeus leto'yu da "sana belediye nikahı kıyacağım" diyerek kandırarak sahip olmuş ve hamile bırakmış.
    tabi zeus bu, hamiler bırakınca kadıncağızı kendi haline bırakıp başka aşklara yelken açmış hemen.
    ve hoop kendi öz bacısı hera ile aşka tutuşmuş.
    bir yanda hamile titan kızı leto, diğer yanda kendi öz bacısı güzeller güzeli tanrıça hera.

    hera da çok kurnaz bir orospu ama.
    zeus'un leto ile olan ilişkisinden haberdar. başlarda ilişkiyi kabullenmiş.
    "ya neticede o kadın da senin çocuğunu taşıyor, bizimle birlikte yaşar, yuvarlanır gideriz" diyerekten zeus'un kalbini kazanmış.
    ve bir punduna getirerek zeus'a belediye nikahı kıydırarak zeus'un resmi karısı olmuş.

    zeus'un hera ile evlenmesi ile adeta ortada kalan leto, karnındaki bebelerini düşünerek "aman babasız büyümesinler, elalem piç demesin" diyerek duruma razı olmuş.

    lakin günler geçip leto'nun karnı büyüdükçe hera orospusu ona düşmanlık yapmaya başlamış. "seni sürdüreceğim bu diyardan" diye tehditler etmiş.
    tabi hera'nın yancıları da hera'ya fena gaz vermişler.
    zira leto çocuk doğurursa o doğacak çocukların kudretli birer tanrı olacağı aşikarmış.
    (bkz: hera/#41122299)

    hera bunu istememiş tabi. onu olimpos'tan kovalamış. "yeryüzünün her köşesi sana yasak bundan sonra" diyerek peşine de python adlı dev yılanı takmış.

    bütün bunlar olurken zeus hiç ses çıkarmamış iyi mi?
    yazık, acıların kadını leto hamile haliyle oradan oraya hera orospusunun şerrinden kaçmış durmuş.

    tabi leto'nun hamileliği artık sona yaklaşmış, kadın iyice karnı burnunda doğurdu doğuracak.
    hera da hem leto'yu hem çocuklarını katletmek için peşinde.
    zeus ise hera'dan korkuyor, ama bir yandan da leto ve doğacak çocuklarına yardım etmek istiyor.
    poseidon'u devreye sokmuş zeus.
    poseidon biliyorsunuz zeus'un biraderi. zaten zeus tüm çapkınlık maceralarında biraderi poseidon'un yardımına başvuruyor bir şekilde.
    işte poseidon bunun üzerine leto'ya yardım ediyor ve leto'yu alıp yunanistan'ın doğusundaki küçük bir ada olan delos'a götürüyor.

    leto burada poseidon'un koruması altında tam 9 gün 9 gece sancı çekerek ikiz çocukları apollon ve artemis'i doğurur.

    delos adası günümüzde dünyadaki en muazzam apollon tapınaklarından birine sahiptir ve tapınakta poseidon'un dilinden şu şiir yazar;

    --spoiler--
    Selam sana, ey ulu Leto,
    Bu parlak çocukların anası, mutlu ana,
    sensin kral Apollon’u,
    okçu Artemis’i doğuran,
    kayalı Delos’ta doğurduydun oğlunu,
    vermiştin sırtını koca dağa, Kynthos’un
    sarp eteklerine,
    kızını Ortygie’de doğurduydun,
    inopos akıntılarının orada,
    bir Fenike ağacı dibinde.
    --spoiler--

    evet, leto böylece çocuklarını doğurur.
    apollon ve artemis dünyaya gelir. ama leto'nun acıları biter mi? bitmez...
    leto

    hera'nın öfkesi onları delos'ta rahat bırakmaz ve çocukların doğumundan kısa bir süre sonra leto, çocuklarını da alarak(poseidon'un da yardımlarıyla) anadolu'ya gelir.

    leto'nun hera'dan kaçış yolu şöyle;
    leto

    leto ve evlatları anadolu'ya ayak bastıktan sonra karşılaştığı kurtlar leto ve çocuklarına yol gösterir, xanthos nehri'ne kadar(eşen çayı) onlara eşlik eder ve korurlar.
    xanthos nehri'nin güney kesiminde deniz kıyısını kendilerine yurt yaparlar.
    yolda onlara eşlik eden kurtlara olan minnet duygusu için de yerleştikleri bölgeye yunanca "kurt" anlamına gelen "lykos" sözcüğünden türetilmiş olan lykia (bkz: likya) adını verirler.

    likya halkı leto'yu ve çocuklarını sahiplenir.
    onları korur, sevgi ve saygı gösterirler.

    leto ve çocuklarına istinaden letoon antik yerleşim alanını kurarlar.
    (bkz: letoon/#40340058)

    letoon kenti likya uygarlığının dini merkezi olur.
    burada likyalılar 3 tapınak inşa ederler.
    bu 3 tapınaktan en büyüğü leto'ya aittir ve bugün en sağlamı da odur. ortadaki tapınak artemis'e soldaki tapınak ise apollon'a aittir.
    leto

    letoon'daki leto tapınağının mimari bloklarının yüzde 80'i günümüze ulaşmıştır. bu yüzden dünyadaki en iyi korunmuş tapınaklar arasındadır.
    leto
    leto

    not: letoon antik kenti, komşusu xanthos ile birlikte unesco dünya mirası listesindedir.
    (bkz: xanthos/#40336367)
    7 0 ...
  • 18 mart 1924 tarihli kanundur.
    bu kanun ile köy yaşamı düzenlenmiş, köy yaşamı cumhuriyet rejimine entegre edilmiştir.

    kanunun tamamı şurada;
    https://www.qsl.net/ta2iz/KANUN/KOYK.htm

    şimdi bu kanunun 87. maddesine bakalım;
    madde 87: Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunmıyan gerek şahıslar, gerek
    şahıs hükmünde olan cemiyet ve şirketlerin (eşhası hususiye ve hükmiye) köylerde
    arazi ve emlak almaları memnudur.

    bu madde ile köy sınırları dahilinde yabancı şahıs ve şirketlerin mal edinmesi, faaliyette bulunması yasaklanmış.
    atatürk ün çıkardığı 442 sayılı köy kanunu

    (memnu burada yasak demek, aşkı memnu'dan hatırlayınız)

    fakat özal hükümeti 2 defa bu maddeyi değiştirmeye çalışmış, anayasa mahkemesi de bu iki değiştirme hamlesini iki defa iptal etmiş.

    nihayet akp iktidara gelmiş.
    akp iktidara gelir gelmez ilk iş olarak 1924 yılında atatürk tarafından çıkarılan köy kanununun 87. maddesini bir torba yasa paketi ile meclisten geçirmiş ve 87. maddeyi komple iptal etmiş...

    belge-1:
    atatürk ün çıkardığı 442 sayılı köy kanunu
    belge-2:
    atatürk ün çıkardığı 442 sayılı köy kanunu

    böylece yabancı şahıs ve şirketlerin köylerde ve köy arazilerinde mal edinmesi serbest kalmıştır.

    atatürk neden 87. maddeyi koymuştu?
    çünkü türk halkı cahildi, fakirdi, kandırılabilirdi.

    köylüler ellerindeki toprağı yabancılara satabilir, yabancılar köy arazilerinde maden arayabilir, çıkarabilirdi.
    işte atatürk köy kanununun 87. maddesi ile bunun önüne geçmişti ve 2003 yılına kadar da hiçbir hükümet bu maddeyi değiştirememiş, kaldıramamıştı.

    ta ki akp gelene kadar.

    ve bugün köy arazilerinde yabancı şirketler maden arıyor, maden sahaları işletiyor.
    cargill gibi kuruluşlar köy arazilerini yağmalıyor, yok ediyor...
    kanadalı şirket bu maddenin kaldırılmasına istinaden kaz dağlarında siyanür kullanarak altın elde ediyor.

    bilmem bir şeyleri anlatabiliyor muyum?
    18 1 ...
  • 17lik ego bulutu.
    (bkz: #42007974)

    bayılırım böyle kendini nimetten sananlara.
    yalnız doğru bildin, çok kıskancımdır. ama kulvarımdakileri kıskanırım; ün için çırpınan insanları, kendini kanıtlama arzusu yaşından büyük olanları değil.

    eksiler beni yıldıramaz diye fantastik bir entryn var küçüğüm. eğer öyleyse açık eksiyi kafana takmana gerek yok.

    umarım trollüğün kısa sürer.
    öpüyorum.
    14 1 ...
  • dövme

    738.
  • Küçük bir yıldız yaptırmak istiyorum kızımın adının anlamı olduğu için.

    Bileğinin iç kısmına olabilir.
    11 2 ...
  • dövme

    13.
  • Küçük bir yıldız yaptırmak istiyorum kızımın adının anlamı olduğu için.

    Bileğinin iç kısmına olabilir.
    11 2 ...
  • diyanet işleri başkanlığının yaptığı ender faydalı işlerden biri olan rapordur.
    her ne kadar eleştirsek de, diyanet işleri başkanlığı devletin resmi kurumudur ve cahil insanları din üzerinden kandırmak isteyen menzil ve benzeri tarikatlara karşı kısmen de olsa mücadele vermektedir.

    işte diyanet işleri başkanlığı hazırladığı rağorda, nakşibendi menzil tarikatının bazı gerçeklerini paylaşmış ve raporun sonunda menzilciler ile ilgili görüş belirtmiştir.

    diyanet'in hazırladığı rapora göre;
    ■menzil grubu sahih islamdan uzaktır.
    ■gavs denilen şahıs kendini seyyit olarak tanıtmaktadır, bunun doğruluğu yoktur.
    ■menzil grubu çok fazla taraftara sahip olduğu için bürokraside, kamuda etkinliğini arttırmaktadır bu da ileride sıkıntılara sebep olabilir.

    diyanet işleri başkanlığının menzil raporunu aşağıya bırakıyorum. ileride lazım olacak.
    diyanet in hazırladığı menzil tarikatı raporu
    diyanet in hazırladığı menzil tarikatı raporu
    diyanet in hazırladığı menzil tarikatı raporu
    diyanet in hazırladığı menzil tarikatı raporu

    edit: bizi bekleyen en büyük tehlike, menzil tarikatı ve menzilciler hakkında daha kapsamlı bilgi için menzil külliyatını inceleyiniz.
    (bkz: menzil tarikatı/#40040646)
    17 5 ...
  • Bugün bütün ak Parti'nin kamera karşısında olmayı seven adamları çıkıp belediye başkanlarının teröre destek verdiğini anlatıp duruyor.
    Maddi manevi destek.

    Seçilen belediye başkanlarının teröre verdikleri maddi manevi destek, su kayyum atamalarının teröre verdiği destek kadar terör örgütünün işine yaramaz.

    Sen o bölgenin insanına kendisini yönetecek adamı seçme hakkı bile vermezsen, tutup yüzde 60-65 ile seçtiği adamı görevden alıp kayyum atarsan yerine hani geride kalan yüzde 40 var ya, işte onları da teröre kaptırırsın.

    En başta adamı terörist der sicil kaydı temiz değil der seçime sokmazsin. Ama sectirtip sonra görevden alıp kendi memurunu atamak o bölgenin halkını yok saymaktır.

    Bugün istanbul'a kayyum atanma söylentisi ekşi sözlükte dolandiginda bile pembe gotlu araştırma görevlisi eksiciler bile ya 40 milyon kişiyi alacak hapis yapsinlar ya da 40 milyon kurşun diyor.

    Van'daki adamın ne düşündüğünü zannediyorsunuz?
    8 1 ...
  • 17 yıl...
    dile kolay, tam 17 yıldır ülkemizi tek başına yönetiyor akp.

    akp, yani adalet(!) ve kalkınma(!) partisi'nin iktidara gelişinin 17 senesi doluyor 3 ay sonra.
    bu 17 koca senede neler gördük neler...

    •adam kayırma, torpil, iltimas gördük.

    •yandaş müteahhitleri gördük.

    •fabrikaların satıldığını, maden sahalarının peşkeş çekildiğini gördük.

    •ormanların katledildiğini, plajların, sahillerin yağmalandığını gördük.

    •teröristlerin davul zurna ile karşılandığını, terör örgütü ile müzakereler, açılımlar yapıldığını gördük.

    •akil adamları gördük, megri megri gördük.

    •barzani ile gurur duyan soysuzlar gördük.

    •şehit babasının mahkemeye verildiğini gördük. şehit ailelerine saygısızlık yapıldığını gördük.

    •şehitlere kelle, apo'ya sayın denildiğini gördük.

    •rus uçağının düşürülmesini, sonra da rusya'ya ne istediyse verilmesini gördük.

    •yunanların bize ait adaları birer birer işgal ettiğini gördük.

    •eyyy amerika denildiğini sonra da papazın bırakıldığını gördük.

    •askerlerimizin başına çuval geçirildiğini gördük.

    •cesur amerikan askerleri için dua edildiğini gördük.

    •terör saldırıları gördük, bitmiş halde olan terörün artmasını endişe ile izledik.

    •şehit cenazeleri gördük. içimiz yandı.

    •andımızın kaldırıldığını, türklüğün ayaklar altına alındığını gördük.

    •türk olmanın suç olduğunu gördük.

    •esed'in kardeşimiz olduğunu, sonra da düşmanımız olduğunu gördük.

    •sonra suriyelileri gördük. tam 5 milyon suriyeli'nin ülkemize girerek ülkemizin içine edişini gördük.

    •şerefli türk subaylarının kumpaslarla cezaevlerine girdiğini gördük.

    •o subayları cezaevine atan şerefsiz savcıya zırhlı mercedes verildiğini gördük.

    •saray gördük, saraylar gördük, örtülü ödenekten harcanan milyarlar gördük.

    •israf gördük bol bol.

    •gemicikler gördük, okçular vakfını gördük.

    •darbe gördük, darbe...iki dinci grubun güç savaşını ve bu savaşta ölen 256 kişiyi gördük.

    •esir alınan, boğazına kement geçirilen genelkurmay başkanı gördük.

    •ayakkabı kutuları gördük.

    •bankamatik memurlarını gördük.

    •yandaş medya gördük, en şerefsizinden.

    •pelikancıları gördük.

    •istifa ettirilen belediye başkanları, başbakanlar gördük.

    •bakan yapılan damat gördük.

    •stepnelik yapan devlet bahçeliyi gördük.

    •tarımın ve hayvancılığın bittiğini gördük. patates soğan ithalatı gördük, et ithalatı gördük.

    •tanzim satış çadırları, tanzim satış kuyrukları gördük.

    •madencilerin ölmesinin kader olduğunu, ölen madencilerin yakınlarına tekme atıldığını gördük.

    •ülkenin her şeyinin araplara satıldığını gördük.

    •garanti geçiş ücretlerini gördük.

    •hasta garantisi verilen şehir hastaneleri, yolcu garantisi verilen havalimanları gördük.

    •eğitimde dünya ülkeleri arasında son sıralara gerileyişimizi gördük.

    •tren kazaları gördük.

    •bakara makara diyerek din ile dalga geçenleri gördük.

    •kuran kurslarında, imam hatiplerde, cemaat yurtlarında tacizler tecavüzler gördük.

    •cinsel suçların yüzde 400 arttığını gördük.

    •kabataş yalanını gördük.

    •cami çıkışlarında miting yapıldığını, hutbelerde siyasi propaganda yapıldığını gördük.

    •mercedes'e binen diyanetçiler gördük.

    •mobil türbe gördük, ceddimiz süleyman şah'ın türbesinin oradan oraya gezdirildiğini gördük.

    •gündüz vakti avrupa birliğine girdik diye havayi fişekler atıldığını gördük.

    •rüşvet alan bakanlar gördük.

    •reza zarrab'ı gördük. önce kahraman olduğunu, sonra hain oluşunu izledik.

    •bol bol beton gördük, asfalt gördük. betonlaşan bir ülke gördük.

    •gelmiş geçmiş en yüksek dolar kurunu gördük.

    •en yüksek işsizlik oranını, yüksek enflasyonu gördük.

    •kayyumlar, iflaslar, konkordatolar gördük.

    ----------------------------------
    ----------------------------------

    peki neleri göremedik...

    •adalet ve kalkınma göremedik.

    •dik duruş göremedik.

    •refah, bolluk göremedik.

    •tasarruf göremedik.

    •özgür bir medya göremedik.

    •tarıma hayvancılığa destek göremedik.

    •imf'ye verdiğimiz 5 milyar doları göremedik.

    •fetö ile mücadele edildiğini göremedik.

    •liyakat göremedik.

    •feraset göremedik.

    •işini iyi yapan, ülkesini seven, idealist bürokratlar göremedik.

    •milli istihbarat teşkilatının çalıştığını göremedik.

    •açılan bir fabrika göremedik.

    işte koca bir 17 senenin özeti.
    gördüklerimiz, göremediklerimiz...
    34 9 ...
  • teröristlerle işbirliğini unutturma girişimidir.
    hdpli belediye başkanlarının bile aponun kardeşini bunlar kadar yağlamadığından eminim.
    her hak eden teröre destek suçundan görevden alınsaydı başta şunu yapanlar alınırdı:

    kayyum atamalarının arka planı
    16 2 ...
  • izmir'in hala cayır cayır yanma sebebi.

    sevgili arkadaşlar bunlar türk hava kurumu'nun yangın söndürme uçakları.
    yangın uçağı olmayıp yangın söndürme ihalesi almak

    bunların 3 tanesinde gece uçuş özelliği var ve dünya standartlarının üzerinde uçaklar.

    ama tarım ve orman bakanlığı yangın söndürme ihalesini halihazırda uçağı olan ve bu konuda tecrübeli olan türk hava kurumu yerine elinde tek bir yangın söndürme uçağı olmayan, kıçı kırık kiralık helikopterlerle yangın söndürmeye çalışan firmaya veriyor.

    başlığın ilk entrysinde yazdık bunları.

    şimdi sosyal medyada bazı hesaplar yangını söndürmüyor diye türk hava kurumunu suçluyorlar.
    lakin kurumun bu konuda yapabileceği bir şey yok.
    bakanlık türk hava kurumundan uçak talep etmezse o uçaklar uçamaz.

    ne kadar rezil bir ülkedeyiz yahu.
    ormanlar yanıyor, uçaklar yatıyor.

    allah belanızı versin.

    bu arada orman bakanımızı tanıyalım;
    (bkz: kardeşi fetö den tutuklu olan bakan)
    22 3 ...